'15 Temmuz Türkiye’ye Doktrin Değiştirtti'

FETÖ’nün kanlı darbe girişiminin ardından Türkiye’nin dünyaya bakışı, geleneksel ve yeni ittifaklarını da etkiledi. Son bir yıldaki gelişmeleri değerlendiren Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, artık eskisi gibi müttefiklerle blok halinde hareket etme devrinin kapandığını ve ‘konu başlıklı’ işbirlikleri döneminin başladığını söyledi. Erdoğan doktrini, bu sürecin en önemli enstrümanlarından biri.

'15 Temmuz Türkiye’ye Doktrin Değiştirtti'

FETÖ’nün kanlı darbe girişiminin ardından Türkiye’nin dünyaya bakışı, geleneksel ve yeni ittifaklarını da etkiledi. Son bir yıldaki gelişmeleri değerlendiren Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, artık eskisi gibi müttefiklerle blok halinde hareket etme devrinin kapandığını ve ‘konu başlıklı’ işbirlikleri döneminin başladığını söyledi. Erdoğan doktrini, bu sürecin en önemli enstrümanlarından biri.

15 Temmuz 2017 Cumartesi 11:42
'15 Temmuz Türkiye’ye Doktrin Değiştirtti'

 15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye’nin neredeyse tüm devlet organizasyonunu ve politikalarını etkiledi. Yargı, emniyet, ordu başta olmak üzere devlet organları yeniden organize edilirken, Türkiye’nin dış dünya ile olan ilişkilerindeki tablo da ‘netleşti’. Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler uzmanı Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, aslında 2011’de başlayan Türkiye’nin dış politikasındaki değişimin 15 Temmuz sonrası daha da şekillendiğine dikkat çekti. Güney, 15 Temmuz sonrası Türkiye’nin küresel denklemde ABD, Rusya, Almanya ve bölgesel güçler İran ve İsraille ilişkileri başta olmak üzere Türkiye’nin yeni dış politikasını ve dünyanın 15 Temmuz sonrasında ‘Türkiye algısını’ anlattı. 

- Önce dünyanın 15 Temmuz sonrası ‘Türkiye’ algısından bahsedelim. Darbe girişimi, PKK-PYD nedeniyle gergin olan geleneksel müttefikimiz ABD ile ilişkilerimizi FETÖ nedeniyle daha da gerginleştirdi. ABD’den 15 Temmuz’a nasıl bakılıyor? 

Ben hafta boyunca SETA’nın düzenlediği 15 Temmuz toplantıları nedeniyle ABD’deydim. Orada eski ABD eski Türkiye Büyükelçisi James Jeffrey gibi diplomat ve bürokratlar ile akademisyenler de vardı. Türk-ABD ilişkilerine dair daha sert konuşmalar beklerken ılımlı mesajlar verilmesi beni şaşırttı açıkçası. 

ABD ‘ÖNCELİKLER FARKLILAŞTI’ DİYOR

- Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği, oradan nasıl görünüyor?

Onlar, konuşmalarında 15 Temmuz sonrasında Türkiye ve ABD’nin ‘Tehdit algılarının’ ve önceliklerinin değiştiğini söylüyor. ABD için, şu anda öncelik Suriye ve Irak’ta DEAŞ ile mücadele. Musul ve Rakka’dan DEAŞ’ın temizlenmesinden sonra, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşeceğini düşünüyor. ABD’liler, PYD ile DEAŞ’ın taktiksel işbirliği yaptığını ve bunun sürmeyeceğini söylüyor. 

RAKKA SONRASI ÖNEMLİ

- Türkiye’nin ‘eksen’ değiştirdiği, ‘Batı paktından’, ‘Avrasya’ya kaydığı yorumlanıyor. ABD, Rusya, Almanya’dan ve dünya genelinden de 15 Temmuz sonrası Türkiye’ye bu şekilde mi bakılıyor?

Dünyaya büyük güçlerin Türkiye’ye ve olaylara bakışı farklı. Her zaman bölge ülkeleri ve Türkiye ile çıkarları örtüşmeyebiliyor. Türkiye’nin de öyle. Konu bazlı işbirlikleri söz konusu. Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi NATO üyeliği kapsamında blok halinde müttefik halinde hareket etmek söz konusu değil. Önemli olan şu: Başta ABD ve Rusya olmak üzere büyük güçlerin Musul ve Rakka’dan sonraki tutumları ne olacak? Bu bölgenin yönetimi, daha önce söylendiği gibi asıl sahiplerine mi bırakılacak? 

-Tersi bir senaryoya göre Rakka operasyonunun bitmesi sonrası boşa çıkacak olan PYD’nin elindeki ABD silahlarının Türkiye’ye dönmesi iki ülke arasındaki ilişkileri daha da gerebilir mi?

ABD’lilere ben de bunu söyledim. ABD tarafından o kadar söz verilip tutulmadı ki artık hem Türk halkı hem de hükümetinin güveni yeteri kadar aşındı. Burada en önemli mesele, Türkiye’nin güveninin yeniden kazanılmasıdır. Burada da iki konu öne çıkıyor, biri FETÖ diğeri PKK-PYD. ABD, YPG ile taktiksel işbirliği yaptığını ve Rakka sonrası silahların toplanacağını söylüyor. YPG gibi yerel birimler, üst düzeyde büyük güçlere hizmet eder gibi görünse de alt düzeyde ayrı gündemleri olabilir. Bu bir gerçek. FETÖ’nün kanlı darbe girişiminin ardından Türkiye’nin dünyaya bakışı, geleneksel ve yeni ittifaklarını da etkiledi. Son bir yıldaki gelişmeleri değerlendiren Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, artık eskisi gibi müttefiklerle blok halinde hareket etme devrinin kapandığını ve ‘konu başlıklı’ işbirlikleri döneminin başladığını söyledi. Erdoğan doktrini, bu sürecin en önemli enstrümanlarından biri. 

Yerli savunma sisteminde tarihi imza

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin kendi hava ve füze savunma sisteminin geliştirilmesi projesi kapsamında, Türk, Fransız ve İtalyan şirketleri arasında ilk mutabakatın imzalandığını açıkladı. Bir gazetecinin, Rusya’dan alınması planlanan S-400 hava ve füze savunma sistemine ilişkin sorusu üzerine Işık, açıkladığı konunun bundan farklı olduğunu söyledi. S-400’ün, Türkiye’nin acil ihtiyaçlarından kaynaklanan bir çalışma olduğunu dile getiren Işık, “Konu kendi mecrasında ilerliyor, bir sorun yok” diye konuştu.

15 TEMMUZ SONRASI iÇ VE DIŞ TEHDiT AYRIMI KALMADI

- Türkiye’nin, 15 Temmuz sonrası bölge ve dünya politikaları nasıl değişti?

Türkiye’nin bulunduğu bölgede, İran ve İsrail gibi bölgesel güçlerin anlaşamaması, vekalet savaşı yürüten küresel güçlerin artık bizzat bölgeye girmesi ve kendi içlerinde anlaşamaması ve bir de devlet dışı unsurlar olan DEAŞ ve YPG gibi unsurların durumu, yerlerinden edilen Türkmen ve Arapların ne olacağı, enerji koridorlarının durumu meselesi var. Ancak, sınırlarındaki durum bir beka sorunu olduğu için Türkiye pozisyonunu karşı tarafa yeterince açık söylüyor. Aslında Türkiye’nin dış politikası 2013 sonrasında değişmeye başladı. 2013’e kadar daha yumuşak gücünü kullanan bir politika uygulayan Türkiye, çok boyutlu terör tehditleri ve jeopolitik dönüşümle karşı karşıya. Jeopolitik dediğimiz, 2013 sonrası Arap Baharı ile Ortadoğu’daki iç savaşlar, terörist saldırılar, vekalet savaşları ve belli ülkelerin parçalanması Türkiye’nin dış politikasını kendine yönelik tehditlere karşı yenilemeye itti. Gezi’den başlayan ve meşru hükümeti devirmeye yönelik tüm girişimlerin ardından 15 Temmuz darbe girişimiyle, bu en üst noktaya ulaştı. Türkiye’nin güvenlik sorunlarında iç ve dış ayrımı kalmadı. Türk-ABD ve Türk-Alman ilişkilerinin en önemli sorunlarından biri FETÖ oldu. Dışarıdaki istikrarsızlık, Türkiye’nin içine de yansıdı. Hendek teröründe bunu gördük ama Türkiye bu süreci başarıyla atlattı. 15 Temmuz sonrasında, Erdoğan doktirini ile teröre karşı yönelik önlemler hem içerde ve dışarıda artırıldı. Bunu yurtdışında da söylüyorum. Türkiye yayılmacı değil savunmacı bir politika izliyor. Asıl amaç Türkiye’nin güvenliğini azami şekilde sınır güvenliğini sağlamak. Bekasına yönelik tehditleri gerektiği yerde karşılamaya yönelik adım sadece. 

EKSEN FALAN  KAYMADI ÇEŞİTLENDİ

- Türkiye, ABD’ye karşı Rusya ve Çin’le ilişkilerini geliştirerek denge politikası mı güdüyor?

Ben Türkiye’nin ekseninin kaydığını düşünmüyorum. Şimdi 15 Temmuz’dan sonra bu deniyor ama Arap Baharı’ndan önce bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmeye çalışırken de aynı şey deniyordu. Türkiye’nin yaşadığı coğrafyada hangi ülke olursa olsun, ilişkileri çeşitlendirmek zorunda.

Batı Paktı ya da Avrasya bloğu. Bu Türkiye’nin salt bir ittifaktan diğerine geçmesi anlamına gelmiyor, Türkiye ilişkilerini çeşitlendiriyor. Rusya ile olan ilişkilere de bu gözle bakmak lazım. 
 

Star

Son Güncelleme: 15.07.2017 12:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176