Hayatı büyük bir saraya, bir gökdelene benzetirsek, hayatın birer parçası olan eğitim, hukuk, ticaret, ekonomi, siyaset, idare, hükümet, aile, toplum, adalet, mahkeme, okul, kışla, ziraat, hazine, maliye, fabrika, üniversite, bakanlık, millet meclisi vb. meslek ve müesseseleri bu hayat sarayının birer odası olarak düşünülürse. Hem sarayın dış kapısının hem de tüm odalarının kilitlerinin anahtarı ‘Tevhid’dir. Bu kilitler ancak tevhitle açılır.
      Her kapının kendine has bir anahtarı vardır. Bu kapıyı açmak için yabancı bir anahtar kullanmak akılsızlığın işaretidir. Ayrıca hayatı ve onun yaratıcısını tanımamak demektir. Bunun gibi, hayatın ve onun bütün şube ve müesseselerinin tek anahtarı ‘Tevhid’dir. Bu anahtardan başka hiçbir yabancı anahtar hayat kapısını açamaz.
       İnsanlık âlemi komünizmi, sosyalizmi, faşizmi, liberalizmi… Denediler bunlarla açamadılar, dolayısıyla hayat sarayının mutluluğunu, tadamadılar, huzurunu bulamadılar. Hayatın onlara vermek istediği neşeyi, esenliği, istirahatı, gözaydınlığını, zevki-sefayı yakalayamadılar. Hayatın da hayat şubelerinin de kapıları yüzlerine kapalı kaldı.
        Onların sağlayacağı huzur ve nuru emniyet ve süruru bulamadılar.  Ne toplum bu kilidi açabildi ne de fertler. Bu hayat muammasını kim ve ne ile çözeceklerini bilemediler. Hâlbuki bu iş çok kolaydı, çünkü bu kilitleri açacak anahtar, saklı, gizli yerlerde değildi. O da diğer anahtarların yanında idi. Bir kere onu deneselerdi ya o zaman; “Aaa sarayın kapısı açıldı! diye keyiflerinden çığlık atarlardı. Ama gel gör ki elleri bir türlü o anahtarın üzerine gitmiyordu. Bütün anahtarları deniyorlar sıra ona gelince elleri ona varmıyor, elleri kırılasıcalar!... Ah! Bir deneselerdi ya! denemediler hayatı fertlere de topluma da zehir ettiler. Ahretlerini de berbat ettiler. Çünkü ahiret sarayının (cennet) anahtarı göklerin kapılarının aynısı idi. O anahtarı buradan götürmeleri lazımdı. Bu anahtarın adı ‘İman ve Tevhid idi.
        “Onlar ki, ayetlerimizi inkâr edip, onları (kabullenmekten) kibirlendiler onlara göklerin kapısı açılmaz, deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler. İşte böylece suçluları cezalandırırız.” (Araf Suresi/40).  Onların ellerindeki anahtarlar, cehennem kilitlerinin anahtarlarıydı. Artık onlar orada ağırlanacak, orada yatıp kalkacaklardı. “Onlara cehennemde (serilmiş) döşekler, üstlerinde yorganlar var, işte zalimleri böyle cezalandırırız” (Araf Suresi/41).  
        Evet, suyun içinde yaşayan fakat suyun ne olduğunu ve nerede bulunduğunu bilemeyen balıklar misali, dünya ve ahiret hayatının, göklerin kapılarının anahtarını bulamayan daha doğrusu onu bulmak, görmek istemeyenler, dünyada da ahirette de rezil oldular. Burada basiret gözünü açmayanlar, ahirette de kördürler. Burada aşağılık, rezil hayatı yaşayanlar, ahirette de rezil ve aşağılık bir hayat yaşamaya mahkûmdurlar.
       “İşte onlar ( Tevhid anahtarını kaybedenler) öyle kimselerdir ki, Allah onlara lanet etmiş, dolayısıyla onları sağır, gözlerini kör etmiştir. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler(i) üzerinde kilitleri mi var?” (Muhammed Suresi/23-24). 
Bir başka ayette de: “Kim bu dünyada kör ise (bu anahtarı görmezlikten gelirse) o ahirette de kördür ve yolunu daha da kaybetmiştir.” (İsra Suresi/72)
         Mutluluk ve huzur kapılarını açmak için beşeriyet, yeni anahtarlar uydurdular. Oysa bunlar dünün anahtarları, sadece renkleri ayrı, yeni bir boya ile boyanmışlardır. Problem, eski, gerici çağların problemleri...  Bu mucizevî anahtar bulunmayınca; fertlerde, toplumlarda, kurumlarda, hükümetlerde, devletlerde, herkeste ve her şeyde olumsuzluklar, skandallar, fecaatler, yolsuzluklar, hırsızlıklar, namussuzluklar, zulümler başladı. Acaba bu pislikleri yaşamada kim kime örnek oldu? Elbette tepedekiler, alttakilere örnek oldu, onları yoldan çıkardı. Huzur ve mutluluk anahtarını çalıp, saklayan tepedekilerdi, başkanlardı, idarecilerdi. Kendilerini mutsuz ettikleri gibi, fertleri ve toplumları da mutsuz ettiler. Çünkü gelen her nesli bozmaya kurguluydular. Fertlerden tutun toplumlara kadar, ferdi hayattan tutun devlet, kurum ve kuruluşlarına kadar hayat gemisi skandallarla, fecaatlerle, dehşet ve terör fırtınalarıyla sallanmaktadır.
         Bakınız iman ve Tevhid anahtarlarından bihaber idareciler, dünyayı nasıl bozgunculuğa, ifsada uğrattılar. “Onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde, biz ıslahatçılarız derler.’’(Bakara Syresi/11) . Öyle bir bozgunculuk yaptılar ki; önce imana şirki bulaştırdılar. Allah’ın haramlarını, kanunlarını hiçe sayarak kendilerini ilahlaştırdılar. Ondan sonra tabiata da müdahale ederek, gönüllerindeki pisliği tabiata akıtmaya başladılar...
Yazımıza inşallah önümüzdeki hafta devam edeceğiz. Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun, Rabbimiz Cuma'nın feyzinden nasibdar kılsın...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Osman Baharçiçek 2018-07-28 09:46:14

Beşeri sistemlerin insanlığa vereceği bir şey olmadığını yaşayarak görüyoruz. Çare Allah'ın ipine sarılmak ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamak. Ellerine yüreğine sağlık üstat.Selam ve dua ile

banner156

banner155