İnsanların ayakları yerden kesildi... Apartmanda... Evde... Koltukta... Arabada... Uçakta... Yolda... Ayaklar toprağa, yere, arza, yeryüzüne değmeli... Değdikçe insan insan biraz daha gerçekliğe yakınlaşacak... Yerden uzaklaştıkça kopuş hızlanacak...

İnsan ne kadar kopmaya çalışırsa çalışsın; eninde sonunda tekrar kendi isteğiyle olmasa da zorunlu olarak eve- toprağa dönecek..

***
İnsanlar gözlerini ekrandan ayırmıyor.
Önce televizyondan ayırmazlardı şimdi telefon ekranından ayırmıyorlar.
Yolda, komşu ziyaretinde, sohbette, yolculukta, derste, yemekte, konferansta...
İnsanlarla yüz yüze iken ilişkilenmek zor geliyor.
Ekrandan konuşmanın konforunu, bedelsizliğini, hassasiyetsizliğini, usulsüzlüğünü yaşamaya devam ediyorlar.

***

Hayatın anlamı; Allah’tır.
Allah’a varmayan,
Allah’tan kaynaklanmayan,
Allah’ın rızasına yönelmeyen,
Allah’ın korku ve sevgisi ile bezenmeyen,
Allah ile birlikte olunmayan
her iş, söz, algı, anlayış, düşünce, dil, din, dert, mücadele
ANLAMsızdır.

***

Anlamak Soruları:
1- Anladın mı?
Allah'ı- kendini- alemi- eşyayı- mülkü- iktidarı- ekonomiyi- dünyayı- ahireti- bilgiyi- gördüklerini- okuduklarını- düşündüklerini- sayıları- fiziği- şehirleri- savaşları...
2- Anlamadın mı?
3- Neyi anlamadın?
4- Neyi anladın?
5- Anladığım gibi anladın mı?
6- Anlamadığını anladın mı?
7- Anladığımı anladın mı?
8- Anlaman için ne yapabilirim?
9- Ne anladığını anlatır mısın?
10- Anlamadığımı anlamadın mı?
11- Anlamadığını anladın mı?
12- Anladın ama neden anlamamazlıktan geliyorsun?
13- Anlamamak için neden bu kadar direniyorsun?
14- Anladığına yeni anlamlar verebildin mi?


***
Eksik!
Söz eksik! İman eksik! Düşünce eksik! Yol eksik! Yazı eksik! İş eksik! Sen eksik! Ben eksik! Para eksik! Dini eksik! Bilgi eksik! Ekmek eksik! Kitap eksik! Koltuk eksik! İnsan eksik!
Hayat eksikleri tamamlama serüvenidir.
En büyük aldanış, herşeyin tamamlandığını zannetmektir.
Şimdi dönüp bakmak zamanı... Eksik olan ne?


***
Unutmaya çalışın!
Yaptığınız iyilikleri... Kazandığınız zaferleri... Kaybettiğiniz dostları... İşlediğiniz günahları... Öğrendiğiniz bilgileri... Yürüdüğünüz yolları... Yaşadığınız mekanları... Çektiğiniz acıları...
Söylediğiniz sözleri... Ettiğiniz duaları... Düştüğünüz halleri...
Unutun!
Unutun ki; yenilenesiniz, durmayasınız, bilenesiniz, güçlenesiniz...

***

Günahlar uyuşturucu gibidir.

Bir kere yapmakla bir şey olmaz, demekle başlar.

Sonrasında müptelası olursunuz.

***

Baba! Baba’da yaşamak... Baba’da yurtlanmak... Baba’dan sürgün olmak... Baba’dan kaçmak... Baba’yı bulmak... Baba’yı aramak... Baba’da kaybolmak... Baba’da görmek... Baba’da bilmek... Baba’da duymak... Baba’ya isyan etmek... Baba’da zafer kazanmak... Baba’da yenilmek... Baba’yı kaybetmek... Baba’yı yargılamak... Baba’yı anlamak... Baba’yı yaşatmak...

***

Konuşuyoruz... Tartışıyoruz... Anlatıyoruz... Ama Edep dairesinden çıkmış konuşma- tartışmanın hiçbir değeri yoktur. Sanal ortamlarda karşıtlar birbirine küfür- tehdit- hakaret giderek çoğalıyor. Hâlihazırdaki tartışmanın tarafları Müslüman olduğunu iddia ediyorlar. Müslümanlar ama Edepsiz Müslümanlar bunlar... Merhamet, nezaket, letafet, sabır kavramlarını unutup nasıl da kin, öfke, kibir, bencillik gibi şeytani hasletlere sarılıyoruz.

***

Bu dünyada yanan, ahirette yanmayacak.

Bu dünyada yanmayan, ahirette yanacak.

***

Ağlamaktan ve ağlaşmaktan, düşünmeye, proje üretmeye, sorun gidermeye ve adım atmaya vakit bulamıyoruz. Duyarlılık ile ağlaşmayı birbirine karıştırıyoruz!

***

Merdiven! Merdivenden çıkmak! Merdivenden inmek! Merdivenden düşmek! Merdivende oturmak! Merdiveni indirmek! Merdivenden korkmak! Merdiveni bozmak! Merdiveni yıkmak! Merdivenlerde birkaç basamak birden atlamak! Merdiven boşluğundan düşmek! Merdivenlerden ters inmek! Merdivenlerde beklemek! Merdiven yapmak! Merdiven dayamak! Merdivenlerde ölmek! Merdivenle ilişkimizi gözden geçirelim.

***

Doğru bilinen doğrular... Doğru bilinen yanlışlar... Yanlış bilinen doğrular... Yanlış bilinen yanlışlar... arasında geçen bir mücadeledir; Hayat...

***

Dağda kalana kurt musun?

Yaban olana yurt musun?

***

Meseleye, İnsana...

Yukardan, uzaktan, fildişi kuleden, televizyon ekranından, gazetenin sayfasından, internetten, rezidanslardan, bürokrasi odalarından, değil İnsanın vicdanından, İşçinin- çalışanın alınterinden, zamanın ve mekanın ruhundan, sokağın içinden, mazlumların gözyaşından- isyanından, fabrikanın içinden, hane- hastahane- hapishanenin içinden,

Bakmak lazım...

***

Dikkat! Aldatılıyor olabilirsin!

İnsanlar için en zor şeylerden biri; Aldatıldıklarını Kabul Etmek.

İnsanlar; Nefisleri, Televizyonları, İnternet siteleri, Gazeteleri, Sinemaları, Liderleri, Örgütleri, Patronları, Başkanları, Partileri, Tarikatları, Şeyhleri, Kardeşleri, Dava arkadaşları, Devletleri, Dostları, Şeytanları, tarafından Aldatıldıklarını kabul etmek istemezler.

Ne kadar çabuk, aldatıldıklarını kabul edip, tedbir alırlarsa, zararı o derece azalacaktır.

En vahimi aldatıldığı halde ve değişik vesilelerle uyarıldığı halde bu aldatılmayı kabul etmemesidir.

Aldatılma sonunda oluşacak; hüsran, pişmanlık, öfke, yıkım, kaostan geri dönüş olmayacak ve sonuç değişmeyecektir.

***

Beklemek güzeldir...

Ezanın okunmasını... Dudaklardaki duayı... Gözlerdeki umudu... Gurbetten dönüşünü... Duaların kabul oluşunu... Esaretten kurtuluşu... Karanlığın bitişini...

Beklemek güzeldir...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.