​Münevver Karabulut'un kafası kesilip bavula konulduğunda, o vahşi cinayeti işleyene kısas uygulansaydı..

Özgecan cinayetini işleyenin cezasını vermek aileye verilseydi..

Masum minicik bedenlere tecavüz edenlerin cezaları kent meydanında dar ağacında sallandırılsaydı..Belki bu gün bu canilere verilen cezalar caydırıcı olur toplumun psikolojisi bu kadar bozulmaz adalet yara almazdı..Bizde artık adet haline geldi sanırım.Her münferit bir olay karşısında toplumsal duygular kabarır, halk idam isteriz talebini yineler.. devlet yetkilileri açıklama üstüne açıklama yaparlar..Mesela bir Özgecan cinayeti sonrası oluşan tepkiler resmi açıklamalar malumunuzdur.

Peki neticede ne oldu hiç bir şey..

Cinayetlerin ardı arkası kesilmedi.. küçücük bedenler vahşice katledildi,cinsel istismar, tecavüzlerin ardı arkası kesilmedi..

Mavi gözlü, mavi boncuklu dünya güzeli Leyla'nın cansız bedenine ulaşıldı ..Toplumsal vicdan ayakta..Yine idam talebi gündemde..Türkiye'de idam cezası en son 1984 yılında uygulandı.9 Ağustos 2002 tarih ve 4771 sayılı kanun ile ( Avrupa Birliği 3. Uyum Paketi) ile idam cezası kaldırıldı.

Cezalardaki caydırıcılık ne kadar etkili..Ülkede işlenen suçlarla mücadelede verilen cezaların caydırıcılığının olmadığı artık bir gerçek.Suçlu alacağı cezayı önceden kestirebiliyor.En basit bir örnek: işlenen hırsızlık suçlarında hangi caydırıcılık var. İşin diğer bir tarafı hırsızlık yapan kişinin yaşına ve sabıkasına bakılıyor.Sabıkası yoksa ilk defa hırsızlık yapmışsa büyük ihtimal erteleme ceza ile serbest kalıyor. Eşyası çalınan kişi eve gelmeden hırsız ondan önce evine geliyor..İlk suç işlendiğinde gerekli caydırıcı cezalar verilseydi bu kadar hırsızlık olayları artmazdı.Bakınız kapkaç olayları nasıl kesildi. Kapkaç suçu gasp kapsamına alınınca.Bir günde üç kapkaç olayına karışan kişi gasp suçundan 30 yıla çarptırılınca gasp olayları bıçak gibi kesildi.Küçük yaştaki çocuklara tecavüz olayında vatandaşın kanaati darağacında sallandırmaktır.

 Fakat açıkçası hukuki düzenlemeler yetersiz ve eksik. Bu sapık hayvanların yargılanma biçimleri problemli. Ve cezalar caydırıcı değil.

​Çocuklara yönelik cinsel istismara yönelik yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Minik bedenlere yönelik girişilen bu eylemin cezasının “idam” olması konusunda toplumda genel bir kanaat var. Bu kanaatin acilen dikkate alınması gerekiyor.

Son bir haftadır ülke gündeminin ana merkezine oturan idam talebi ve caydırıcı cezalar TBMM'nin de gündeminde..Bu konu artık ertelenmesi mümkün olmamalı..

Anayasayı değiştirmek suretiyle ''istisnai idam cezası'' başlıklı bir bölüm açılması..

“Cinsel istismar, cinayet” gibi insan onuru ve yaşam hakkına yönelik suçları kapsayan “idam cezası”nın önünün açılması gerekiyor.

Yoksa, biz “Cinsel istismardan nasıl korunulur?” Ya da “İstismara uğrayan çocukların, kadınların psikolojisi nasıl onarılır?” sorularının cevapları peşinde koşarken, sapıklar, karanlık ve sessiz ortamlarda sesini çıkaramayan çocuklara, kadınlara cinsel istismarda bulunmaya devam edecek.

Yeni düzenlemenin gecikmemesi için hızlı davranılmalı.

Bir şey daha yapılmalı.

Cezaların uygulanmasındaki sistem çarpıklığı da düzenlenmeli.

Uygulamadaki, en dikkat çeken husus, “İyi hal indirimi” ile infaz kanunundaki indirimler. “İnfaz indirimi” denen bir şey var!

Suçunun yasal cezası 20 yıl ama 3’te bir indirime tabi mesela. Ya da sokaktaki jargonuyla, “Yatarı bilmem şu kadar yıl” diye bir kavram var. Yani, bir suçu işliyor suçunun cezası bilmem kaç yıl ama suçlu infaz kanunundaki indirimden yararlanıp en kısa sürede aramıza karışıyor.

Maalesef bu cinsel suçlarda da böyle!

Bir de “iyi hal indirimi” denen husus var ki evlere şenlik.

Cinsel suçu işliyor. Yakalanıyor. Tutuklanıyor. İlk mahkemeye pişkin pişkin hiç yüzü kızarmadan çıkıyor. Çıkarken takım elbise giyip boynuna bir de kravat takıyor. “Pişmanım hakim bey” diyerek boynunu büküp ellerini önden bağlıyor. Mahkeme başkanı ile göz göze gelmemek için yere bakıyor.

Sonuç: “Suçu işlediği için bilmem ne kadar cezaya çarptırılmasına. Ancak mahkemedeki iyi hali gözetilerek bilmen ne kadar indirim yapılmasına. Bir de ceza infaz yasasının ilgili maddesi hükümlerince infaz indirimine” denerek hüküm açıklanıyor. Bir de bakıyorsunuz ki birkaç yıl içinde o sapık hayvan aramızda dolaşmaya başlıyor.

Metrobüse biniyor, minibüse, taksiye biniyor, otobüse, metroya biniyor. Markete, çarşıya çıkıyor. Sonra bir gün aynı suçu yeniden işliyor!

Çünkü, bırakın cezanın caydırıcılığını, cezanın bir hükmü bile yok!

O nedenle cinsel suçlara ilişkin ağır cezalar verilmesine ilişkin düzenlemeler yapılırken Allah aşkına, ceza uygulamalarının çarpıklığında da bir düzenleme yapılsın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.