İstiklal şairimiz merhum Mehmet Akif derki;
Ey Müslüman!
“Şu vahdet tarumar olsun” deyip saldırma İslam’a
Uzaklaşsan da imandan cemaatten uzaklaşma!
İşit, bir hükm-ü kat’i var ki istinafa yok meydan:
“Cemaatten uzaklaşmak uzaklaşmaktır Allah’tan”.


Yıllardan beridir bölücülükle vatanımızı tehdit eden bir yapıya ülke olarak  ilk defa şiddetli bir cevap veriyoruz. Rabbim muzaffer kılsın. Bu bir savaş mıdır barış mıdır tartışmalarına İslami literatürden bakarsak;  Bu bir İ’la-yi Kelimetullah davasıdır. İ’la-yi Kelimetullah ise Allah’ın hükümlerini yeryüzünde hakim kılmak için gösterilen her türlü çabadır. Bu kavram Kur’an-ı Kerim’de Müslümanları Allah yoluna savaşa teşvik eden bir ayette geçer. Allah yolunda savaşmanın Allah’ın kelimeleri (tevhit)ni yüceltmek olduğu ifade edilir. (Tevbe 9/40). İslam Müslümanların mal ve can güvenliğini sağlamak, inançları konusunda baskı altında kalmalarını önlemek, kendilerine ve ülkelerine her türlü tehdidi önlemek için yapılan savaşı Allah yolunda bir mücadele olarak meşru kabul eder. Yeryüzünde fitne çıkarmak, düzeni bozmak, tecavüz ve sömürü aracı yapılan savaşları ise kabul etmez (Bakara, 2/11-12, 205; Nisa 4/ 94;Araf , 7/ 85-86)


Bu toprakların her bir ferdi bilir ki vatan kutsaldır. Vatan olmazsa Allah yolunda savaşılmaz. Vatan sevgisi  insanımızın genlerine yerleşmiş köklü bir duygudur. Ülkemizi mamur hale getirecek tek güç vatan sevgisidir. Bu güç sayesinde insanımız her tür sosyal ve ekonomik haklarından feragat eder hatta canını bile vermekten çekinmez.İşte bu duyguların yoğun yaşandığı tarihe geçecek günler yaşıyoruz. Bu zamanlarda önümüzü kesecek en büyük tehlike ise bu kutsal davanın ırk ve asabiyet gibi kötü duygularla gölgelenmesidir. Bu memleketin her bir vatandaşı ülkesi uçurumun kenarındayken bunu kenardan seyretme lüksüne sahip değildir.Herkes taşın altına elini koymalı birlik ve beraberliğimize zarar getirecek her türlü davranıştan uzak olmalıdır. Bölücülüğü ilke haline getirmiş bir grubla aynı ırktan gelen vatandaşlarımızın horlanması suçlanması bu davaya yapılan en büyük ihanettir. Yahudiliğin bu topraklara attıkları bu ırkçılık ve asabiyet tohumlarını ortadan kaldırmalı ve yeniden cemaat ruhunu canlandırmalıyız.


İslam tarihinden günümüze ışık tutacak bir olayı naklederek devam edelim. Hepimiz biliriz ki ashabı kiram Ensar ve Muhacirin den oluşan iki gruptu. Bizzat Cenab-ı Hakk’ın verdiği bu isimlerden muhacir olanlar Mekkeli müşriklerin eza ve cefasından dolayı yurtlarını terk edenlerdi. Ensar ise muhacirlere tarihte emsali görülmemiş fedakarlıklar yaparak onlara kol kanat geren Medineli Müslümanlardı.Ancak Ensar da kendi arasında iki kabileye ayrılıyordu. Evs ve Hazreç. İslam’la şereflenmeden önce birbirlerine düşman ve birbirleriyle devamlı savaşan bu iki grup şimdi kardeştiler ve resulullaha her türlü desteği veriyorlardı.
Medinede ki Müslümanların bu hali orda yaşayan Yahudileri oldukça rahatsız etmişti.Siyer kitaplarında geçen  rivayete göre yaşlı bir Yahudi Evs ve Hazreçten iki Müslüman gencin oldukça samimi diyaloglarını görünce bunu kendileri için çok büyük bir tehlike olarak gördü ve bir Yahudi genci bularak;


-Git şunlara geçmişte yaşadıkları savaşları anlat! O günlerle ilgili yazılmış şiirlerinden oku Dedi.
O Yahudi genç, o Müslüman grubun yanına gidip  istediğini yaptı. İki kabileden birinin şairlerinden o savaştıkları günlerden biri hakkında söylemiş olduğu bir şiiri okudu. Karşı taraf ta kendi şairlerinin o günler hakkında söylediği şiirlerinden okumaya başladılar, hatıralar canlandı, tartışma çıktı, birbirlerine karşı övünmeye başladılar, iş ilerledi ve iki kabileden iki kişi; önce birbirlerine sövmeye, sonra kavgaya başladılar da birbirlerine hücum ettiler. "İsterseniz o günü tekrarlarız!" dediler.


 İş daha da büyüdü ve ikisi de kabilelerini "Ey Evs oğulları, ey Hazrecoğullan!" diye imdada çağırdılar ve kavgayı dışarıda devam ettirmek üzere iki grup da taraftarlarına "silâha, silâha." diye çağırdılar; Evsliler ve Hazrecliler toplanarak Medine dışında taşlık bir yere çıktılar. İşi duyan Hz. Peygamber beraberinde muhacirlerden bazıları olduğu halde hemen oraya gitti;
 "Ey Müslümanlar! Allah’tan  korkun. Aklınızı başınıza alın, daha ben sağ iken aranızdayken cahiliye davalarımı güdüyorsunuz? Diyerek tesirli bir konuşma yaptı. Bunun üzerine yaptıklarına pişman olarak ağlaşıp birbirlerine sarıldılar.İşte bunun üzerine Allah Tealâ Ali İmran suresi 100-103üncü ayetleri indirdi.


Tarih tekerrürden ibaret değil midir. Rabbim bu zor günlerde bize yardım etsin, ipine sımsıkı sarılmayı nasip ,aramıza serpilen nifak tohumlarını bertaraf etsin.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155