Arafat’ta irfan iklimindeyiz… Maşeri kalabalıkla adeta mahşeri yaşıyoruz…

Arafat mektebinde arifleşmek derdindeyiz…

Vakfe vukufiyet ve vakfolmakla meşgulüz… Yani duruş, biliş ve adanış arayışındayız…

Henüz kurban kesmedik, önce kurbiyet peşindeyiz… Takarrub-u ilahiyi nasıl yakalayacağız?

Her türlü mazhariyet, marifet, hikmet, rahmet ve nusretin adresi burası olsa gerek…

Allah ile iletişimin en güzel ve en güçlü imkânın burada olduğunu biliyorum…

Ve vakfede, vahiy pınarından dört ayet yüreğime damlıyor…

Hangi şartlarda Allah ile birlikteliği gerçekleştirebileceğimi ve sürdürebileceğimi öğreten ayetler…

Allah merkezli bir yaşamın inşasında sütun ayetler…

Bir… “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim…” (Mü’min, 60)

İki… “Öyle ise beni anın ki ben de sizi anayım…” (Bakara, 152)

Üç… “Hatırlayın ki, Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) arttıracağım…” (İbrahim, 7)

Dört… “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder…” (Muhammed, 7)

Şarta bağlanan dört sorumluluk…

Dua… Zikir… Şükür… Yardım…

Evet, dört dörtlük bir kulluğun kurallarını öğreten dörtlü ayet grubu…

Gerektiği gibi hareket ederseniz, hakkını verirseniz, siz, size düşeni yaparsanız gerisi gelecektir. Amaç gerçekleşecektir.

Ama önce,

“Eğer bana dua ederseniz…” (40/60)

“Eğer beni anarsanız…” (2/152)

“Eğer bana şükrederseniz…” (14/7)

“Eğer bana yardım ederseniz..” (47/7)

Sürekli adını andığımız Allah’a nasıl odaklanacağımızı ve adanacağımızı bildiren ayetler…

Allah ile nasıllığımızı netleştirebileceğimiz, nitelikli bir kulluğun anlam kodlarını bulacağımız bir yol haritası sunuyor bizlere…

Allah için olmanın içini nasıl dolduracağımızı öğretiyor…

O’nun gözetiminde kendimizi bu ayetlerle güvenceye alıyoruz…

Ayetlerin öne çıkardığı görevler:

Dua…

“De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin…” (Furkan, 77)

Demek ki, değerimiz ancak duamız kadardır. Tüm boyutları ile derinlikli dualar… Dua ile dalma, doyma, durulma ve doğrulma…

Umudun bir adı varsa o da duadır…

Dünyevileştikçe, duasızlaşıyor ve duyarsızlaşıyoruz…

Hz. Ömer(ra): Ben dua ettiğimde Allah’ın kabulü konusunda endişem yok. Benim kaygım, ben de dua etme isteğinin oluşmamasıdır.

Allah’ı anmak(zikir)…

Biz Allah’ı önemser ve öncelersek Allah’ta önümüzü açacaktır…

Bizim gündemimizde Allah kaçıncı sıradaysa, Allah katında seviyemiz, kıymetimiz ancak o kadar olacaktır…

O halde Allah’ı anın, anlayın, anlatın ki, isminiz illiyinde anılsın…

Her an ve her alanda çokça zikir…

Peki, zikir nedir?

Allah’ı sürekli gündemimizde tutmaktır… Hiç unutmamak ve O’na uzak düşmemektir.

Şükür…

Şükür nedir?

Allah’ın verdiği nimetleri amacına uygun kullanmaktır…

Şükür yoksa geriye şımarıklık ve nankörlük kalır.

Doyumsuz bir dünyada… Haz, hız, hırs çağında ancak şükürle şeref buluyoruz…

Efendimizin (sav) kulluktaki şiarı ve şuuru belli:

“Şükreden bir kul olmayayım mı?”

Allah’ın dinine yardım…

Biz O’nun için olunca O’da bizim için olacak…

Biliyorum “Biz O’na yürüyerek gitsek, O bize koşarak gelecektir…”

Biz O’nun davasını dert edinirsek, O dertlerimizi alacaktır…

Yeter ki rağbetimiz, ribatımız, recamız, rücumuz sadece O’na olsun.

O’nun velayeti, kefaleti, vekâleti bize yeter…

Rabbanilik yolunda rıza ve rıdvana ancak böyle yürürüz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.