Kavramlar, sözlük ve terim anlamları yönünden farklı içerikli olmakla birlikte bazı kavramlar da zamanla anlam erozyonuna uğrayarak ilk kaynağında kullanıldıkları anlamdan uzaklaşmaktadır. Anlam erozyonuna uğrayan dini bir kavram, erozyon sonrası kullanıldığı anlam, konu ile ilişkin dini hükmün anlaşılmasına engel olur. Kavramın ifade ettiği sözlük anlamıyla terim anlamını birbirinin yerine kullanmakla da büyük bir yanlışa yol açılır. Arapçadan Türkçeye bir çeviride, Peygamberimiz (sav)’in mübarek naşına Allah(c.c) salât etti, sonra melekler salât etti sonra erkekler sonra kadınlar sonra da çocuklar salât etti" diyordu. Mütercim buradaki ‘salât’ sözcüğünden ‘namazı’ anlıyordu. Dolayısıyla şöyle diyordu: “Peygamber efendimizin cenaze namazını önce Allah kıldı daha sonra melekler, erkekler, kadınlar ve çocuklar kıldı”. Oysa buradaki "salât", şer'i manası olan namaz anlamında değil sözlük anlamı olan dua, rahmet, istiğfar anlamında idi. Bu halde “Allah salât etti” cümlesinin ve diğer cümlelerin anlamı: “Allah rahmet etti, melekler istiğfar etti, erkekler, kadınlar ve çocuklar da mübarek naşı için Allah'a dua etti” demektir.

Tıpkı bunun gibi ibadet, ilah, rab, din, iman, küfür, nifak ve cahiliyye kavramları da her biri zamanla anlam erozyonuna uğramıştır. Rab kavramının anlamını birinci kaynağında olduğu gibi anlamayan, benim rabbim Allah'tır dediği halde Allah'tan başka rabler edinir. Benim ilahım Allah'tır dediği halde Allah'tan başka ilahlar edinir. Benim dinim İslam'dır dediği halde beşeri bir takım doktrinleri din edinir. Yine ibadetin asıl manasının şuurunda olmayan Allah'tan başkasına veya Allah ile birlikte bazı kimselere ibadette bulunur da farkına varamaz. Aynı şekilde imanın, küfrün ve nifakın asıl anlamlarının şuurunda olmayanlar da küfrü iman yerine, imanı nifak yerine kullandıkları, evliyalık adına, zikir adına şirke bulaştıklarına maalesef şahit olmaktayız.

Ayrıca bütün dillerde bazı kavramlar var ki değişik terkiplere girdiğinde ayrı ayrı anlamlar yüklendikleri görülmektedir. Mesela "çalma" sözcüğü bunlardan biridir. Kapı çalma, davul çalma, para çalma vb. anlamlarıyla beraber birçok başka anlama da gelir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Arapça dilinde de bir kavramı bu tür farklı anlamlara çeken terkiplerle zaman zaman karşılaşıyoruz. Sözlük anlamıyla böyle olduğu gibi, dini bir terim olarak da farklı içtihatlar sonucu farklı anlamlara gelmektedir. İman ve küfür kavramları da böyledir. "İmanın" sözlük anlamı Arapça dil kuralına göre aldığı ön takılarla değişik anlamlara geliyor:

"Amene(iman)+bihi" = tasdik etti, güvendi.
"Amene(iman)+lehu" = kabul etti.
"Amene-iman = (hemzesi geçişlilik içinse) birini bir şeyden emin ve salim kılmaktır. Yüce Allah'ın "El-Mu'min" sıfatı bu anlama geliyor.
"Amene-iman = (hemzesi dönüşlülük içinse) emin oldu, eminlik haline dönüştü demektir.

Şeriatın örfünde ise kıble ehli, imanı değişik şekilde yorumlamıştır. Daha çok yaygın olan;
1-Dinin kesin hüküm ve mükellefiyetlerini kalple tasdik, dil ile ikrardır. Bu görüş, Ebu Hanife ve birçok fakihlerin görüşü olarak bilinmektedir. Ayet ve hadislerin üzerinde iyice durulduğu zaman iman ve amelin birbirinden ayrı olduğu, amelin imanı arttırdığı veya kuvvetlendirdiği yani imanı kemale erdirdiği anlaşılmaktadır. Nitekim “Onlar ki iman edip salih amel işlediler”, “Onlar ki, gaybe inanıp namazı ikame ettiler...” gibi ayetlerde amel imana atfedilmiştir. Dil kuralına göre ma'tuf (atfedilen), ma'tufun aleyh (üzerine atfedilen) ayrı ayrı şeylerdir.

 Ayrıca “Ey iman edenler Allah'a samimi bir tevbe ile tevbe ediniz.” “Toptan Allah'a tevbe ediniz ey müminler!”  Gibi ayetler günahlarla (hangi günah olursa olsun) birlikte imanın bulunabileceğini ifade ediyor. Çünkü tevbe günahlardan dolayı yapılır. Yine "Kim salih amel işlerse mümin olduğu halde..."  Ayetinde salih amel imanın var olma şartına bağlanmıştır. Bir şeyin şartı o şeyin mahiyetinden ayrı olduğu dilin icaplarından olduğuna binaen bu ayette de imanın ayrı olduğu anlaşılmaktadır.

Devamı haftaya…                                          

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.