Bu fikri benimseyen çok insanın olduğunu görüyoruz. İnanıyorsa bir hasta psikolojik olarak rahatsızlanmaz. En hafif haliyle maalesef bu insanların insan psikolojinden anlayabildiklerini söyleyemem. Zira demek rahatsızlık yaşamamışlar, yaşayan yakınları yok veya onlara da böyle davranıyorlar. Yine en hafif şekliyle psikolojik rahatsızlıklar hayatta karşılaşılan zorluklarla ilişkilidir. Bu insanlar zorlukla karşılaşmıyor mu? Sıkılmıyor, bunalmıyor mu? Çözemedikleri problemler karşısında intihar etmek akıllarına hiç gelmiyor mu? Doğrusu anlamakta zorlanıyorum. Referans peygamber efendimiz ise şayet en derin hüzünleri o yaşamamış mı? İnanmayacaklar diye kendini yiyip bitireceksin ifadesine o muhatap olmamış mı? Hz. Yunus başını alıp uzaklara gitmemiş mi? Hz Eyup sabır diye diye neredeyse taşı çatlatmamış mı ? Hal böyleyken nasıl oluyor da müslüman hastalanmaz deniyor? Asıl duyarlı bir müslüman tablo karşısında çatlar? Yataklara düşer dert ve ızdıraptan. Uykuları kaçar iştahı kesilir. Yine efendimizin dediği gibi benim bildiklerimi bilseydiniz başınızı alır dağlara kaçardınız. Psikolojik rahatsızlık nedir? Bunlardan farklı mıdır? 
Peki, psikolojik rahatsızlıklarda inanç etkili değil mi? Tabii ki etkili. İnsan bir sıkıntıyla karşılaşınca bunu çeşitli yollarla halletmeye çalışır. En azından üstesinden gelmeye çalışır.  Bazısı olayı yok sayar, bir problem yokmuş gibi davranır, kendi kendini kandırır derler ya. Uygun bir yaklaşım değil. Bazısı arkadaşına danışır. Bazısı alkol alabilir. İnanan insan tevekkül edebilir. Bela ve musibet Allahtan gelir der; dayanmaya çalışır. Ailesi yakınları ona destek olursa daha kolay atlatabilir. İflas etse kısmet diyebilir. Ama bu yaklaşım kaç insan da bir vardır. Üstelik psikolojik rahatsızlıkların kökeninde ailesel geçiş yatmaktadır. Ailede psikolojik bir rahatsızlık varsa başka bir bireyde de olma ihtimali yüksektir. Beyin devrelerinin sağlamlığı hassasiyetinde genlerin önemli payı bulunmaktadır. İnanan insan depresyona girse intihar düşüncesi daha az olabilir. Alkol ve madde kullanımı ve bunların yol açtığı hem bedensel hem de psikolojik-akli hastalıklar daha az olur. 
Sonuç olarak moral bozukluğu, kaygı bozukluğu, takıntı hastalığı, depresyon, fobiler-korkular herkeste olduğu gibi inanan insanda da bulunabilir. Burada genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı birçok faktör rol oynamaktadır. Nasıl ki böbrek, karaciğer, troid hastalıkları olsa sen neden hasta oldun inanmıyorsun dersen saçma olur, benzer şekilde psikolojik rahatsızlıklarda içsel hastalıklardır. İnsanın elinde değildir. Fakat her hastalıkta uyulması gereken noktalar olabilir. Tansiyon hastası tuzdan kaçınacak, şeker hastası öğünlerine dikkat edecek. Benzer şekilde psikoloji hastası da uzmanın tavsiyeleri doğrultusunda korkularının üzerine gitme, istemediği halde kendine planlar kurup bunları yapmaya çalışması gerekir. Derdini söylemeyen derman bulamaz. Dua edebilir ama Allahım şifa ver diye dua ederken aynı zamanda şifası için üzerine düşeni yapması gerekir. Hastalık Allahın insan bedenine koyduğu normal işleyişin bozulmasıdır. Bu zor bir alandır ve uzmanına başvurmak her zaman daha doğru olandır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.