Filiz Ali, büyük yazarımız Sabahattin Ali’nin kızıdır... Ünlü bir müzikologdur... “Filiz Hiç Üzülmesin”in de Filiz’idir...
Filiz Hanım, babasının ortadan kaldırılmasıyla sonuçlanan “gizli servis tertibinin” CHP’nin eseri olduğunu tekrarlıyor ve Kılıçdaroğlu’nun “Evet, Sabahattin Ali hadisesinden CHP sorumludur” sözlerine hak veriyor.
Filiz Ali, Balçiçek İlter’e içini dökmüş...
İzleyemedim... İnternet Haber’den okudum...
Konuşmasının bir yerinde şöyle bir şeyler söylemiş: “Bir gerçeği dile getirdi Sayın Kılıçdaroğlu. Çünkü Sabahattin Ali 1948 yılında öldürüldü. CHP tek parti iktidarı olarak hükümetteydi. Esasında 1946’dan itibaren Demokrat Parti de vardı ama DP’nin milletvekilleri eski CHP’liydiler zaten... Onun için bence farketmezdi. Zaten, Adnan Menderes’in ve Samet Ağaoğlu’nun sonradan Sabahattin Ali’nin öldürülmesiyle ilgili bilgi sahibi olduklarını da öğrendik... Sabahattin Ali’nin CHP iktidarı sırasında öldürüldüğü zaten bir gerçek... Kılıçdaroğlu’nun bunca sene sonra bir gerçeği dile getirmesi iyi bir şeydir.”
İyi bir şeydir de, biz bu “iyi şey”in keyfini süremiyoruz maalesef.
Kararlı ve derin solcularımız, yıllarca Sabahattin Ali eyyamı yaptılar.
Bu büyük yazara yapılan fena işleri dile getirdiler...
Kitaplar yazdılar... Oyunlar koydular... Ödüller aldılar... Ama Kılıçdaroğlu’nun (üstelik en yetkili ağızdır) “Evet, bu işi CHP yapmıştır” sözlerine dönüp bakmadılar bile...
Pardon, Hürriyet’in entelektüel-külhan yazarı baktı.
Fransa’lardan, şuradan buradan lejyon bilmem ne ödülleri alan, ama statükonun bekası söz konusu olunca “yerliliği” kimselere kaptırmayan bu arkadaşımız, en yetkili ağzın itirafına rağmen, “Hayır, bu iş CHP’nin günahları arasında değildir” demeyi başardı. Bunu diyebildi.
Hiç utanmadı.
Bir de, yüzlerce sayfa yazıp, hiç CHP bahsine girmeyenler var.
Hıfzı Topuz mesela...
Hıfzı Topuz’un, edebiyat değeri tartışmalı, üstelik “roman” sanatının kıyısından bile geçmemiş “Başın Öne Eğilmesin” adlı belgesel çalışmasına bir de “Orhan Kemal Roman Armağanı” verdiler.
Bu arkadaşlar da hiç utanmadı.
Değerlendirme kurulu üyelerini yazayım da, gerisini siz anlayın: Tahsin Yücel, Osman Şahin, Semih Gümüş, İnci Aral, Adnan Binyazar, Refik Durbaş.
Peki, değerlendirme kurulunun “değer” vehmettiği bu belgesel çalışmada Hıfzı Topuz bize ne anlatıyor?
Şunu:
Sabahattin Ali öldürülmüştür. Muammer Aksoy’larımızı, Uğur Mumcu’larımızı, Çetin Emeç’lerimizi, Bahriye Üçok’larımızı ortadan kaldıran “mekanizma”, Sabahattin Ali’mize de kıymıştır. Çok kötü olmuştur.
Kitapta bir tek CHP iması yok.
Bir tek İsmet Paşa ve “tek parti dönemi” eleştirisi yok.
Bir mekanizma var...
Sürekli sağa sola bulaşan, sürekli hır çıkaran, sürekli aydınlarımızı öldüren ve muhtemelen “sağcı” olan bir mekanizma...
Namusu mücessem bir gazeteci ve yazar olan Hıfzı Topuz yüzlerce sayfa tutarında kitap yazıyor, bize güya Sabahattin Ali’nin gaybubetini anlatıyor ama hiçbir şey söylemiyor.
Hem hiçbir şey söylemiyor, hem Milli Şef İnönü’ye toz kondurmuyor, hem de her türlü mekanizmayı kontrol eden CHP’yi de neredeyse “ileri bir telakkinin” ürünü sayıyor.
Bir de ödül alıyor.
Filiz Ali, “Esasında 1946’dan itibaren Demokrat Parti de vardı” derken, cinayete, “olmayan” Demokrat Parti iktidarını da mı ortak etmek istiyor?
Nedir?
Hıfzı Topuz’ların, Özdemir İnce’lerin, şunların bunların karın ağrısını anlıyoruz da, bari siz yapmayın Filiz Hanım. Ayıp oluyor!