İnsanoğlu yaratılışı itibariyle esrarengiz bir terkibe sahiptir. Dolayısıyla onu anlamada birçok ayaklar kaymış ve birçok görüşler onu doğru şekilde tespitte rotasını kaybetmiştir.

İnsan kendini bulamadığı için yani kendini tanıyamadığı için Rabbi'ni de bulamamış tanımamıştır. Öteden beri nakledilen bir kelamı kibarda: "Nefsini tanıyan Rabbi'ni de tanır" Bakara/130. Ayeti bu sözü destekler mahiyettedir: "Kendini bilmeyenden başka kim İbrahim'in milletinden (İslam'dan) yüz çevirir." İnsan ne sadece bir şehvet timsali, ne sadece bir akıl abidesi ne katışıksız bir cisim (ceset), ne de safi bir ruhtur. Onun yaratılışı hem şehveti hem aklı, hem cismi hem ruhu bir arada taşıyan kompleks bir varlıktır.

Kendini tanımayanlar yani maddecilere göre insan, hayvan türlerinden bir hayvandır. Dik yürüyen, kuyruksuz, tüysüz bir yaratık olup aslı maymundan gelme, tekamül ede ede şimdiki şeklini almıştır.

İnsanı ruhsuz, akılsız, sadece et, kemik ve sinir sisteminden ibaret sananlardan biri, insan vücudunu elementlere ayırmış ve şu neticeyi çıkarmıştır: " yaklaşık 65 kg gelen bir insanı göz önüne getirip vücudunun ihtiva ettiği maddelere bakarak şu sonuca varmıştır:

  • 7 Kalıp sabun yapacak kadar yağ
  • 7 Kurşun kalem yapacak kadar karbon
  • 120 Çöp kibrit yapacak kadar fosfor
  • 1 Yudumluk müshil yapacak kadar magnezyum
  • Orta boyda bir çivi yapacak kadar demir
  • 1 Tavuk kümesini badana yapacak kadar kireç
  • 1 Köpeğin pirelerini temizleyecek kadar kükürt
  • 10 Galonluk varili dolduracak kadar su.

Bu maddeleri çarşıdan 60 veya 70 Mısır Kuruşu ile satın almak mümkündür. İşte insanın maddi kıymeti... (El-İman vel-Hayat sayfa: 50 Yusuf Karadavi Arapçası)

İnsanlık fıtratını (karakter ve doğuştanlığını) yetirmiş olanlar, meyvenin kabuğunu görüp içindeki özünü, elektrik kablosunu görüp kablodaki akımı inkar edenler misali, insanı dolayısıyla kendini sadece et, kemik ve sinirlerden ibaret zannedip asıl insanı diğer varlıklardan üstün kılan ve o sayede dünya ve içindekilere hükmetmesini sağlayan akıl ve ilahi nefha olan ruhu inkar ederler.

Müminlere göre insan; fiziki yapısı ve dış dünyasıyla diğer canlılardan üstün olduğu gibi, sahip olduğu yüce meziyetler dış ve deruni melekeler manevi haz ve hasletler yönünden de onlarla kıyas kabul etmeyecek kadar üstün ve şerefli bir hilkatte yaratılmıştır.

Allah (C.C.) onu kendi eliyle yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir. Meleklerden bile üstün olduğunu ispatlamak için yüce Allah (C.C.) melekleri ona secde ettirmiştir. (Allah meleklere): Onun (şeklini) düzeltip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın (dedi). Meleklerin hepsi tüm olarak secde ettiler yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. (Rabbi ona) dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın yoksa yücelerden mi oldun? (Sad 72-75. Ayet)

Hz. Ali (R.A.) insanı şu veciz ifadesiyle tanıtarak şöyle demiştir: "Ey insan kendini küçük bir cüsse olduğunu sanıyorsun! Ama sende alemler gizlidir". (Muhammed Kutub, İnsan Psikolojisi, Cilt:1, Mütercimin takdim Bölümü).

Evet, insan: "Büyüyen, hareket eden, yiyen, içen, şehevi faaliyetlerde bulunan maddi unsuruyla idrak eden, anlayan, okuyan, düşünen, sevgi ve nefret, iyi ve kötü yeteneklere sahip olan ruhi unsurlardan teşekkül etmiştir.

İnsan kompleksini oluşturan bu her iki unsurun kendilerine has bir takım ihtiyaçları vardır. İnsan bunları elde etmek için gayret sarf eder. Maddi unsur (beden) yeme, içme, uyuma, teneffüs ve şehevi duygulardan ibaret maddi ihtiyaçlarını gidermediği zaman sıkıntı yaşadığı gibi, manevi unsur (ruh) da kendisinden geldiği ilahi merciye doğru yol almak, onunla ilişki bağlarını kurmak, ona ısınmak için gerekli çabayı gösterme ihtiyacını his etmekte o ihtiyaçlarını yani Rabbini zikredip ibadet etme ihtiyacını gideremeyince muzdarip olmaktadır. Çünkü her iki unsurun ihtiyaçları ve beslendikleri gıdalar birbirinden tamamen farklıdır. Ruhi gıdalar olan zikir ve ibadetler yalnız başına bedeni besleyip ayakta tutamadığı gibi bedenin ihtiyaçları olan maddi zevklerde hiçbir zaman ruhu sağlıklı bir vasatta tutamaz. Onu mutlu ve huzurlu edemez.

Allah (C.C.) bu konuda şöyle buyuruyor: "İyi bilin ki kalpler Allah'ı zikretmekle yatışır (huzur ve rahat bulur) Ra'd Suresi, 28. Ayet

İnsanın fiziki yapısı olan beden, çeşitli yiyecek ve içeceklerden gıdasını vitaminini alıp bir kısmını terk ettiğinde o nispette gıdasız, vitaminsiz kaldığı gibi metafiziği yaşayan ruhun da gıdası ibadetler ve zikirlerdir. Bunlardan tam gıdasını ve vitamini alan ruh, güçlenir melekut aleminde pervaz edip meleki ve manevi atmosfere doğru mesafe kateden, hayvani ve şehevi bataklığına saplanıp ruhani hazlardan yoksun olanların göremediklerini, düşünemediklerini algılayamadıklarını onlar görebiliyor, düşünebiliyor ve algılayabiliyorlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199