Hep bana çağrışım yapmıştır; Türkçe Dilbilgisinde hani ismin halleri vardır, işte o haller insanın hallerini anımsatır… veya tersi… İsmin yalın hali, yönelme hali, bulunma hali(-de, -da), ayrılma hali(-den, -dan), belirtme hali(-ı, -i) …

İnsanın da çeşit çeşit halleri var… Mesleği, cinsi, makamı, şöhreti, varlığı, vasfı, yeteneği, yeteneksizliği, çapı vs. gibi özelliği veya özelliklerine göre insanoğlu veya insankızı çeşit çeşit hallere bürünüyor… Bazen öyle bazen böyle… Anlık bile değişebiliyor… Ee ne var bunda diyeceksiniz? Gerçekten böyle olmasında bir şey yok mu sizce de?... İnsan dediğimiz varlık, diğer tüm varlıklardan, yaratılmışlardan ve dahi nebatat, hayvanat gibi tüm canlılardan ayrılan belli özellikler taşımıyor mu? Elbette elbette dediğinizi duyar gibiyim. En başta akıl nimeti… İnsanın en belirgin özelliği akla sahip olmasıdır elbette… Aristo, “İnsan, düşünen hayvandır” der… Düşünen bir canlı demek istercesine… Ama bence bu tanım sıkıntılıdır… Evet insan sahip olduğu akılla düşünüyor olmasından dolayı hayvanlardan ayrılıyor ama yine o kategoriye koymak anlamsız olsa gerek… Öyle olsaydı insan denmezdi; yani hayvanların düşünen türü olsaydı… Hayır hayır, kesinlikle yaratılmış olarak apayrı bir türdür… İnsan düşünen bir varlıktır dersek tanımlama yerini bulur ancak düşüncesindeyim…

Tabi insan üzerine felsefik tahlillerden ziyade, insan üzerine yeniden düşünmeyi ve belki de fert olarak hepimizin kendimizi zaman zaman gözden geçirmeyi gündeme getirmek istiyorum. Bu aslında tüm zamanların olması gereken gündemidir… Zira, insan düşünmeyi bıraktığı zaman felaketler ortaya çıkıyor… Hem de insan eliyle yaşatılan pek çok felaket, en ince ayrıntısına kadar düşünülüp planlanıyor… Bu ne tenakuz, paradoks diyeceksiniz belki de… Evet, maalesef böyle… İnsan, böyle çelişkiler yumağında savrulabiliyor… Evet, düşünmek ama ölçüsünce düşünmek… Felaketler için değil refah, huzur için düşünmek… Allah’ın koyduğu hudutları göz önüne alarak düşünmek… Böylece felaketler, huzursuzluklar, çatışmalar son bulacaktır… Kibir yerle bir olacaktır…

Hakkıyla düşünen insanda, ‘Şu küçük dağlar var ya…’ havaları ortadan kalkacaktır… Enaniyetle, yeri deleceğini sandığı şekilde yürüyüşü bitecektir… Kinden, hasetten dolu bedeninin havaya diktiği kafası; odun gibi doğrulan boynu, tepeden tepeden bakmaları; yerini olgun başağın eğildiği gibi yerini tevazuya, hilme bırakacaktır… Böylece, kardeşlik duyguları kabaracaktır ve şairin dediği gibi dünyayı güzellik kurtaracaktır…

Menfaati için eğilip bükülen değil, omurgalı olan şahsiyetler; başta kendileri olmak üzere çevresine, topluma katkı sunar… Bir gün öyle bir gün böyle; her devrin adamı kişiler, omurgasızlar, belki heybelerini doldururlar ama topluma verebilecekleri bir şeyi olmaz… Böyle kişiler, çöküntüye yol açmaktan başka bir şeye yaramazlar… Kısa vadede kazanır görünse de uzun vadede kaybetmekten de kurtulamazlar… Evet, diklenmeden dik durmak, omurgalı olmak, şahsiyet sahibi olmak çok önemli…

            İsmin halleri gibi halden hale giren insan değil, insan gibi insan veya hani adam gibi adam derler ya işte öyle olmak önemli… Tabi değerleri olanlar için… Birinde değer yoksa,esfelisafiline gittiğini görmesi de öyle olması da kendisi için bir şey ifade etmeyecektir… Yazıkki kaybedenlerden olacaktır…

            Ey insan!... Vah insan!...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178