Sadakat: bir kişiye düşünceye veya davaya içten bağlılık; teslimiyet demektir.Bazı kelimeleri anlamak için zıddından okumak gerekir.Sadakat de bunlardan biridir.

Sadakatin zıddı; kendisine güvenen kişiye yalan söylemektir.

Büyük samimiyetle ve içtenlikle bağlandığı görüntüsünü veren inancına, düşüncesine ve davasına ihanet etmektir.

Karşılıklı güven esasına dayanan aileyi kurarken nikâh esnasında yaptığı sözleşmeye aykırı davranmak; eşini aldatmaktır.

Oldukça geniş perspektifi olan bu anlamlardan yazımıza konu olacak kısmı aileyle ilgili olandır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de kişilerin aileyi kurarken aralarında yaptıkları anlaşmayı “misak- galiz” (Nisa,4/21)  yani “ağır bir sözleşme” diye isimlendirir.

Evet, nikâh;  eşlerin birbirlerine karşı sadakat göstereceklerini ifade eden ahlaki bir sözleşmedir.

Nikâh aynı zamanda bir akittir. Yani tıpkı alışveriş gibi karşılıklı haklar ve sorumluluklar gerektiren bir hukuki anlaşmadır.

Ve nikâh; ahlaki ve hukuki ilkelere bağlanan bu sözleşmeye, diğer insanların, meleklerin ve Allah’ın şahit kılındığı sapasağlam bir misaktır (sorumluluğu ağır bir anlaşmadır)

Bu gün ailelerin dağılmasına sebep olan en önemli sorunların başında eşlerin birbirlerine olan sadakatsizliği gelir. Esasında sadakatsizlik toplumun temelini derinden sarsan bir yaradır.  Bireylerin birbirleriyle yada kurumsal ilişkilerde artık çok sık rastlanır hale geldi. Ancak bu duruma toplum bir kısım önlemler alabiliyor. Mesela devlet kendisiyle anlaşma yapan bir memurun ihanetini bir takım cezai yaptırımlarla engelleyip, ona verdiği zararı tazmin ettirebiliyor. Özel kurumlar elemanlarını sıkı takibe alıp güven vermeyenleri işten çıkarabiliyor. Ya da sivil örgütlenme halinde çalışan insanlar sistemlerine bağlı olmayan kişileri kolaylıkla diskalifiye edebiliyorlar.

Ama aile öylemi?

Toplumu oluşturan en önemli kurum lakin temelleri tamamen ahlaki meziyetlere dayalı. Karşılıklı güven ve sadakatin kaybedilmesi dışında hiçbir müeyyidesi olmayan bir oluşum. Bireylerin birbirlerine olan haktanımazlığı ancak onların ahlaki insafına bırakılmış. Allah korkusu olmayan bir insanın eşine yaptığı sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve sözlü sadakatsizlik hangikanunlarla engellenebilir ki… Nitekim engellenemiyor da. Devletin iyi niyetlerle aileyi korumak adına çıkardığı yasalar sorunlara çözüm getirmek yerine maalesef tam tersi bir sonuç ortaya koymakta.Özellikle gelenekten Müslümanlara miras (!)  olarakkalan eşi bir mülkiyet görme telakkisi sanki onunla ilgili her türlü tasarrufu meşrulaştırıyor.Sonuçta kendi ailesi değilmi (?) ister aldatır ister sever ister döver.

Oysa İslam, ailedeki düzeni emanet kavramı zeminine oturtmuştur. Kimse kimsenin sahibi değildir. Kadınlar ve çocuklar erkeğe, çocuklarda anneye Allahtan bir emanettir. Sorumluluklar bu emanet bilinci üzerinden okunmalıdır.

Şu gerçek, her bir Müslümana tam olarak hatırlatılmalıdır; Allah insanıngüvenli bir ortamda yaşaması için aile kurumunu emretmiştir. Ailenin bizzat kelime anlamı da budur. Yani güvenin, adaletin sevginin sadakatin tesis edildiği yerdir. İslam’ın beş temel prensibi olan; canın,nesebin,aklın,malın ve dinin korunduğu çekirdek sığınaktır. Bunun bir üstünde devlet vardır.O yüzden ailede güveni sarsacak her türlü davranış, esasında toplumu fesada uğratan bir davranıştır.

Dolayısıylaaileyi güvensiz bir hale getirmek toplumu bozmak demektir. Toplumu bozmaya yönelik her davranış da anarşist bir eylemdir.Ziraaileye karşı sadakatsizliğin karşı tarafa verdiği zarardan daha vahim bir sonucu ortaya çıkar. O da toplumun diğer fertlerinin kendi ailelerine karşı kuşku duymaları ya da aile kurumunun gereksizliği ile ilgili düşüncelerinin kendilerini sürüklediği günahlara batmaktır.Aileye sadakatsizlik gösteren birey, kerim kitabımız da ki “yeryüzünde bozgunculuk yapmayın” (Araf,7/56) ayetinin muhatabıdır. Ünlü tefsircimiz Fahrettin Razi bu ayeti yorumlarken diyor ki “ yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak sadece devletin düzenine karşı çıkmak değildir. Dünyada ki her türlü düzeni bozan eylem bu ayetin kapsamındadır.”

Ve yine bilinmelidir ki aile; her iki tarafın da menfaatlerini koruyan temelinde ahlaki ilkelerin olduğu Allah tarafından oluşturulmuş bir düzendir. Bu düzenin yasalarının takipçisi Allah’tır. Eşler nikâh anlaşması yaptıklarında, birbirlerinin kişiliklerini, saygınlıklarını, namuslarını ve itibarlarını koruyacaklarına dair birbirlerine söz vermiş olurlar. Dolayısıyla eşleri yanlarında yokken onların bu haklarına zarar getirecek her türlü davranışta bulunmak aile düzenini bozmaya yönelik bir günahtır  ve uhrevi cezası büyüktür.

 Velev ki bu davranışlar sanal elemde bile olsa.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner194