“Elde kalan bu kadarcık tohumu yani ömrünün geriye kalan senelerini iyi ek, iyi harcaki şu iki nefeslik ömürden uzun bir ömür elde edesin” der Mevlana. Evet,  hayat hızla akıp giderken tükenmekte olan bu ömrümüzde elimizde kalan ve ömrümüzü bereketli kılan şey sadece iyiliktir. Belki bu yüzden “nasılsın” sorusuna “iyiyim” diyoruzdur kimbilir.

 İyilik İslam kültürünün Medeniyetinin temelini oluşturan en önemli kavramlardan biridir. Müslüman bir kişiliğin kalitesi iyi bir insan olmasıyla ölçülür. Esasında insan yaratılmışların en şereflisidir ancak fıtratına uygun olmayan davranışlar sergilerse yaratılmışların en aşağısına düşebilir. İnsanı bu iki çizgi arasında dengede tutan şey ise iyiliktir. Kur’an-ı Kerimde “birr” kelimesiyle  ifade edilen iyilik bir insanın kazanması gereken en üstün nitelik diye anlatılır. Bizatihi kendi “el Berrr” olan Rabbimiz kullarına iyiliği sadece kendilerinin yapmalarını yeterli görmez aynı zamanda “ ….iyilik ve takvada yardımlaşın” (Maide 5/2) emrini de verir. Bundan dolayıdır ki  iyiliğin kurumsallaşmış hali olan vakıf medeniyetimiz tarihimizin yüzakı olmuştur.

İnsanı bitip tükenmek bilmeyen şahsi çıkarları, nefsinin çılgın istek ve arzularına karşı koruyan şey; iyiliğe, , ihsana ve yardıma muhtaç olanlara verdiği emektir.O halde insanoğlunun temel hedeflerinden biri Birr'e yani eksiksiz tam iyiliğe ulaşmak başka bir deyişle iyiliği yakalamaktır. O halde iyilik nedir? Sorusu aklımıza gelmişken bunun cevabını Yine Kuranı Kerim verir. “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!”(Bakara,2/177)
Ayeti Kerimeden anlaşılan şudur ki insanın ilk iyiliği kendisinedir. İyiliğin ilk konusu imandır.Neye iman ettiğini bilmezse bir insan kötülüğün pençesinden kurtulamaz.Kendisine şah damarından daha yakın bir yaratıcı, yaptıklarının hesabını vereceği başka bir hayatın varlığı, yaptıklarının kaydını tutan daha sonra kendisini sorguya çekecek varlıkları, hayatının anlamını okuyacağı kitapları ve o kitapların anlattığı yaşamı sergileyen elçileri kabul etmezse iyilik adına yaptığı her şey sonunda  matematiğin yutan elamanı sıfırla çarpılmaktan kurtulamayacaktır. O halde imanımızı güçlendirmekle işe başlamalı ve diğer insanlara da bu konuda yardım etmek için bildiklerimizi paylaşmalıyız. Oturduğumuz yerden kendimizin ne kadar iman sahibi olduğunu isbat edercesine gittiğimiz konferanslar, seminerler, okuduğumuz kitaplar, falanca ünlü kişiyle çektirdiğimiz fotoğraflar, yardım yaptığımız fakirlerin yüzlerindeki ızdırabla alay edercesine onlarla beraber verdiğimiz pozlar, haccımızın umremizin her anını ölümsüzleştirdiğimiz (!) anları paylaşmamız imanımızı artırır mı? 
Hadi kendimize bir iyilik yapalım da insanların hayatına dokunabilecek iyilikleri paylaşalım. Mesela Müslüman olduktan sonra en az 100 kişinin iman etmesine vesile olan İngiliz kızı ve bu başarısının altında yatan sebepleri, 10 yaşındaki JannaJihad’ınisrailin zulmünü “zulmü duyurmak bir iyiliktir” sloganıyla sosyal medyadan dünyaya nasıl duyurduğunu, Diyarbakırlı bir sosyal bilgiler öğretmeni olan Yahya Kamçı’nın 17 yıllık öğretmenlik süresince  bir barış elçisi olarak 1174 kan davasını nasıl sonlandırdığını, Amerikanın San Francisco eyaletinde yaşayan doktor SuzannaBarakat’ınMüslüman olduğu için hunharca katledilen abisi ve yengesinden sonra İslamafobia’yı yıkmak için nasıl çalışmalar yaptığını, Boğaziçi üniversitesi öğrencisi Merve Kirişoğlu’nun arkadaşlarıyla başlattığı kitap ayracı projesiyle kısa sürede sosyal medyada yayılan kampanya sayesinde onlarca mazlumun gözlerini açtıracak maddi güce nasıl ulaştıklarını, Ankara’da yaşayan Cavit bey ve Hafize Hanımın emekli olduktan sonra evlerini Suriyeli mültecilere nasıl açtıklarını ve onlara 24 saat nasıl hizmet verdiklerini hayatlarının son demlerini kendilerini eve kapatmak yerine mazlumlara nasıl kucak açtıklarını öğrenelim ve örnek alalım. Etrafımızdaki insanlarla paylaşalım.

Rabbimiz buyurur ki “ kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır” (Kasas, 28/84)
Rabbim kara günler için hepimizin heybesine iyilikler doldurmayı nasip etsin.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178