“Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah ile onun hiçbir işi yoktur..." (Ali İmran Suresi, Ayet 28)
Ayetteki  "veli" kelimesi, Mevla kelimesinin de kökü olan yönetici, sahip, dost, yardımda ve inançta tam bir yakınlık manasınadır.
Burada dost diye tercüme edilen "veli"  kelimesindeki dostluk, gayrı Müslim olan komşumuzla, bitişiğimizdeki dükkân sahibiyle olan beşeri münasebetlerimiz anlamına gelmemelidir. Onlarla konuşulur, ziyaretleşilir hatta hediye alınıp verilir, bunda beis yoktur. Bir toplumun sahibi olduğu teknolojiyi, günah olmayan adetlerini almak caiz olmakla beraber çoğu zaman İslam'ın da maslahatınadır... Onlarla ticaret yapılabilir,  aldatma ve hile yapma meşruiyeti yoktur. Müslüman'a zararı dokunmadıkça iyilikle muamele zarureti vardır, hidayete ulaşmaları için dua edilir. Ancak onları bu halleriyle izzet sahibi ve şerefli kabul etmek meşru değildir. Bir ayet-i kerimede şöyle buyruluyor: O münafıklar Müminlerin dışında kâfirleri dost edinirler. İzzet ve desteği onların yanında mı arıyorlar? Oysa bütün izzet ve kuvvet Allah’ındır. ( Nisa Suresi, Ayet 139 ) 
  " Küfür tek millettir " hadisi mucibince safımızı netleştirmek durumundayız. Hangi milletten, hangi cenahtan olduğumuzu belli etmemiz zarurat-ı diniyyedendir. Küfre karşı duruşun ilk hamlesi Müslüman'ın yanında durmaktır, bu en asgari ifadeyle tedbirdir. İslam ile nasiplenmeyen inkârcılarla, ya da münafıklarla (Müslüman gibi gözüküp aslında din-i mübin mentesiblerini sevmeyenler, ibadet yapmış gibi gözüküp aslında sadece gösteriş için ibadet yapanlar, Müslüman'ın yanında Müslüman gibi davrananlar,  kâfirin yanında onun gibi düşünenler ve haramları işleyenler) bir araya gelip onlara destek vermek, o parti veya cemaati özümsemek onlara ait olmak anlamına gelir. Müminlere karşı inkârcıların yanında yer alan, Müminlerin sırlarını onlara açan kimseler dinden uzaklaşmış olur. Gayrı Müslimler tarih boyunca Müslümanlarla ve İslam devletleriyle derin ilişkiler içerisine girmek istemişler ve çoğu zaman da bunda başarılı olmuşlardır. Bunların bu yaklaşımı,  Müslümanları dinlerinden döndürme (irtidad), sahibi olduğu zengin kaynaklardan istifade etme ya da siyasi açıdan kullanma gibi tamamen olumsuz mecraya sürükleyen bir yaklaşımdır.  Bu nevi bir ilişki bugüne kadar İslam ülkeleri açısından müspet bir sonuç doğurmamış tam aksine yıkıma sebebiyet vermiştir. Maalesef, bu durumu son yıllarda da İslam coğrafyasında yakinen müşahede etmekteyiz.
Yukarıda da değindiğimiz gibi kâfirle arkadaşlık etmek, münferit bir takım ilişkiler içerisine girmek kişiyi imanından etmez. Ancak Müslümanlara sırf Müslüman oldukları için düşmanlık eden, mütedeyyin insanların değer yargılarına hakaret eden, dini icra edenlere engellemelerde bulunan, Müslümanlar aleyhine kulisler yapan, lobi oluşturan, plan ve programlar serdedenleri dost edinmek, farklı platformlarda onlara madden veya manen destek vermek,  İslam'ın zarar görmesi için taşın altına el koymaktır. Bu imanın doğasına aykırı bir tutumdur.
Hülasa;  Müslümanların, kimlik erozyonuna uğratacak, dolayısıyla iman parlaklığının kaybolmasına yol açacak ilişkiler kurmaları veya cebren olmayıp gönüllü olarak gayri Müslimlerin boyunduruğu altına girmeye razı olmaları, onların koyduğu kuralara itiba etmeleri imanı zedeler, Hak’tan uzaklaştırır.  Kişi hangi grubun ya da ideolojinin veya hizbin yanında onur ve şeref ararsa, sosyal rolü ve kimliği de bir ölçüde onların ideallerine göre şekil alacaktır. Verilen tavizler beraberinde yeni tavizleri doğuracak olup iman ve sosyal rolü arasındaki tenakuza kişilik, karakter ve ahlak sorunlarının eşlik etmesi de kaçınılmaz olacaktır. 
Müslüman; Sahiheyn, Buhari ve Müslim'de yer alan: "Kişi sevdiğiyle beraberdir" hadisinin anlamı mucibince Uhra'sını tehlikeye sokacak bir ilişki içerisine girmekten imtina etmesi ve bunun için azami bir gayret içerisine girmesi gerekir...
Vesselam...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.