Uhud Okçuları

İslamcı- Dindar- Muhafazakar kesim günümüzde UHUD okçularına çok benziyorlar.

Savaşı- mücadeleyi kazandıklarını zannediyorlar, sistemi dönüştürdüklerine inanıyorlar, tehditleri bertaraf ettiklerini düşünüyorlar.

Ve dolayısıyla sistemden pay kapmak için birbirlerini kırıyorlar, tuzaklar hazırlıyorlar, daha fazla alana hükmetmek için her türlü ahlaksız işlere al atıyorlar, sorumluluk aldıkları dava ve davet mücadelesini bırakıyorlar, red ettikleri her işi yapmaktan utanmıyorlar, ganimetleri- malları daha fazla ele geçirmek için imanlarının emrettiği şeylerden vazgeçiyorlar.

Türkiyeli Uhud okçuları biraz sonra yiyecekleri darbenin farkında değiller...

***

Tarikat ve Cemaatlerdeki iktidar kavgaları, devletlerin- siyasilerin iktidar kavgalarından bile daha çetindir. Tarikat- Cemaatlerin en üst yönetimlerinden en alt bürokrasisine kadar bu iktidar kavgası yaşanır. O yüzden; "gönüllülük- Allah rızası" ilkesi her an istismara ve bir iktidar kavgasına malzeme oluverir.

***

Cemaat ve Tarikatların Rolleri

Cemaatler- Tarikatlar, yüzyıllardır bu topraklarda olmalarına ve mücadele etmelerine rağmen
hiçbir zaman toplumun- devletin bütününü kapsayacak bir etkinlik- varlık gösteremediler.
Bazıları; eksenini bir konu- alan üzerine bina edip diğer alanları ihmal etti.
Bazıları; devlet ile bütünleşince, devletin yardımı oldukça var oldular, devlet desteğini çekince boşluğa düştüler.
Bazıları; lider- şeyh merkezli olduğu için her liderden sonra çoğu kez gerileme yaşadılar. Devamında hiçbir zaman o eski gücü bulamadılar.
Bazıları; güçlenince kibirlendiler. Kibirlenince olmayan güçlerinin olduklarının farkına varamadılar.
Bazıları; taşeronluk yaptılar. Küresel hesapları olan devletlere yaltaklandılar.
Bazıları; bir metne sabitlendiler. Dolayısıyla akıl tutulması yaşadılar, gelişemediler.
Bazıları; devletin baskı ve operasyonlarına karşı koyamadılar, çözüldüler.
Bazıları; değişim sürecine ayak uyduramadılar. Dondular, gördükleri en küçük güneşte çözüldüler.
Ülkemizin yegane sosyolojik gerçekliklerinden olan Tarikatların ve Cemaatlerin yaşadığı bu kırılmayı, süreksizliği, tıkanıklığı iyi okumak lazım...
Yaşadığımız krizlerde Cemaat ve Tarikatların yaşadığı krizlerin etkisi büyüktür.

***

Cemaatler- Tarikatlar insanları ömür boyu kendilerine bağlamamalıdırlar.

İnsan yetiştirip, kamunun- insanlığın hizmetine sunmalıdırlar.

***

İslam'ın Tebliğinin Ücretlendirilmesi...

İslam şu anda geniş bir piyasa dini haline geldi. Kur'an'ın basılması ve mealleri parayla... İmamlar- Kur'an Kursu hocaları maaşla... Okullarda din dersi hocaları maaşla... Tarikatlar- şeyhler tarafından dini öğretmek karşılığında parayla... Cemaatler verdikleri din eğitimi parayla... Anaokulu- yaz kurslarında dini öğretmek parayla...

Peygamberlerin varisleri olduklarını iddia edenler, peygamberlerin hiç bir ücret almaksızın yaptıkları mücadeleyi şu anda tarifelere bağlamışlar. Bu tebliğin hiçbir hayrı olmaz. Bu tebliğin hiçbir etkisi olmaz.(Olmadığı ortada) Bu tebliğin bereketi olmaz. İslam'ın bu topraklardaki insanların kurtuluşu olması için İslam tebliğinde hiçbir şekilde parayla- ücretle- tarifeyle ilgisinin bulunmaması gerekmektedir.

"De ki: “Ben, tebliğime karşılık sizden bir karşılık istemiyorum." (Sa'd- 86)

Dinin anlaşılması, yaşanması, aktarılması için yapılan her faaliyet tebliğdir. Dinin mesajını aktarma çabası içine maddi bir kazanç, mevki kazanma çabası, hükmetme isteği girdiğinde bu niyet salih olmaktan uzaklaşır.

Hizmet ve organizasyonlar piyasa -ki bu piyasa kapitalist ahlaka göre tanzim edilmiş- kazanca, ranta dönüşmüşse bu Allah'ın dini olmaktan çıkar. Çünkü bu durumda din belli kesimlerin ellerinde dönüp dolaşmaya başlar. Bu paralı hizmete dönüştüğünde, parası olana ulaşmaya başlar. yapan da bunu para için yapmaya başlamıştır.

Kur'an meali basıp zenginleşenler... İmamlığı maaşa endeksleyenler... Anasınıfı- kreşlerde Kur'an öğretimini paraya bağlayanlar... Televizyonlarda vaaz ederken para üstüne para kazananlar... Şeyh olup tarikat kurup altında yüzbinlerce liralık jiplerle gezenler... Dini sohbet yapmak için milyarlar alan hocalar... Camiyi mesai kurumuna dönüştüren hocalar... Kur'an öğrenmek için ayda 500 tl’den başlayan fiyatlarla ücretlendirmeler... Mealleri baskı üzerine baskı yapan hocalar...

Allah'ın dini bu ve benzeri mantığa endesklendiğinde Kapitalizm karşısındaki yenilgimiz devam edecektir. Burada bir mantıktan- algıdan ve bunun ürettiği sonuçlardan bahsediyoruz. Yaralarımıza biraz tuz basalım. Belki sağalır.

Şu anda Türkiye müslümanlaşlaşmıyorsa dini ticarete, mevki, makama, kazanca alet etmektendir. Olan bir şey varsa, sadece ve sadece Allah rızası için çalışanlardır. Onların çabalarının bereketleridir.

Diyanet'in on binlerce imamına- hocasına rağmen sadece insanları oyalamaktan öteye geçmeyen bir din ortaya konuyorsa bunun para için yapılmasındandır. Ve zaten hiçbir bereketi yoktur.

Dinin halkın - sınıf ayrımı olmaksızın herkesin olduğu gerçeğini unutuyoruz. Tasarım, tasavvur ve ortaya konulan pratikler yanlış istikameti, yanlış istikamet yanlış sonuçları doğuruyor. Burada herkese sorumluluk düşmektedir. Devletin din hizmetlerini ihale etmemesi lazım. Din hizmetleri ihaleye düşmüşse artık buradan bir bereket çıkmaz. stklar, cemaatler, tarikatlar tebliğin ikinci aşamasında holdingleşiyorlar.

Manzaraya hangi pencereden baktığımıza bağlıdır. Pencere önünde saksılara konulmuş, yapma çiçeklerin oluşturduğu manzara ise baktığımız büyük aldanış içinde olduğumuzu görmemiz gerekir.

Türkiye neden müslümanlaşmıyor? sorununun cevabını birlikte arayalım. Meseleye yapılan çalışmaların ücretsizleştirilmesinden başlayabiliriz. Allah'ın dininin tebliğcileri bunu maddi kaynaklardan arındırmaları elzemdir.

***

Türkiye'deki Dindarların- İslamcıların- Muhafazakârların istikameti...
Paranın alabildiğine ceplere dolduğu, sermayenin biriktirildiği ama adaletin- paylaşımın olmadığı...
İktidar alanının güçlendiği, siyasette aktör olarak güçlü bir konuma gelindiği ama istişarenin olmadığı, nasihatin kabul edilmediği...
Dünyada yeni ekonomik güç haline gelindiği ama gittiği ülkelere eski emperyalistlerden bir farkının olmadığı...
Kültürel imkânlara sahip olunduğu ama Amerikan kültürünün yavan bir taklitçisi olmaktan ileriye gidemediği...
Kendisine benzeyene sonuna kadar hoşgörülü davrandığı ama benzemeyeni tehdit olarak görüp, pasifize ve yok etmeye yeltendiği...
İnsanlar için vermeyi taahhüt ettiği hakları vermeye başladığı ama bunu stratejik hesapların üzerine bina ettiği...
Kibirlendiği, okumayı bıraktığı, ferasetini yitirdiği, şuurunu kaybettiği, vicdanını unuttuğu, merhametini rafa kaldırdığı, sevgisini barındırmadığı, ve barışını ertelediği...
bir istikamet üzere yol alıyor.
Bu yol Barış'a uğramaz... Adaleti sağlamaz... Allah'a varmaz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178