İslami Mücadelenin Fıkhı…

Müslüman olduğunu iddia eden İktidar ve Cemaatler birbiriyle, Müslüman kimlik, ahlak, hareket ve fıkha göre mücadele etmiyorlar.

Kapitalistlerin, Kemalistlerin, Laiklerin, Sosyalistlern, Müşriklerin, Münafıkların, Fasıkların,Zalimlerin, Müstekbirlerin, tarzı, tavrı, ahlakı, sözleri, anlayışı, metodu ile

hareket, mücadele ediyorlar. Şu yaşanan mücadelede Müslüman ahlak, anlayış, tavrına uygun bir şey var mı?

İster muhalefet, ister iktidar- egemen konumunda olanların davranış ve hareket metodları dikkate alınmalıdır. Bu ideolojilerden egemen olanlar, halklara- muhalefet olanlara- karşı duranlara- kendilerini uyaranlara karşı; hiç bir ahlaki- insani ölçüyü düşünmeksizin sadece ve sadece egemenliğin korunması için gayr-i meşru her türlü yolu denediler. Karşıt gördüklerini yenmek- egemenliği altına almak- zayıflatmak için hile- yalan- komplo- inkar ile hareket ettiler. En masum günahları zulme sessiz kalmak oldu. Bizden değil ne hali varsa görsün demek oldu. İktidar- egemenlik savaşında bireysel tutumlar dışında zulmedildi- zulme ortak olundu.

Bu ideolojilerin anlayış ve yapısı bunları yapmaya el verişli teorik ve pratik zeminleri var. Ama "Müslümanım" diyen bir insanın kişilik, kimlik ve pratiğinde bunlara yer vermemesi gerekir. Eğer yer verirse o zaman o hal üzere oldukça "Müslüman" hal üzere değildir. O benzediği ve örnek edindiği "ilke ve değer"e dönüşmüş olacaktır.

***

Cemaat- Devlet İlişkisi Yeniden Belirlenirken...

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Cemaatler- tarikatların 1925'te resmi olarak kapatılmasından sonra, şimdi gayr-ı resmi olarak kabul edildi.

Laiklerin siyasetin tehdidi olarak gördükleri Tarikatların- Cemaatlerin şimdi yeniden konumunu belirlemesi gerekecek.

İslamcıların- sağcıların hakim olduğu yeni düzende Cemaatlerin- Tarikatların konumu devlet içinde yeniden belirlenecek.

Bu durumda;
Ya...

Osmanlı'daki gibi devletin makbul veya tehdit saydığı...

Bazıların devlet içine eklemlendiği...

Eklemlenen tarikatın- cemaatın diğerini saf dışı etmeye- temizlemeye çalıştığı...

Cemaatlerin devlet katında makbul sayılmak için sıraya geçtiği...

Ya da

grupların- cemaatlerin- tarikatların baskı grubu olarak değil,
yetiştirdikleri bireyleri
kamunun hizmetine sunduğu,
devletten taleplerin olduğu ama bunları tamamen belirli bir gruba vermediği dönem olacak.

Yeni Türkiye'de inşa edilirken herkes kendisini yeniden yerini belirleyecek. Yaşadığımız zaman Osmanlı İmparatorluğu şartlarından farklı...

Bu farklılığı anlamayanlar tasfiye olacak...

***

İslamcılığın İstanbul Tecrübesi…

İslamcılık, müslüman zihnin kendini yeniden ifadelendirme ve üretme iradesinin ürünüdür. Dinin argümanı değil dindarların yorumudur.
Dinde her zaman farklı yorum ve değerlendirmelere yer vardır. Bunun tarihsel sürecinde mezhebi, siyasal ve kültürel konumlamalara göre isimlendirilmiştir. Yaşadığımız ve yaşayacağımız süreçte de dinin farklı anlam ve tanımlamaları yapılacaktır. Bu dinin yaşayan ve sürekliliği olan bir unsur olarak değişen zamanın getirdiği yeni sorunlara cevap niteliği taşır.
Sosyolojik süreçlere vakıf kişiler bilirler ki coğrafya dini algı ve süreçleri her zaman etkilemiştir. Sosyolojinin üstadı İbn Haldun bunu iklim ve coğrafik şartların nasıl etkilediğine dair geniş açıklamada bulunur.(Mukaddime)

İstanbul, Osmanlılar tarafından İslam- Türk kimliği ile yeniden inşa edilmiştir. Din Osmanlı’nın var oluş felsefesinin temel taşıdır. Halen devam süreçte bu kimliğin etki ve yansımaları vardır ve olması da doğaldır. Yeni modernleşme çabaları İstanbul'un mevcut kimliğini etkilemiştir. Bahsedilen yoğun göçler İstanbul'un temel var oluş algısını değiştirmemiştir. Cumhuriyet aydınlanması bunun karşısına Ankara'yı koyarak kendini ifadelendirmeye çalışmıştır.
Felsefenin ucu, ortası veya gerisi nereye düştüğünü belirlemek kimsenin tekelinde değildir. İstanbul bir dünya mirası olarak ne olduğunu anlamak için geçmiş, şimdi ve gelecek jeopolitik ve jeostratejik konumunu; geçmiş, bugün ve gelecek bütünlüğünde okuyan İstanbul'un ne anlama geldiğini anlar.
İstanbul'un sınırlarını görmeyen, İstanbul'u sadece mevcut iller haritasının sınırları ile görür ve okur. Oysa İstanbul’un sınırları sınıf duvarındaki siyasi haritada belirtilen sınırların çok çok üstündedir. Bunu bilenler İstanbul’da fiziki olarak bulunmanın ne derece önemli olduğunu anlarlar.
Bir şeyi bir şeyden ayırmak ne kadar mümkündür. Sadece başlıklar değişebilir. Geride olan herşey bir bütünlüğün küçük parçası...

***

İslamcılar Ne Yapıyor?

Belediyelerdeki- Bürokrasideki- Bakanlıklardaki- Müsteşarlıklardaki- Danışmanlıklardaki- Müdürlüklerdeki- Başkanlıklardaki İslamcılar Ne Yapıyor?

Ne mi yapıyorlar?

Yaptıkları tek iş: Dedikodu Yapmak.

Görev aldıkları işleri alt kademelere havale etmişler. Daha yukarı, daha yukarı çıkmak için, laf alıp götürüyorlar ve gelecek için laf yığınağı yapıyorlar.

İslam'ın birey- toplum- devlet- siyaset- ticaret gibi her alanda söylemi vardır. Esas sorun ahlaken yaklaşması değil uzaklaşmasıdır. İslam'ın siyaset söyleminin içi Ahlak boyutunda içi boşaltılınca ortaya İslami olmayan bir durum ortaya çıkıyor.

Kazanımlar yaşanılan hayatın verdiği şans değildi. Bir damarın- tecrübenin- varoluşun tarihsel- toplumsal düzlemde yerini alması idi. Ne her şey yapıldı, ne de yapılma imkânını yitirdi. Yaşanılanları ne çabuk unutuyoruz ya da unutmak ne çok işimize geliyor. Süreç bunu gösterecek. Henüz işin başındayız. Hayat, yaşanılarak oluşuyor. Teori ve pratik birbirini zenginleştirerek devam etmelidir. Dönüşerek- değişerek- evrimleşerek mücadele devam etmelidir.

***

İslami mücadelede yeni dönem...

Devletin verdiği para ile İslami Mücadele... Cemaatler- Tarikatlar- Gruplar ve Örgütlerin çoğunluğu; İslami mücadele adına yapılan çalışmalarda halkın katkısı yerine devletin proje katkısı adıyla verdiği desteklerle çalışmaları sürdürüyorlar.

Burada; 1- Cemaat ve Tarikatlara devlet desteği helal midir? 2- Projeler adıyla verilen katkılar
gelecekte cemaat- tarikat ve devlet ilişkilerini nasıl etkileyecek? 3- Projelere verilen paralardaki halkın paralarının ne kadarı amacına uygun kullanılıyor? 4- Halkın maddi olarak direkt desteklemediği bu projelerin bereketi olur mu? 5- Halkın parasını katkı olarak almaktan ve halkın vermekte imtina ettiği çalışmalar ne kadar gerçekçidir? 6- Farklı ideoloji veya yapılardan gelen projelere destek verilmekte midir?
Engellenmekte midir?

***

Şehitlere Selam!

Mücadeleye devam!
Direnişe devam!
Oyunları bozmaya devam!
Fitneyi ortadan kaldırmaya devam!
Lanetlilerin iktidarını yıkmaya devam!
Zalimlerin zulmünü ortadan kaldırmaya devam!
İman ve hikmet ile dirilişe devam!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155