İnsan; kadın ve erkek bütünlüğünden oluşur.
Sadece Kadın! Diyerek kadınlara zulmediliyor. Sorunu cinsiyette aramayın! Sorun zihinlerde!


Mevcut sorunlarda kadın ve erkek eşit sorumluluk üzerinden meseleyi tartışılmalıdır.
Meseleleri, kadın kadına, erkek erkeğe konuşmayın. Kadın erkek birlikte konuşun.

Kadınların sorunları ele alınırken cinsiyetçi yaklaşımla erkek dışlanıyor.
Erkek her daim zulmeden, baskı kuran, ezen bir konumda resmediliyor.
Kadına yönelik her türlü haksızlığın ortadan kaldırılması meselenin erkek- kadın bütünlüğünde ele alınması ile mümkündür.


Bu bütünlüğü kadın veya erkek olarak ayrı ayrı ele aldığımızda parça her daim eksik kalacaktır. Sorun kadın veya erkek sorunu değildir, insan olma sorunudur. Müslüman olma sorunudur. İnsanı ne kadar çok parçalara ayırırsanız o kadar canavarlaştırırsınız.


Sorunu sadece medyaya yansıyan şiddet görüntüleri eşliğinde düşüncelerimizi oluşturursak yaklaşımlarımız eksik kalacaktır. Erkeğin kadına el dahi kaldırması elbette kabul edilemez. Ancak sorun burada sadece erkekte değildir. Bu süreci kadın- erkek birlikte oluşturmakta, aile, çevre, kültür, siyaset, ekonomi, din gibi faktörler şekillendirmektedir.

Ortaya çıkan şiddet sonuçtur ve erkek bunu yaparken kendini kurtarmış değil iflas ettiğinin farkındadır.

***

Kadınların Çalışma Saatleri…

İnsanların cinsler(Erkek- Kadın) olarak, güç, yetenek, irade, sosyal- siyasal- ekonomik hayat farklılıkları vardır.

Kadınların tarihsel süreç içinde bireysel- toplumsal- siyasal ve
ekonomik rollerine ilişkin modern zamanlardaki kadar iddia- teklif getirilmemişti.

Modern zamanlarda kadınlara hayat içinde teklif edilen yaşam adil değil haksızlıklar doğurmaya devam ediyor.

Kadını özellikle çalışma sistemi içine monte etmeyi başaran Kapitalist Sistem kadına ait her şeyi sömürmeye devam ediyor.

Kadınların şu andaki çalışma saatleri ve şartları ne yazık ki her geçen gün ağırlaşmaktadır.

Çalışma saatleri ve koşulları erkeklerinki ile aynı düzeyde hatta yer yer daha fazla tutulmaktadır.

Bu kadının annelik başta olmak üzere bireysel ve sosyal yaşamının iflas etmesidir.

Makul olan kadınların çalışma saatlerinin, erkeklerinkinin yarısı kadar olmalıdır.

Erkeklerle aynı maaşı almaya devam etmeli, kadın anne- ev ve çocuklarına ayıracak daha fazla zamanı olmalıdır.

Aksi takdirde şu andaki çalışma şartlarıyla kadınlar, kadın olmaktan çıkacak, aile başta olmak üzere sosyal travmalar- krizler(nüfus başta olmak üzere) kendini gösterecektir.

Burada para insan ilişkilerindeki değer olarak belirleyiciliği çok önde değildir. Esas belirleyici olan psikolojik olarak aile ve sosyal hayatta ne var olduğudur. Aile ve sosyal hayatından kopuk- parça- ezilmiş- sömürülmüş bir kadın, başta kendisine olmak üzere herkese yabancılaşıyor.

Burada çalışan kadın zaten çalıştığı zaman- şartlar ve zamandan- dolayı anneliğini yapamıyor, evine bakamıyor, sosyal ilişkisi sıfırlanıyor, çocuklarını eğitemiyor, eşiyle sağlıklı diyalog kuramıyor.

***

Şarkı, pop, caz, rap, türkü...
Kur'an- İslam bu müzik türlerine karşı değildir.
Aynı şekilde İslam müzik aletlerine de karşı değildir.
Saz, gitar, davul vd. Sunum tarzı ve sözleri tartışılabilir.
Ama İslam, bu müzik türlerine topyekun karşıdır, demek İslami bir düşünce değildir.
Müzik, dil gibi Allah'ın ayetlerindendir.
İslami olan Müzik türü sadece ilahi- tasavvuf müziği değildir.
Hakikat, tevhid, estetik, güzellik ve hidayet üzere olan her müzik İslamidir.

***

Halkın baskı, manipülasyon, ayartma, abartma, işkence vb. yollarla kararlarının etkilenmesi vardır. Bu etkilenmenin minimum seviyeye indirilmesi herkesin görevidir.
Allah, bizlere hareket ederken, istişare- şura- danışma ile hareket etmemizi emrediyor.
Biz bu şuraya- seçime karşı olamayız. Halk bilmez, biz biliriz, şeklindeki ayartmaya göre hareket edemeyiz.
Halk velev ki, yanlış karar verse bile yine ve daima bu seçim- şuradan vazgeçmemeliyiz.

***

Annesiz... Babasız... Dedesiz... Ninesiz... Kardeşsiz... Amcasız... Dayısız... Teyzesiz... Bir yaşam modeli...


Aile ve Akrabalık bağları;
1- Cenaze ve düğün ritüellerine bağlandı.
2- Kuşaklararası kültürel aktarım imkânı ve ihtiyacı azalıyor.
3- Bireysel hayat merkezli arayış, varlık dinamiklerinden kopuk hale getiriyor.
4- Bir dönem imkân olarak değerlendirilen bu bağlar, yavaş yavaş tehdit olarak görülüyor.
5- İş ve tatil sistemi, insanların birbirlerini ihmal ve imha etme çabasına dönüşüyor.
6- Hayatı anlamlı kılan bağlar değil sınırlayıcı ve gereksiz ilişkiler yığınına dönüşüyor.
7- Aile ve akrabalar için manevi fedakârlık çabası olmadığı gibi maddi fedakârlık hiç hatırlanmıyor.
8- Sosyal medya, aile ve akrabalık bağlarını kuruyor gibi görünse de, birbirinden haberliymiş gibi göstererek gerçeklikten koparıyor.

***

Hâkim, iktidar, egemen olmak bütün dinlerin-ideolojilerin amacıdır. Ancak hâkimiyeti sadece siyasal alana hapsedersek kalpleri ve akılları ihmal etmiş oluruz. Aliya İzzetbegoviç'in belirttiği gibi bütün dinler acılar içinde doğar, ancak hâkim olunca katılaşıp taşlaşırlar.

Türkiye'de devletin yapısı insanlarca önemli değildir. Önemli olan kimin yönettiğidir. Ve şu anda olduğu gibi kendimizden olanların yönettiğine inandığımız yöneticiler olduğu için “nasihat”ten uzaklaşmış, her şey yerli yerine konulmuş gibi zafer sarhoşluğu içinde bekliyoruz. İmtihan sadece bir döneme has değildir.

Her zaman ve mekâna yayılır ve hassasiyetinin korunması icap eder.
Tüm yeryüzü halkları tarihsel tevhidi damarın uyanışının ritmini- ilklerini- uyarılarını- seslerini akıl- kalp ve vicdanlarında yaşıyorlar.
Yakında ve uzakta her daim bir uyanış ümidi var.

***

Sadece bir grubun- erkin- yapının- çevrenin- cemaatin- tarikatın-kişinin değil...
İnsanların sermayesine,
İnsanların yönetimine,
İnsanların bilgisine,
İnsanların kardeşliğine,
İnsanların adaletine,
İnsanların eğitimine,
İnsanların hidayetine,
İnsanların özgürlüğüne,
inanmak ve mücadele etmek...

Var oluşumuzun gayesi budur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199