Hz.Aişe (ra) şöyle demiştir: “Resulullah (sas) ramazanın son on gününde itikafa girer ve ‘ kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın’ derdi” ( Buhari, Fadlul leyletül kadr 3)

         Ramazan ayını en güzel şekilde değerlendirmeye özen gösteren Allah resulu Ramazanın son on gününe daha da önem verir, ibadet hususunda başka zamanlarda göstermediği gayreti gösterirdi.(Buhari, Bedul Vahy 1)Hz. Aişe’nin söylediğine göre resulullah itikâfa gireceği vakit, Ramazanın son on gününün ilk gecesinden önceki sabah namazını kılar ve itikaf yerine girerdi.( Müslim, İtikaf 6) Kendisi bu değerli zamanı ihya ettiği gibi, ailesinin de aynı feyz ve bereketten faydalanmasını ister ve geceleri aile fertlerini ibadet için uyandırırdı(Buhari, Fadlul leyletül kadr 5)

         İtikaf: alıkoymak, hapsetmek bir yerde kalmak anlamına gelir ve kişinin sıradan davranışlardan uzaklaşarak, ibadet amacıyla belli bir süre mescide kalması demektir. İtikaf yapmak kökleri Hz. İbrahim zamanına kadar giden bir ibadet çeşididir. Yüce Allah hz. İbrahim ve oğlu İsmail’e tavaf edecekler, orada ibadete kapanacaklar, rüku ve secde edecekler için beyti temizlemesini emretmişti. (Bakara 2/125) İtikaf geleneği cahiliye dönemin de de bilinmekteydi. Nitekim Hz. Ömer henüz İslama girmeden önce Mescidi Haramda itikafa gireceğine dair adakta bulunmuştu.  Müslüman olduktan sonra bunu hz. Peygambere sormuş o da adağını yerine getirmesini istemişti.( Buhari, Farzul Humus 19)

         Allah resulü itikaf için çok büyük hassasiyet göstermiştir. Bunun arkasındaki sebep bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen kadir gecesini ihya etme düşüncesiydi. Resulu Ekrem son on günü itikafla geçirerek adeta bu kadirli geceyi gece gündüz ibadetle, tefekkürle geçirmek istemekteydi.Nitekim Cebrail (as) tarafından kadir gecesinin ramazanın son on gününde olduğu kendisine bildirilene kadar Hz. Peygamber önce ramazanın ilk on gününde  sonra ortasındaki on günde itikafa girmişti. Ancak her defasında Cebrail (as) “ aradığın şey önündeki günlerdedir diye uyararak nihayetinde onu son on günde itikafa girmeye sevk etmişti ( Buhari, Ezan 135) Resulullah bundan sonra ramazanın son on günü itikaf edeceği yere çekilmiş ve ashabına da Kadir gecesini Ramazanın son on gününde aramalarını söylemişti.( Buhari, Fadlul leyletül kadr 3)

         Günümüzde insanlar gündüzleri iş güç geceleri televizyon gibi pek çok oyalayıcı nedenlerden dolayı tefekküre daha doğrusu kendisine zaman ayıramayan Müslüman için bulunmaz bir fırsattır itikaf. Son yıllarda kimi çevrelerin hayatın yoğun sorunlarına karşı meditasyon ve benzeri bazı uygulamaların yegane çözüm gibi sunulmakta olduğunu görüyoruz. Oysa huşu içinde kılınan namaz ve itikaf içerisinde geçirilen vakitler, sadece bir zihin boşalması değil aynı zamanda imanın kemale erdirilmesi gayreti, nefis muhasebesi, nefis terbiyesi ve nefis tezkiyesidir aslında. Kişinin nereden geldiğini ve nereye gittiğini derinden tefekkür ederek hedeflerine daha emin adımlarla ilerlemesi için kendine ayırdığı vakitlerdir. Müslüman’ın kendini hatırlamasıdır, rabbini hatırlamasıdır, hakikat aynasına bakıp kendine gelmesidir.

         Ne yazık ki bizi rahatlatacak hayatımızı kolaylaştıracak, dünyamızı yaşanır kılacak “huşu içinde namaz” ile “tefekkür ile geçirilecek itikaf” gibi iki önemli alternatif toplumumuzda unutulmaya yüz tutmuş vaziyettedir. İşte itikaf, bizi bize biz yapan değerlerimizi, kendimizi, öz benliğimizi hatırlatacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178