Bu çağda yaşamanın insanı tiksindirdiği konulardan biri de iyiliği önemsememek, takdir etmemek, sıradanmış gibi muamele etmektir.

Dikkat edelim;  olağandışı, enteresan gördüğümüz ve ilgimizi çeken, başkasının da bilmesini istediğimiz paylaşma gereğini duyduğumuz şeyler genelde kötü olanlardır.İyi haberler kimsenin ilgisini çekmez.

Oysa iyiliğin bizatihi kendisi olağanın dışında bir durumdur ve insanı iyileştirici bir etkisi vardır. Mutluluğu hedefleyen insanlığın fıtratta olan bu duyguyu görmezden gelip beşeri kuramların peşinden koşması bir handikaptır.

Üç çocuğunu yetiştirmiş ve evlendirmiş bir aileyle tanıştım. Eşlerden her birinin diğerine merhamet, nezaket ve ülfet dolu davranışlarıyla yeterince büyülenmişken muhteşem bir iyiliklerine daha şahit oldum. “Nasılsa çocuklarımız büyüdü, işimiz azaldı başka bir çocuğa anne baba olalım” düşüncesiyle koruyucu aile olmuşlar.İki yıldır kanlarından canlarından olmayan bir yetimin hayatına maddi manevi korunaklık yapıyorlar ve çocuktan bahsederken ona olan sevgilerini yüzlerinden okuyabiliyorsunuz. Onların yaptığı iyiliğin,  kalbimin mahzenlerinde yaktığı ışığın farkında olmadan kendi hayatlarındaki ışığı anlatıyorlardı.

Ne muhteşem bir meziyet! Düşünsenize kendi çocuğuyla bile ilgilenmeyi angarya olarak gören nice ebeveynler var. Bunlar ise yaşları ilerlemesine rağmen geri kalanzamanlarını bir başkasının eksiğini tamamlamak için geçirecek, güçlerini bu yönde harcayacaklar. Böyle diyorlar; “ biz anne –baba sevgisinden mahrum bir çocuğun eksikliğini tamamlamak için bu işi yaptık”

İşte size iyiliğin en güzel görüntüsü; Kendisinden bir şeylerin eksilmesiyle var olan iyilik bir başkasının eksiğini tamamlıyor ve iyiliği yapanı kötülüğe karşı üstün kılıcı bir bağış olarak geri dönüyor. Bir başkasını (ötekini) en zayıf yönleriyle tanıma imkânı sağlıyor. Kendini onun yerine koyarak kalbini onarıyor. Sonuç;harap olmaya müsait ruhun yeniden dirilmesi ve muazzam biriç huzur… İyiliğin en fazla sahibine kazanç sağlayacağına dair ilahi hitabın tezahürü…

Kötülük boş durur mu? Hayır,  o da mesaide.  İşin can sıkıcı kısmı tam da burası…

İyilik ne kadar büyükse şeytan o kadar yakın. Şeytan bu, görevi icabı tıkır tıkır işleyen çarka bulduğu en küçük yerden çomak sokar. Hattabazen Allah la aldatır. 

Bir çocuğun hayatını kurtararak Rabbinin rızasını kazandıracak bu yola giren ailemize; eş, dost,  akraba ve komşularının bu iyiliği takdir edip desteklemek yerine ne yaptıklarını tahmin edebilir misiniz?

Edersiniz… Edersiniz… Çünkü bu bize çok tanıdık geliyor.  Çoğumuzun yaptığı şey, işlerin güzelliğine kör ve sağır kalıp, eksik olabilecek kısımlarını ayyuka çıkarmak. En yetenekli olduğumuz konu. Toplum olarak bu konuda meleke (kabiliyet) kazandık.

  • Efendim, şimdi aldığın kız çocuğu eşine mahrem olmaz mı? Günah değil mi mahrem olmayan biriyle aynı evde yaşamak
  • Bak, şimdi bu çocuk için devlet sana ücret veriyor ya onun tek kuruşunu bile hakkıyla harcayamazsan. Eee bu nasıl olacak? Yok canım; bu büyük vebal, altından kalkılmaz ayol!
  • Şimdi tabi bir de çok önemli bir konu var; bu çocuklarında annesi, babası, nesebi nasıl bilemezsin ki, yarın öbür gün kalkar ahlaksız bir iş yapar sonra sen rezil olursun. Yok yok akıl işi değil yaptığınız!

Derken uzar gider can sıkıcı konuşmalar.Oysa Müslümanlar olarak, toplumumuzda hatırı sayılır miktarda yetimin devletin korumasında olduğunu bile bile kendimize bir cennet kapısı açmamız gerekmez mi? 

Şehadet ve orta parmağını birleştirerek “Yetimi büyüten kişiyle ben cennette böyle yan yana komşu olacağız” diyen bir peygamberin ümmeti iken bu hadis-i şerifi hayatımızın hangi alanında kullanacağız diye düşünmemiz lazım değil mi? Ya da onun Hz. Hatice ile evlendiğinde iki kız çocuğuna nasıl babalık yaptığını unutacakmıyız?

Yine Rabbimizin kerim kitabında buyurduğu “…asıl iyilik yetimlere olan sözleriniz ve davranışlarınızdır…” (Bakara 2/177)“… Onların (yetimlerin) durumlarını düzeltmek sizin için en hayırlı davranıştır” (Bakara,2/220), “…yetimlere iyilik edin…”(Nisa, 4/36)  vb. birçok ayetin muhatabı biz değil miyiz?  Peygamberimizden bahsederken “seni yetim bulup barındırmadı mı” (Duha,6) diyerek yetimlerin barındırılmasını emretmiyor mu?

            Velhasıl, iyilikler geleceğe dair umutlarımızdır.Lütfen sıradanlaştırmayalım

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner194