Yıl; 1967


Ortadoğu’da Arap devletleri Siyonist İsrail’e öldürücü bir darbe vurmak için askeri güç birliğine gitmişlerdi. İsrail bugünkü gücüne sahip değildi. 6 gün savaşları başladı. İsrail, Arap savaş güçleri henüz harekete geçmeden ani bir saldırı ile savaşı kazandı… Araplar ciddi bir hezimete uğradı… Kudüs, Batı Şeria, Golan Tepelerinin işgali 6 gün savaşları ile gerçekleşti… O gün bugündür, Filistin’de Müslümanların hüzün ve hicranı bitmiyor…
Savaş sonrası günlerde Mısır’da eserlerinden istifade ettiğimiz meşhur İslam âlimi Prof. Dr. Muhammed Ebu Zehra Ezher Üniversitesinde derslere girmektedir…

Üniversite de öğrenciler üstad Muhammed Ebu Zehra’ya şu soruyu yöneltirler:

– Efendim, Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet-i kerimede ve özellikle Tevbe/26. ayette Müslümanlarla kâfirler arasında çıkan savaşta Allah’ın gaybi yardımlarını, görünmez ordularını göndereceğinden bahsediyor. Kâfirlerin cezalandırılacağına vurgu yapılıyor. Ancak son savaşta gördük ki, ne gaybi yardımlar ne de görünmez ordular devreye girdi… Çok acı bir hezimet yaşandı… Şimdi bu ayeti nasıl anlamalıyız?

Üstad Ebu Zehra yüreğinde taşıdığı acı gerçeği şöyle dile getirir:

– Efendim, eğer Allah (cc) Kur’an’da Müslümanlara melek ordularıyla yardım edeceğini vaat etmişse; mutlaka yardım etmek için melekler gelmiştir de, savaş alanında kimin Müslüman kimin Yahudi olduğu belli olmadığı için dönüp gitmişlerdir…

Sakın Üstadın cevabına ironi demeyiniz…

Bu cevap ümmet gerçeğimize tutulan bir aynadır… Kendimizle yüzleşmemizi sağlayacak bir tespit, bir teşhis…

Saflarımız karıştı… Çizgiler karıştı… Renkler karıştı… Kimlikler karıştı… Dahası hakla batıl karıştı… Dostla düşman karıştı…

Sanki imana zulüm karıştı…

Flu hayatlar, gri kimlikler kanıksandı…

Kimyadaki deyimlerle renksiz, kokusuz ve tatsız Müslümanlar oluştu…

Bir din mühendisliği projesi olarak ‘’Euro-İslam’’, ‘’Demo-İslam’’, ‘’Protestan-İslam’’ tedavüle sunuldu…

En asli ve en aziz İslami kavramlarımız sulandırıldı, bulandırıldı…

 

Cihad, cemaat, şeriat kavramları sabıkalı ve sakıncalılar listesine alındı…

Kronik kafa karışıklığından dolayı Müslümanların kararlılık ve tutarlılığı kalmadı… 

Kafa karışıklığı kimlik travmasına, karakter krizine neden oldu…

Peki, bunca belirsizlik, bulanıklık, başıboşluk, bunalım ve buhran neyin nesidir? Neyin sonucudur?

Bu hercümerci nasıl yorumlayacağız?

Kalplerdeki kasveti, ruhlardaki gafleti, zihinlerdeki ataleti nasıl gidereceğiz?..

Sanıyorum helale haram, amele riya, kalbe nifak, söze yalan karışınca Müslümanların tılsımı bozuldu…

Neredeyse faizin karışmadığı kazanca hasret kaldık…

Kadın erkek kontrolsüz birbirine karışınca kalbi duyarlılıklar köreldi…

Kalabalıklara karıştık, toplumu değiştirmek için… Ama bir de baktık ki ‘’uydum kalabalığa’’ kulvarında kayboluyoruz…

Kafa karışıklığından kurtulmak için çözüm mü?

Yeniden iman, ilim, ihlas, ikan ve ittika diyoruz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199