Müddesir Suresinin ilk ayetleri Hz. Peygamberimize “oku” emrinden sonra gelen ikinci vahyi emirdir. “Ey örtüsüne bürünen kalk ve uyar”. Bu; Allaha davet ve dini emanetin taşınmasında Müslümanlara yüklenen farz-ı ayndır. “Kalk ve uyar”  namazın farz olmasından on, zekât ve oruçtan on beş hacdan da on sekiz yıl önce farz olmuştur. İnsanlık dünyasının ıslahını ve değişimini ifade eden bu iki kelime bir tebliğ hareketidir.Dinin tebliğ edilmesi gerçeği tüm Müslümanlarca bilinen bir husus olmakla beraber, gözden kaçan çok önemli bir konu vardır ki metod ve yöntemsizlik. Dini anlatıyorum derken yapılan yanlışlar kaş yaparken göz çıkarma kabilinden büyük hasarlara sebep olmakta hedeflenen ıslah gerçekleşememektir. Bu konudaki en büyük eksiklik de muhtemelen kaynaklarımız olan Kur’an-ı Kerim ve hadislerin mesajlarının tam olarak anlaşılamamasıdır.

Kur’an-ı Kerim’de  “kehf“suresi hepimizin duyduğu bir suredir ve rivayetlere göre peygamberimiz (sas) her Cuma akşamı bu sureyi okurdu hatta öyleki bir kadın  sahabîondan  işiterek  ezberlemişti. Günümüz Müslümanlarının daha çok zengin olmak, hastalıklardan kurtulmak, dünyalık isteklerini Allaha kabul ettirmek için sadece Arapçasındanokuduğu bu sure aslında muhteşem bir tebliğ metodu sunar.

Surede dört tane temel kıssa vardır. Ashab-ı Kehf, iki arkadaş, Musa ve Hızır ve Zulkarneynkıssaları.Bu kıssalardaki metodları ayrı ayrı izah etmeden önce şunu söyleyelim ki hepsinin ortak mesajı kötüden iyiye veya iyiden daha iyiye giden ıslah modellerini göstermektir. Kıssaların ayrıntılarına girmeden maddeler halinde bu surede verilen mesajlara bakalım

1-Ashab-kehf, iki arkadaş ve Zulkarneyn kıssalarında hak ile batıl arasında bir mücadele söz konusudur. Dolayısıyla tarihin her devrinde olduğu gibi günümüzde de Hak ve batıl mücadele etmektedir ve Müslüman oturduğu yerden bunları seyretme lüksüne sahip değildir. Her Müslüman bu mücadelenin bir neferi olmalıdır. Başta söylediğimiz gibi bu  mücadele farzı ayndır.Dördüncü kıssa olan Musa ve Hızır kıssası ise Hak ve hayır ehli kimseler arasındaki yardımlaşma ve dayanışmayı içerir.Mesaj nettir: mücadele hareketinin başarıya ulaşması için Müslümanların birbirleriyle yardımlaşmaları ve zamanlarına göre birlikte yöntem geliştirmeleri gerekir.  Her grubun kendi dini anlayışıyla diğerini öteleyip tefrikaya sebep olduğu günümüz Müslümanlarına tam da ihtiyacımız olan uyarıdır bu.

2- Ashab-ı kehfkıssasında zayıf, mazlum, toplum tarafından horlanmış ve kovulmuş bir grup gençten bahsedilir. Bu gençler iman ettiklerinde zorba ve tahammülsüz bir topluluğun baskısına maruz kalır ve taşlanırlar. Burada ortaya konulan durum hakkın zayıf,  batılın güçlü olduğu bir durumdur ve Allah bu kişilerin zarar görmemesi için onlara “ gizlenin kimse sizi fark etmesin” (Kehf 19) emrini verir. Ayetlerden anlaşılan o dur ki; zayıf azınlığın güçlü müfsid düzene karşı koyması cesaret değildir.Bu bir yöntemdir. Eğer Müminler benzer koşullara maruz kalırsa yani hâkim olan küfür azınlık olan mümin cemaat ise küfrün güçlerine karşı çıkmamak gerekir. Nitekim Hz. Peygamber (sas) Mekke döneminde aynı yöntemi kullanmış baskı ve eziyetlere karşı müminlerin mücadele etmesine izin vermemiş onları dinlerini özgürce yaşayabilecekleri yerlere hicret etmeye zorlamıştı. Çünkü ilahi emir bu yöndeydi “ elinizi çekin (karşı koymayın) ve namazı ikame edin” (Nisa 77)İmanınıinkâr etmediği için işkenceyle şehid edilen Sümeyye’ye “sabredin Yasir ailesi sonunuz cennettir” demekten başka hiçbir karşılık vermemiştir. Aynı peygamber Medine’de islam devletini kurup güçlendiğindeise Müslüman bir kadının örtüsüne saldıran bir Yahudi kavmine savaş açmıştır.

4-Surede geçen iki arkadaş kıssasında ise birinin diğerine otoritesi olmayan iki arkadaştan bahsedilir. Bunlardan biri Mümin diğeri kâfirdir. Bunların arasında geçen diyalog uzun uzun anlatılır surede.Mümin kişi diğerini ikna etmek için devamlı tartışır (kehf, 34,37) Yani onunla diyaloga geçer ve ikna yöntemini kullanır. Sonuç ta başarılı olamaz kafir yine bildiğini okur ve cezaya maruz kalır ama müminin bu davranışından övgüyle bahsedilir.Bu tebliğ metodunun ikinci aşamasıdır.  Yöntem artık gizlenmek, soyutlanmak, uzaklaşmak, uzlete çekilmek değil kendisiyle eşit güçte olan birisiyle diyalog kurarak tebliğ faaliyeti yapmaktır.  Ancak diğerinden daha güçlü olmadığı için kuvvet kullanmak, zorlamak gibibir yönteme de başvuramaz diyalogdan başka hiçbir çözümü yoktur.Bu noktada muhacir Müslümanlarla Habeş kralı ve ileri gelenlerin arasındaki diyalog ortamının incelenmesi faydalı olacaktır.

5-Surede anlatılan diğer bir kıssa olan Zulkarneyn kıssasında ise Hak ehli güç ve iktidarın zirvesindedir. (kehf,84). Burada Salih bir hükümdardan övgüyle bahsedilir. Çünkü o gücünü ve imkânını kullanarak hakkı ve adaleti yaymıştır.Bu yöntem tebliğin en üstüdür. İktidarın gücünü elinde tutan Müslüman bu gücü kullanarak iyiliği emredip kötülüğü engelleyecek bir sistem oluşturmalıdır.Ona düşen tartışma ve diyalogtan öte bilgisini ve gücünü kullanarak kararlar almak, bunları uygulamak,hak ve adaleti cesaretle ve gücünü kullanarak yerine getirmektir.Suredeki yöntemlere bir sonraki yazımızda devam edelim inşallah

               

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155