I.Mongol isti’lâsı
Moğollar İslâm şehrlerini ta’lân etdikleri zemân, insân ve heyvân nâmına ne varsa katl eder, sâdece bir kişiyi ellerini ve kollarını kesdikden sonra canlı bırakırlarmış ki etdikleri vahşeti anlatacak kimse kalsın diye.
Kanal-boyu, geçen sene mongol isti’lâsına mâruz kaldı. Kanalın aşağı başında, kapalı spor salonu ile anka psikiyatri merkezinin tam ortasında, kanal-boyu etrâfında dikilmiş ağaçların en eskisini, ortasına kadar baltalarla yaraladıkdan sonra, edilen mezâlimin şâhidesi olarak bırakdılar.
Hasbe’l-kader oradan geçen bir mi’mâr hanım, “Ne ediyorsunuz? Bu ağaç kesilirmi?” diye i’tirâz etdikden sonra merhamete gelib yarısına kadar kesdikleri ağacı bırakdılar. Bu ağacı kesmekden vaz geçdikleri içün sırada boynunun vurulmasını bekleyen bir kızıl erik ağacının da hayâtını bağışlamış oldular. Bahis mevzu’u çılğın proje aşağı yukarı bitdiği içün ma’lûm oldu ki bu ağacı kesmek içün bir sebeb de yokmuş. Kesmeye cinâyet etdikleri ağaç, tahmînen yetmiş yaşında, kanalın açıldığı günlerden yâdigâr bir çınar. Hâlen içeride rüşvet-horlukdan hesâb veren mahbûs şehrcilik dâhisi zâtdan sudûr eden bir vecîzeye göre, “Şehrcilik prensiplerine uyğunsuz, çınar cinsi” bir ağaç. 
Bahis mevzuu çınarı bundan bir kaç sene evvel de fazla uzun olduğu içün budamışlardı. 12 metre boyundaki ağaç, mongol şehrcilik prensiplerine göre fazla uzunmuş. Her biri birer budama dahisi mütehassıslar tarafından bir kütük haline getirileren bu mazlûm çınarın tepesini kesmek içün getirdikleri vinçin boyu kâfî gelmeyince gövdesinin ortasından keserek taxrîbât işindeki ihtisâslarını âşikâr etmişlerdi.
Bu maksadla savcılığa vermek üzere bir dilekce yazmışdım. Dilekcemi okuyan ve bu işlerden anlayan bir zât, boş işlerle uğraşmamamı, bu gibi dilekcelerden bir şey’ çıkmayacağını nasîhat etmişdi. Bahis mevzuu ağacla ‘alâkadâr kısmını buraya derc edeyim:
“Malatya tarihinin bir parçası olarak Malatyanın şehir olarak gelişmesinin en mühim merhalelerinden olan Kanalboyunun inşasını yad için dikilmiş, son tahrib ve inşa faaliyetinden sonra; bu mıntıkada belki de Kanalboyunun 70 sene evvelki inşasını hatırlatacak doğal abide hükmünde olan bir çınar ağacının korunması ve yaralarının tedâvîsi içün yazıyorum.
Söz konusu ağaç, 1945 senesinde inşâ edilen Malatya’nın korunması gereken soyut kültür varlıklarından Kanalboyu’nun açılmasını yâd vesilesiyle “şahide” olmak üzere dikilen çınarların son örneklerindendir. Bu istikametdeki bütün ağaçlar kesildiği için Kanalboyu’nda kalan son ağaçdır. Kanal’ın Sivas caddesi’ne kıvrıldığı noktaya, nişane olarak dikilmiş, bu tarihten sonra Kanalboyu’nda yapılan bütün tadilat faaliyetlerinde bu ağacın korunmasına ihtimam gösterilmiştir.
Kent hafızasında yeri olan Kanalboyu’nun son şahidi olan bu ağacın korunması suretiyle proje tanzim edilebilecekken, evvela çok yüksek olduğu gerekçesi ile ortasından kesilmiş, 06.04.2017 itibarı ile de kesilmesine teşebbüs edilmişdir. İlişikteki resimde görüldüğü üzere kesilmesine engel olunan söz konusu ağacın tescili için Sivas Koruma Kurulu ve İl Kültür Müdürlüğü’nün değerlendirmesine imkan verilmelidir.
Anlaşıldığına göre, belli bir estetik anlayış çerçevesinde, münasip görülen ağaç, taş, beton terkibi içinde düzenlenilmesi düşünülen Kanalboyu’nun tanziminde, kent hafızası değerine i’tibar yokdur. Ağaçlara, canlıya hürmet yokdur. “Kesdiğimiz ağacın yerine yenisi dikiyoruz.” diyenlerin kendi kesilesice varlıklarını nasıl bir ahlaki zemine oturttuklarını bilmiyorum. Kültürel sürekliliği temsil eden 72 yaşındaki bir çınar ağacını baltalayanların, “yeni ağaç dikiyoruz.” demesine cevap vermekten utanıyorum.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.