Sûfîlerin hadis diye kullandıkları muhtemelen kelamı kibar olan bir söz vardır. “Her kap içinde ne varsa dışarıya onu sızdırır”

Kap, yani bildiğimiz küp. Eskiden sıvı şeylerin saklandığı malzeme. Topraktan yapıldığı için şeffaf değildir içini göremezsiniz. Saklanılan şey; su, bal,   sirke ya da şarap olabilir. Küpün ağzını açıp bakmaya yetkili olmayanlar ancak küpten sızanla içindekini anlayabilir.

İnsan kalbi de buna benzer. Kapalı olduğundan içini kimse görmez. Bazı kalpler güzellikle doludur, bazıları cömertlik bazıları merhamet bazıları nezakettir,  ağzına kadar. Öyle kalpler de vardır ki kibir, hadsizlik, yalancılık, merhametsizlik, intikam, hırs, fısk, fücur, zorbalık ve zulümle doludur.

Kalbin itinayla saklandığı ama dışarı sızmaktan kurtulamadığı yer ise kişinin sözleri ve davranışlarıdır.İçinde güzelliklerle dolu olan kalpten çıkan sözler ve davranışlar karşı tarafa ferahlık verir. Bal kadar pekmez kadar tatlıdır. İnsanın tattıkça tadası gelir. Öyle ki karşıdaki ona hayran olur ve onun gibi olmaya çalışır. İçi kötülüklerle dolu olan ise etrafına sadece huzursuzluk, bıkkınlık ve güvensizlik verir. Onlardan bazıları sözleriyle içlerindekini gizlemeye çalışırlar, yaptıkları ile söyledikleri arasında dağlar kadar fark vardır. Lakin ne kadar yalana başvursalar da insanların kalplerine giremezler. Bazıları ise kötülüğe ağzına kadar batmış olduğundan sözlerini bile güzelleştirmeye çalışmaz.

Rivayete göre bir gün biri İsa aleyhisselema kötü sözler söyler hakaret eder.En sonunda İsa (a.s) “bana söyleyeceklerin bitti mi?” diye sorar. “Bitti” cevabını alınca “ben peygamberim eğer hastan varsa dua edip iyileşmesine vesile olayım. Paran yoksa para temin edeyim. Bir üzüntün varsa çare olayım. Benden ne istiyorsun?” buyurur. Adam çok şaşırır ve oradan ayrılır. İsa aleyhiselamın bütün çirkin sözlere karşı böyle güzel ifadelerle karşılık vermesi havarilerini de etkiler ve bunun hikmetini sorarlar. O da “herkes yanında ne varsa ondan verir. Herkes kendi sermayesini kullanır. Onun sermayesi o, benim sermayem bu. Onun sermayesi ben de yok, benimki onda yok” buyurur.

Elhasıl kalplerimizi yeniden resetleyeceğimiz bir mevsime daha ulaşıyoruz.Ramazan ayı bizim için kalbimizdeki kötülükleri boşaltıp iyiliklerle dolduracağımız müstesna bir zamandır.Belki bu, son Ramazanımız belki kendimizi affettireceğimiz, kalbimizi temizleyeceğimiz başka bir zaman dilimi olmayacak ve bu bizim için son şans. Göklerden yağan rahmet ve mağfiret için kaplarımızı alıp bu rahmeti doldurmak için koşmalıyız.

Hz. peygamberimiz buyurur ki “Cebrail bana‘ramazana eriştiği halde bir insan onun feyzinden istifade edememiş, ramazan gelmiş geçmiş ve hala Allah’ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, yazıklar olsun o kula burnu yere sürtsün’ dedi ben de amin dedim” (Buhari, Edebül- Müfret, 1/338)Ne muhteşem bir hatırlatmadır bu. Hayatın akıp giderken seni her türlü güzelliğe kavuşturacak bir atmosferin içine giriyorsun ey insan! Dikkat et, buradan çıkarken kazançlı çıkmaya bak!

Kalbinin güzellikle dolabilmesi için öncelikle aç kalarak bedenine yeme içme iradesi kazandırdığın gibi ruhuna da oruç tuttur.Sana haz veren eğlenceli gelen her şeyden uzak dur mesela, Özellikle akıllı (!) telefonunveya bilgisayarının başından kalk. Bir ay boyunca bilmem kimin ne yediği ne içtiği ne yaptığı nereye gittiğini bilmeden geçirsen hiçbir şey kaybetmezsin. Kimin orucunu hangi mekânda açtığının bilgisi sana zarardan başka hiçbir fayda sağlamaz. Zaman geçirmek için oynadığın oyunlar sağnaksağnak yağan rahmete karşı kabını (kalbini) kapatman demektir.

Ramazan bizim için eğlenceye vakit ayıracağımız bir zaman değildir. Hele geleneksel eğlencelere katılıp, ibadetleri geri plana atmak, ibadet mevsimini bir panayıra çevirmek büyük bir yanılgıdır. Sadece oruç ayı değildir. Aynı zamanda Kuranla hemhal olma, onun gösterdiği hidayeti araştırıp bulma mevsimidir. Zira kalbimizin bu doğruluğu kendi çabasıyla bulmaya ihtiyacı vardır.Nitekim oruçla ilgili ayetin devamında Rabbimiz buyurur ki “ o halde onlar benim davetime koşsunlar, bana hakkıyla ibadet etsinler umulur ki doğruyu bulabilirler” (Bakara 2/186)

Her ramazan ayı geldiğinde tekrar tekrar tefekkür etmemiz geren oruçla ilgili ayetlerin yanı sıra başka bir ayetin uyarısını daha hatırlatalım.  Rabbimiz (azze ve celle) bir uyarı  geldiğinde onu görmezden gelenleri sevmediğinigösterir ve kendilerini değiştirmeyenleri çok sert uyarır “Rabbinin ayetleri zikredildiği zaman ondan yüz çevirenden daha zalim kim vardır…. Ve elleriyle takdim ettiklerini (günahlarını) unutandan daha zalim…” (Kehf,57)

O halde duaya durma vaktidir. Allah’ım! Bizleri beyaz elbisenin kirlerden temizlendiği gibi kalbimizi günahlardan ve kötü duygulardan, ikiyüzlülükten; eylemlerimizi gösterişten, dilimizi yalandan ve gözümüzü vefasızlıktan temizle. Şüphesiz sen kalplerin sakladığını en iyi bilensin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner194