Yaşamak zor gelir bazı zamanlarda. Musibetler karşısındaki çaresizliğimiz, yüreğimizde ki acı hayatı anlamsızlaştırır, dipsiz  bir kuyuya atılmış hissetirirbizi. O kuyudan çıkaracak her türlü yardıma bir an önce kavuşmak için elimizden gelen her şeyi deneriz. Derdimiz artık hayatımızın öznesidir, yaşamı artık bu pencereden izleriz. Belki daha önce hiç farkına varmadığımız nimetlerin elimizden kayıp gitmesi başkalarıyla olan ilişkilerimizi de olumsuz yönde etkiler. Umutsuz, yorgun, bıkkın, nizamsız gayesiz bir kişilik hem kendisi hem de etrafındaki diğer insanlar için bir felakettir.

Oysa Müslüman hayata diğer insanların baktığı yerden bakamaz bakmamalıdır.Zira  Mümini anlatırken peygamberimiz (sas) kafirle mukayese yaparak buyurur ki;  “musibet  karşısında ki  mümin, rüzgârda eğilse bile yıkılıp kırılmayan yeşil ekine, kâfir ise sert bir rüzgâr karşısında kırılan ya da kökünden devrilen bir ağaca benzer”. (Buhari, Tevhid, 31) Mümin yaşadığı dünyayı imar etmek, insanlığı ihya etmek ve ahiretini mamur etmekle yükümlüdür. Bela karşısında ye’se kapılmamalı, ümitsizliğe düşmemelidir. Nerde olursa olsun yıkılmamalı,sabır göstermelidir. Şairin dediği gibi, “dayan kitap ile / dayan iş ile /tırnak ile diş ile/ umut ile sevda ile düş ile”

Sabır aslında tam manasıyla kavrayamadığımız kavramlardan biridir. Çoğu zaman hiç bir eylemi olmayan boş boş bekleyiş olarak algılarız toplum olarak. Oysa resululluh (sas) yine bir hadisi şerifinde derki “ Sabır ziyadır”. Yani bir ışık!  bir nur!  Dipsiz kuyuların karanlığından aydınlıklara çıkaran bir ziya.O halde bu içerisinde eylem olan bir bekleyiştir  ki  sadece  insana özgü bilinçli bir mühlet vermedir.Ama insanın her bekleyişi mühlet verişi sabır eylemi midir?buna bakmak lazım belkide.

Mütefekkirlerimizden Rasim Özdenören’in sabırla ilgilitesbitleri konumuzu aydınlatır cinsten.Şöyle diyor; “Sabrı, ancak o fiili ifa eden kişinin kendisi bilebilir. Çünkü zahiren bekliyor (başka bir söyleyişle sabrediyor) gibi görünen birinin, aslında hiç de öyle olmayabileceğini tasavvur edebiliriz. Aynı otomobil içinde yolculuk yapan üç kişi düşünelim. Üçünün menzili aynı olsun. Bu üç kişinin zahirine bakıldığında üçünün de “sabırla” yolculuklarının sonunu beklediğini zannedebiliriz. Hâlbuki bunlardan birincisi menzile bir an ulaşabilmek için içi-içine sığmamaktadır. İkincisi miskin tabiatından dolayı umursamazlık içindedir. Üçüncüsü ise menzile ulaşılacağı vakti bildiğinden önceden bir mühlet vermiştir. Ve işin sonunu böyle bir bilinçle beklemektedir. Bu üç yolcunun durumu, yolda beklenmedik bir arıza karşısında daha bariz olarak ortaya çıkar. Birinci kişi, zaten içi-içine sığmadığından böyle bir arızayı isyanla karşılar. Belki yersiz müdahaleleriyle işin büsbütün gecikmesine yol açar. İkinci yolcu, miskinliğinden dolayı, belki müdahale etmesi gereken yerde de kıpırdamadan kalır. Olumlu tavır, ancak üçüncü kişiden beklenebilir. Çünkü yalnızca o bilinçli bir bekleyiş içindedir. Çünkü ancak onun tarafından bu yolculuk için bilinçli bir tanınmıştır. Dolayısıyla onun adına telaşı gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Kaldı ki arızanın beklenenden uzun sürmesi halinde de, ancak böyle birinin yalnız fiilini değil aynı zamanda hukuki müdahalesi de devreye girebilir. Ötekilerin tavrıysa durumun ya büsbütün karışmasına veya en azından devamına yol açmaktan başka bir işe yaramaz”

Belki de sabrı en iyi  yukarıda anlatılan üçüncü kişinin örneğiyle anlatabiliriz.Peygamberimizin ifadesiyle sabrın hayatımıza ışık saçabilmesi için amaçsız bir bekleyişten uzak olması gerekir. Bir hedefimizin bir tasarımızın olması bu bekleyişe anlam kazandırır. Bir amacımız varken bekleyiş içerisine  ( mühlet verme)  girmişsek ve bizim dışımızda hayatımıza olumsuz müdahelelerolmuşsa  artık bize düşen tevekküldür, rızadır, teslimiyet dir. Ancak ortada bir zulüm bir cehalet varsa buna sabretmek doğru olmaz sabrın tanımına aykırıdır. Çünkü beklemek zulmün ve cehaletin artmasından başka bir işe yaramazMesela yüksek amaçlarla yapılan bir mücadelede girmiş olduğumuz savaş da   ülke adına verdiğimiz can kayıpları, maddi ve manevi zarar zafere  ulaşabilmek için sıkıntılı bir bekleyiştir bir mühlet vermedir. Bu yüce amaç bizim acılarımızı hafifletecek, karanlıklarımıza ışık tutacak  ve daha fazla can kaybını önlemek, zulüm ve cehaletin ortadan kalkması  için bunlara sabır göstereceğiz ama umudumuzu kaybetmeden. Çünkü Allah sabredenlere birliktedir.(Bakara,2/153)

Rabbim zulmü ve cehaleti ortadan kaldırmak için giriştiğimiz her işte ve bu işleri yaparken başımıza gelen her musibette sabırlı davranmayı bizlere nasip eylesin.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.