Modern dünyanın en önemli sorunlarından biri mutluluk arayışıdır. Mutlu olmanın yolu, reçetesi, mutluluk psikolojisi gibi pek çok kavram insanların en çok aradığı ve cevabını bulamadığı hayatın anlamı meselesinin bir sonucudur. İnsanoğlu dünyaya neden geldiğinin anlamını bulamadığı sürece hayatla barışık olamayacaktır.

Mevlana’nın insan psikolojisine dair pek çok kuramı bu gün batının geliştirdiği Transpersonal psikoloji (Ben ötesi Psikolojisi) adı altında insanlara sunulmaktadır. İnsanları asıl mutluluğa sevk eden yöntemi Mevlana Kuran-ı Kerimden aldığı öğretilerle en güzel şekilde anlatır. Çağımız insanını da örnek alarak bu öğretilere bakalım

Mevlana’ya göre insan çok katlı bir apartman gibidir. Bu apartmanın en altından üstüne kadar birçok katlar vardır. İnsan çabası sayesinde alt kattan üst kata çıktığı ölçüde değerlidir. Zira en üst katta hakikat vardır ve insanın hayat gayesi işte bu en üst kattadır ve gerçek mutluluk o zirveye ulaşmaktadır.

En alt katta duygularımızın en basiti en süflisi olan haz duymak vardır. Günümüz insanlarının çoğunun peşinde koştuğu duygu budur. Bunu mutluluk zannederler. Oysa bu tür bir mutluluk hiçbir çaba gerektirmeyen her insanın bir canlı olmasıyla yapabileceği şeylerdir. Mesela bir lokantada çok sevdiğiniz bir yemeği yemek, sevdiğiniz bir arkadaşınızla kahve içmek, hoşunuza giden bir şeyi almak, sevdiğiniz bir oyunun başında saatler geçirmek vs. Bunların hepsi insana anlık mutluluk verir ve bunun için çaba harcamanıza gerek yoktur. Sorun şuradadır. ki bu çok kısa sürer hemen canı sıkılan insan yeni bir haz peşinde koşar onu elde ettiğinde bir başkası bir başkası… Sonuç hayal kırıklığından başka bir şey değildir. Tıpkı uyuşturucu kullanan bir insan gibi.

İkinci katta popüler olmak vardır. Yani insanların beğendiği parmakla gösterdiği biri olmak. Bunun için birey ciddi çabalar gösterir. Acılar çeker ama ulaştığı sonuç onu ilk basamaktan daha uzun süreli bir mutluluğa ulaştırır.

Üçüncü katta biraz daha çaba ve arayışla elde edilen saygınlık arayışı vardır. Bu basamaktaki insanlar kendilerini değerli bir şeyle bağdaştırmak isterler. Ünlü markaların ürünlerini kullanır, ünlü kişilerle resim çektirir, ünlü mekânlarda bulunmaya çalışır, konuşmalarında ünlü ve prestijli kişilerden bahsederler.

Dördüncü katta para arayışı vardır. Bu insanların tek düşünceleri ne kadar para kazanabildikleridir. Onlar için haz, popüler olmak veya saygın olabilmenin hiçbir önemi yoktur. Kendilerinden geçmiş bir şekilde tüm çabalarını bunun için harcarlar. Bu arada pek çok acı da çekerler ancak hedeflerinde ulaştıklarında elde ettikleri mutluluğu buna değer bulurlar.

Beşinci katta en iyi olma isteği vardır. Bu basamaktaki insanlar yaptıkları iş ne olursa olsun en iyisini yapmaya çalışırlar. Mükemmeliyetçidirler.Zirvede olmak ve bir numara olmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar..En iyi dereceyi yapan bir sporcunun kendi rekorunu kırmaya çalışması gibi yarıştıkları sadece kendileridir, kimseyi umursamazlar. Bu insanlar toplumda azdır.

Son kattaki insanlar dünyaya bir etkide bulunmak için çabalayan insanlardır. Makam mevki, prestij, para onlar için önemsizdir. Onlar dünyada adaletin yayılması için çaba harcarken kendilerine sunulan maddi hiçbir menfaati kabul etmezler. Bütün çabaları hakikatin ve adaletin yayılması içindir.Dünyada tam olarak bunun mümkün olamayacağını bildikleri halde canla başla bunun için çabalarlar.Dünyaya etki yapmış nice insanlar vardır ki hayatları acılar içinde geçmesine rağmen ideallerinden taviz vermemişlerdir.

İşte Mevlana’nın bahsettiği bu üst makam Hz. Peygamberden bize kalan hak, adalet ve doğruluğun yayılması mirasıdır. Bu üst makam peygamberlerin mücadele ettiği ve Kur’an-ı Kerimin de bize tavsiye ettiği alandır. Biz dünyaya bu alanda çalışmak için geldik. Zafer yada başarıyla sorumlu değiliz. Rabbimiz Necm suresi 39. ayette bunu en güzel şekilde şöyle özetler “Ve insan için ancak çabaladığının çalıştığının karşılığı vardır”

Yüce Allah peygamberlerini överken onların başarılarını değil cesaretlerinden bahseder. Müslümanlar olarak bir arayış ve çaba içersinde olmalıyız. Yoksa Rabbimize sunacak hiçbir şeyimiz olmayacak. Biz hayatın gayesini anlamaya çalışarak yaşarsak rabbim bize mutluluğu verecektir. Yoksa nereleri ziyaret ettiğimizin, neleri yediğimizin, hangi saygın mesleğe sahip olduğumuzun, hangi paraları kazandığımızın, hangi başarılara imza attığımızın hangi diplomalarımızın olduğunun, hangi saygın kişiliği tanıdığımızın hiçbir önemi yok. Gerçek mutluluk ve kurtuluş Allahın rızasındadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yasemin Çatı 2017-10-24 15:30:34

Tebrik ediyorum öncelikle. Rabbim en üst katlara çıkmayı hepimize nasip eylesin sayın hocam

banner177

banner178