Bunları niçin mi anlatıyorum? Maalesef yıllarca namaz kılıp, defalarca Kur'an meali okuyup, tavsiye ettiğim birçok kitabı okuduğunu söyleyen ve sonradan da ateist olan bir kişiyle, yakın zamanda tanışık oldum da onun için anlatıyorum.

Bireyselleşen, hayat benim hayatım diyen, cemaatten ve topluluktan uzaklaşan insanoğlunun gideceği yer, şeytanın götürmek istediği yerdir. Daha taşlar oturmadan kafama göre okur, bilir ve anlarım düşüncesi birçok kişiyi helâk edeceğe benziyor.

İşte daha önce iman ettiği için mutlu olduğunu, hissiyat sahibi olduğunu söyleyen bir kişinin, hazin sonuna şahit olunca üzüntümü tarif edemiyorum.

Şeytanın yıllarca verdiği somutçu bir vesveseyle aklı ve imanı zayi olan bir insanın üzücü hikayesi aklımdan hiç çıkmıyor.

Uzun uzadıya anlattığım herbiri sarsılmaz bir delil olan akli ve nakli deliller hiç fayda etmedi. Bana, iman etmek istediğini, lakin elle tutulur, gözle görülür somut bir delil olmadan asla inanamayacağını, tatmin olamayacağını söyledi. Ona en son, anlamasa dahi sadece teslim olması gerektiğini söyledim. Lakin ne fayda!!!

Doğrusu iman, delil ile olmaz, teslim ile başlar. Belki delil, teslimden sonra oluşacak imana, sonradan katkı sağlar. Şayet delil sunmakla iman edilseydi, onca mucizeler ve deliller davet edilen toplumlara fayda sağlardı. Lakin böyle olmadı.

Öğüt, Allah'ın tehdidinden korkanlara fayda verir. Bu korkunun insanda yarattığı teslimiyet ise, takdir edilen ölçüyle imana dönüşür.

İnanmayan bir topluma asla delil fayda etmez. İnanmak içinde, bahse konu olan "imani öğretiler" anlaşılmasa bile, var olan tehditten dolayı teslim olmaktan başka bir yol yoktur.

Gayba iman etmek, başlı başına bir imandır zaten. Fakat bu özellik bir insanda yoksa, iman etmesi için yine var olan tehditten korkarak teslim olması ve bu teslimiyette ısrar etmesi, zamanla gaybi imanın oluşmasını sağlayacaktır. Zira Allah kimsenin düşmanı değildir ve iman edecek bir topluluğa kapıları kapatacak değildir.

O halde imanın ilk adımı teslim olmaktır. Teslim olanda ise, hemen kalbinde bir iman oluşuyor demek doğru değildir. Yani teslim olmak demek, "olayı bilmiyor ve anlamış değilim, lakin söylediklerinizi kabul etmediğimde bahsettiğiniz tehditten korkuyorum, bunun için söylediklerinizi kabul ediyorum, söyleyin Rabbiniz benden ne istiyor" deyip, Allah'ın farz emirlerinin tebliğ edilip yerine getirilmesidir.

Şayet böyle bir teslimiyet içinde olan kişi, henüz hissi bir imana ulaşmadan ölürse, teslim olma niyeti neyse ona göre bir karşılık bulacaktır.

Teslim olan, olayı henüz anlamış olmasa bile, Allah'ın tehdidinden korkup "kabul ediyorum" tarzında bir teslimiyet içinde ise, imanı makbuldur ve bu kişi inşallah cennete girecektir.

Velhasıl, somutçuluk kötü bir hastalıktır. Allah'ın varlığı ve vaadettiği şeylere inanmak için elle tutulur, gözle görülür bir delil isteyenler, bin yıl dönüp dolaşsalar dahi böyle bir delil bulamazlar. Çünkü burnunun ucundaki delilleri görmeden, uzaklardaki delillerin peşine düşenlerin bulacağı bir iman yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178