“Din ehlini kin ehlinden ayır. Allah’a dost olanı ara bul. Onunla düş kalk!” der Mevlana
Her insan hayatını doğru yaşamayı, doğru kararlar verebilmeyi, ferasetli olabilmeyi hedefler. Ancak buna çoğu zaman muvaffak olamaz. Küresel dünyanın sorunları ve çağın getirdiği türlü türlü tehlikelere karşı mücadele ederken en çok da tercih ettiklerinden dolayı sıkıntı yaşar. Bu tercihlerin en başında da birlikte zaman geçirdiği yani dost olduğu kişiler gelir. Eğer yanlış bir tercih de bulunmuşsa manevi hayatını uçuruma sürükleyen en büyük hatayı yapmış demektir. Hz. peygamberin meşhur bir hadisi vardır: “Kişi dostunun dini üzerinedir. Onun için her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin”(Ebu Davud Edep 16)
 İnsan dostunun hal ve ahlakından hisseler alır ve şahsiyet ve karakterini buna göre inşa eder. Genellikle doğru ya da yanlış yola dostlarının telkinleriyle yönelir. Bu yüzdendir ki müminler maneviyatı ve ahlaki zaafı olan kişilerden uzak durmalı onlara sevgi muhabbet ve ülfet beslememelidir. Bu Cenabı Hakkın bir emridir. “ Ey İman edenler Allah’tan korkun ve sadıklarla (doğrularla) beraber olun. (Tevbe 119).İmam Gazzaliye göre fasık (günahkar) ve gafil insanlarla birlikte olmak zamanla kişiyi onun gibi düşünmeye ve bir müddet sonra da kalbi beraberliğe dönüşür. Bu ise insanın manevi bakımdan adım adım helake sürüklenmesi demektir. Cenabı Hak Kur’an-ı Kerim’de bu kişilerin durumlarını şöyle izah eder: “ (Cennete girenler uzaklardan günahkârlara sorarlar)  - Sizi şu yakıcı azaba sokan şey nedir? Onlar da – biz namaz kılanlardan değildik, yoksulu doyurmuyorduk, batıla dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk, ceza gününü de yalan sayıyorduk. Sonunda bize ölüm gelip çattı derler”(Müddesir 42-47) Demek ki insanları cehenneme götüren en önemli şeylerden bir de batıla dalanlarla dost olmak, onlarla düşüp kalkmak ve onların yoluna uymaktır.
Peki,  kimlerle dostluk kurabiliriz? Bu soruya cevap olacak uzun izahatları islam ahlakını anlatan kitaplarda bulabiliriz. Zira yukarıda bahsettiğimiz hadisi şeriften mülhem bu başlık altında oldukça geniş bilgiler vardır. Mesela Caferi Sadık Hazretleri beş çeşit insan sayar ve bunların çok tehlikeli olduğu ve uzak durulmasını tavsiye eder. Bunlar; Yalancı, ahmak, cimri, korkak ve fasık  kişililerdir.
 Kişiyi iman ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmede zaafa uğratan en önemli illet yalandır. Yalanın kişiyi cehenneme götüreceğine dair efendimizin (sas) ifadeleri vardır. Sadakat Müslümanın ayrılmaz bir vasfıdır. Müslüman mutlaka yalandan uzak duran, doğruluk ve dürüstlüğü hiçbir zaman elinden bırakmayan,  sözünde duran, başkalarını aldatmayan bir yapıda olmalı ve dostlarını da böyle kimselerden seçmelidir. Ancak öyle bir zamanda yaşıyoruz ki kimin gerçekten doğru olduğunu anlamak samanlıkta iğne aramak kadar zorlaştı. Belki bunun için kurulmadan önce zor ortamlarda dostluklar sınanmalıdır. İnandığı gibi yaşamayan, anlattığı gibi olmayan bu haliyle toplumda yer edinmeye çalışan kişiler kriz ortamlarında maskelerini çabuk düşürürler. 
Alimlerimizin bahsettiği ahmaklık günümüzde kullanılan “ aptal”  manasında değildir. Aksine uyanık geçinen kendi kalbi ölü olduğu halde başka kalpleri diriltmeye çalışan kişidir. Bu kişiler hayatın merkezinde kendilerini koyan,  sürekli iyi olduklarını düşündüklerinden hakikatin yegâne temsilcisi hissedip nasihat almayan ama başkalarına devamlı veren,  hayatını başıboş sorumsuz ve özgür (!) biçimde sürdüren ve bu gaflet içinde boğulan, değer üretmeyen faydasız boş işlerle meşgul olup dünyayı ahirete tercih eden kimselerdir. Böylesine gaflet seline kapılmış kimselerin dostluğundan fayda değil zarar gelir.
Cimri kişiler, Cenabı hakka sığınmak yerine malına dayanıp güvenirler ve malını varlığının yegâne teminatı olarak görürler. Bu yüzden sıkıştığı anda malını yitirme korkusuyla dostlarını harcamaktan çekinmezler. Kötü ahlak ve çirkin vasıflar birbirine bağlıdır. Cimri insan merhametsizdir. Merhametsiz insan mağrur ve kibirlidir, kibirli insan Allah yolunda gayret ve fedakârlıktan uzaktır. Sonuçta insanı manen helake sürükleyen çirkin bir vasıftır. Vefa sadakat ve samimiyet gibi yüksek değerleri olmadığından onları dost edinmek ve onlardan gelecek teklife ihtiyatla yaklaşmak gerekir
 Korkak; Zoru görünce kaçan ve dostunu düşmana teslim eden düşük karakterli kimsedir. Hâlbuki bu çirkin huy İslam ahlakı ve din kardeşliğiyle bağdaşmaz. Kamil bir imana sahip olan Müslüman Allahtan başkasından korkmaz. Böylelikle kula kulluk etmekten kurtulur. Korkaklık insanı zillet ve esarete mahkum eder ve bu kişilerin bütün hal ve tavırlarında korkaklığın izleri vardır. Mesela malının azalacağından korkarak infak etmez. Dolayısıyla korkak kimsenin dostluğundan hayır gelemeyeceğini bilmek gerekir.
Fasık ise sureti haktan görünüp insanları yanıltandır. Onun fitne ve fesadından asla emin olunamaz. Çünkü o nefsinin esiri olmuştur. Bu yüzden en ufak nefsani bir menfaat için dostunu satmaktan geri durmaz. Endülüs Müslümanların yıkılmasının sebebinin Hristiyanların dost edinilmesi olduğu ibretlik bir hadisedir.
Cenabı Hak cümlemizi gerçek dost olan kendisine yakın olanlardan eylesin.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.