Kötülüğün bir kanser uru gibi hızlıca yayıldığı zamanımızda ciddi bir yanılgı içeresindeyiz.O da; kötülüğün ortaya çıkarılarak, gösterilerek, yayılarak önlenebilmesidir.

Bu fikrin ne kadar yanlış olduğunu sonuçları itibarı ile görmemize rağmen nice düşünür, yazar- çizer, sanatçı, toplum önderi varsa aynı hatayı yapıyor, topyekûn onu deşifre ederekortadan kaldırmaya çalışıyoruz.

 

Bunu yaparken oldukça samimi duygular içerindeyiz, aynı şeyler tekrar olmasın diye tepki gösterdiğimizi düşünüyoruz.

Ancak sonuç bizim istediğimizin tam tersi bir duruma dönüşüyor.

Mesela bir cinayetingörüntülerini yayarak gösterdiğimiz tepki ertesi gün aynı şekilde işlenmiş birkaç cinayet gerçeğiyle yüzyüze bırakıyor bizi.

 

Farkında olmadan kötülüğü yüceltmiş, kutsamış ve onu başkalarının düşüncesine taşımış oluyoruz. Eskiler bunu ne güzel ifade etmişlerdir: “kötüyü pazara çıkarmayın mutlaka alıcısı olur” diye. Aslında hayatın her alanının fotoğraflanıp pazara çıkarılmasına bir son vermek gerekiyor.Yoksa insanoğlu ürettiği bu teknolojinin altında ezilecek.
 

Dünya artık imaj dünyası; her üretim, her ideoloji, her duygu ve düşünce kendini pazarlamak için var gücüyle çalışıyor.

Artık sözün yada yazının bir önemi yok. Sadece görüntüler var. Her olayın amacı bir ekrana ulaşmak ya da en azından bir fotoğraf karesi olmak haline geldi.

Bu pazarda en büyük payı da kötülük alıyor.

Görüntülerle artık her insanın zihnine yerleşiyor ve en ufak bir zafiyette ortaya çıkıyor.

Şiddet, kan, ölüm görüntüleri hayatın sıradan bir rutini haline geliyor. İyi şeylerin görüntüsü yada videosu insanları aynı derecede etkilemiyor.

 

İnsanın neden kötülüğe daha meyilli ve onu yaymada daha istekli olduğu meselesi tarih boyunca cevap bekleyen bir sorudur.
 

Kimi felsefecilere göre kötülük insanın doğasında var ve kolay olanı bu olduğundan kolayı tercih ediyor.

Kimilerine göre insanı dış dünyaya karşı koruyan bir içgüdüdür.

Kimilerine göreise ahlaki eğitimden yoksun olmak insana kötülüğü yaptırıyor.

 

Biz cevabı Hz. Peygamberimizin (sas)dilinden öğrenirsek o buyuruyor ki “ Dikkat edin şeytan her birinizin içinde kanın damarlarınızda dolaştığı gibi (kendini hissettirmeden) dolaşır” (Tirmizi, Rada17, 1172) Yani insana her türlü kötülüğü yaptıran ona sufle veren şeytandır. Çünkü şeytan insanın düşmanıdır ve onu cehenneme sürüklemek için var gücüyle çalışmaktadır. İnsan bu gerçeğin farkında olmalı ve onun tuzaklarına düşmemek için iradesini kullanmalı. Kötülüğü görmemeli, duymamalı ve konuşmamalıdır ve yaymamalıdır.
 

Müslümanlar olarak kötülüğü iyilikle ortadan kaldırma emrini biz zaten ilahi vahiyden almışız. Rabbimiz buyurur ki; “İyilik ve kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü iyi bir davranışla sav. O zaman göreceksin ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sıcak bir dost oluvermiş. Bu sonuca sabırlı ve erdemli insanlar ulaşabilir” (Fussilet, 34-35)
 

Bu ilahi emirden anlaşılıyor ki kötülük konusunda sıradan bir tavır almak Müslümana yasaktır. Her zaman ve zeminde olayları iyi tahlil edebilmeli, herkes yaptığı için bir davranışın doğru olduğu anlayışından vazgeçilmelidir. Başkalarının özel hayatlarındaki kötülükleri ortaya çıkarmak konusunda da hassas olunmalı bunların yayılmasına aracı olmamalıdır. Müslüman zihnini temiz bilgiler temiz görüntülerle doldurmalı ki selim bir kalbe ulaşabilsin. Selim bir kalbe ulaşan kimseye de şeytana ve tüm şerlere karşı koyma gücü Rabbimiz tarafından verilecektir. Bunun taahhüdünü kerim kitabımızda bulabiliriz.
 

Rabbim yaratılışımızı güzel kıldığı gibi ahlakımızı da güzel, bizi her türlü kötülükten uzak kılsın...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199