İnsanî duyguların en hassası ‘umut’tur…
Hayata anlam katan temel unsurun ‘umut’ olduğunu bilenler mücadele azmini her zeminde sürdürebilirler…
Umut bir eylem ruhu… Bir mücadele azmi… Yaşam sevinci… Direnme gücü… Hayata tutunma dinamiğidir…
Biz umudu beslersek, umut da bizi besler…
Zorluklar karşısında dik ve diri tutacak, sebat etme azmi kazandıracak olan umuttur…
Bizi geleceğe taşıyacak güç içimizdedir…
Umut ocağımızın ateşini hep güçlü tutabilirsek, karanlığı yenecek ışığı beslemiş oluruz…
Yitirmememiz gereken umut, en büyük sermayemiz ve en temel sorumluluğumuzdur…
Umut, sorumlulukla birlikte anlamlıdır…
Bir defa mü’min olarak umudumuzu yitirme hakkımız yok…
Umut için her zaman bir sebebimiz vardır…
Çünkü iman, umuttur… İslam, ufuktur…
Umutsuzluk yok, Allah var…
“Kur’an nasıl bir kitaptır?” sorusuna verebileceğim ilk cevap, kuşkusuz bir umut kitabıdır…
Kur’an’ın her karesinde, kıssasında, konusunda, kesitinde size umut sunduğunu göreceksiniz…
Uhut’ta savaşı kaybetmiş olabilirsiniz, ama umudunuzu kaybetmeyeceksiniz…
“Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” (Al-i İmran, 139)
Yenilgiye rağmen Uhud umuttu…
Sevr’de mahsur kalabilirsiniz, ama mey’us olmak yok…
“Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir.” (Tevbe, 40)
Yakup (as) önce Yusuf’unu kaybetti, sonra Yusuf özlemi ile gözlerini kaybetti, ama umudunu hiç kaybetmedi…
“Ey Oğullarım! Gidin de Yusuf’u ve kardeşini iyice araştırın. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (Yusuf, 87)
Gün geldi, Yakup (as) Yusuf’una da kavuştu, gözlerine de…
Siz karamsarlığa prim vermeyin, karada Nuh (as) misali geminizi inşaya durun; onu yürütecek, yüzdürecek olan Allah’tır…
Çölde Hacer’e eşlik etmeye davranın… Hacer’ce eylemin ödülü zemzemdir… Zemzemin diğer adı ise umuttur…
Dünyayı değiştirmekten umudunuzu asla kesmeyin… Belki Ashabı Kehf misali 309 yıllık aradan sonra Allah rüyanızı gerçekleştirecektir…
Nil’in sularına terk edilen bir bebek de olsanız, sizi kıyıda bekleyen bir Asiye olacaktır…
Kızıldeniz’le Firavun ordusu arasında sıkışıp kalsanız da karamsarlık yok, kararsızlık yok, kaçış yok…
“Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.” (Şuara, 62)
Önemli olan Ninova’da olmak… Kızılca kıyametler kopsa da elimizdeki fidanı dikmek…
Biz seferle mükellefiz, sonuçla değil…
Umudumuz var oldukça biz de varız demektir…
 Umut varsa çare de var, çözüm de yakındır…
Umutsuzluk bir anlamda manen intiharla eşdeğerdir… Kişinin kendini imha etmesidir…
Umuda vurulan her darbenin hayata yönelik bir suikast olduğunu bilmek lazım…
Bugün en kötü hastalık karamsarlık ve kötümserlik değil mi?
Şeytanın en güçlü nüfuz alanı bedbinlik, bitkinlik, bezginlik, yılgınlık ve ye’s halleri…
Ne aşırı iyimserlik tuzağına ne de kötümserlik çukuruna düşmeden geleceğe umutla yürüyeceğiz…
Yeryüzünün umudu olması gereken bizler nasıl umutsuzluğa düşebiliriz?
Karamsarlık, korkaklıktır… Karanlıktır… Kaos ve krizdir…
Umutsuz olma hakkımız yok… Kendisinden asla umut kesmediğimiz bir umudu kuşandık ve yarınlara yürüyoruz…
“Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155