Resulullah (s.a.s) kurban kestikleri bir gün Hz. Aişe’ye sorar: “Kurbandan bize ne kaldı ya Aişe? O da; ‘bir kürek kemiğinden başka bir şey kalmadı ey Allahın resulü’ der. Bunun üzerine Efendimiz: Desene bir kürek kemiği hariç hepsi duruyor”  buyurur. Verdiğin senindir. Yanında bıraktığın ise dünyada kalır. İşte Kurban ibadetinin efendimiz tarafından yapılmış özeti.

Tarih boyunca insanlık kutsal saydığı şeylere kurbanlar sunmuştur. Bazen şükür bazen korku bazen sevinç olmuştur kurbanların sebebi. Verilen kurbanlar da çeşitlidir. Kimi mahsulünden kimi hayvanından kimi çocuğundan vazgeçmiştir bu uğurda.

Cahiliyye toplumun dini hayatında da yeri vardı kurbanın. Câhiliye Arapları, belli zamanlarda veya önemli kabul ettikleri olaylar vesilesiyle gerek Kâbe’deki gerekse Mekke’nin diğer bölgelerinde ve Mekke dışındaki putlarının yanında mâbede olan saygılarını, putlara olan bağlılıklarını göstermek, onlara yakınlaşmak gayesiyle deve, sığır, koyun, ceylan gibi hayvanları keserek kanını onların üzerine döker, kurbanı parçalayıp bu dikili taşların üzerine bırakır, yırtıcı hayvanların ve kuşların yemesini beklerlerdi.

            Müslüman geleneğin kurban bayramında bir hayvanı boğazlayarak yerine getirdiği kurban ise Hz. Muhammed’in ifadesiyle babamız İbrahim’in geleneğidir. İslâm,  kurban âdetini tevhid inancına aykırı öğelerden temizleyerek Hz. İbrâhim’in sünnetine uygun biçimde ihya etmiş ve taabbüdî, malî ve sosyal nitelikleri bir arada bulunduran bir ibadet haline getirmiştir. Dolayısıyla yapılan işin ibadet olabilmesi için sıradan davranışlardan uzak olması gerekir. İşte bundandır ki İslam’da kimin kurban keseceği, kurban edilecek hayvanların özellikleri, kurban kesmenin zamanı, etlerin nasıl dağıtılacağı bir takım kurallara bağlamıştır. Malını Allah için verip Allaha yakınlaşmak (kurbet) isteyen kişi bunu yaparken ibadet bilinciyle hareket eder, malını telef etmez en yakınlarından başlayarak insanlara en faydalı biçimde değerlendirir. Zira Müslüman bilir ki “ onların ne etleri ne kanları Allaha ulaşmaz. Allaha ulaşan ancak takvanızdır” (hac, 37) uyarısı kendisi için kurbanının kabul edilmemesi tehlikesini taşır.

            Kur’an-ı Kerim’de kurbanları Allaha sunan iki kardeşin- Habilin ve Kabilin- hikâyesi vardır. Onlar tarihte yaratıcısına ilk kurban sunan iki kişidir. Kurbanlarının cinsini veya türüyle ilgili ayrıntı vermezken kurbanı kabul edilenin takvasından söz eder ilahi kelam. Takvalı olan Yani Allaha saygısızlıktan yanlış yapmaktan O’nu üzmekten çekinen korkan bundan dolayı da kendisinde olanın en iyisini verenin kurbanı kabul edilir. Rivayete göre Âdem’in iki oğlu aralarında anlaşmazlığı çözmek için Allaha kurban sunmaya karar verirler. Kimin kurbanı kabul edilirse o haklı olacaktır. Kitabı Mukaddese göre Habil koyun çobanıdır, göçebe bir hayatı vardır. O koyunlarının içinden en güzelini verir. Kabilin ise arazisi vardır. Mülkü kendisini şımartmıştır. O da mahsulünden verir ama kötüsünden. Tepenin başına koydukları kurbanlarının kabul edilip edilmediğini kontrole gittiklerinde Kabil kendi kurbanının orda olup kardeşininkinin alındığını görünce hiddetlenir ve ona kin duyar. Ta ki onu öldürmeye varır bu öfkesi ve yeryüzünün ilk kanını döker kardeşini öldürerek zalimlerden olur.

            Kuranı Kerim’in konu edindiği bir diğer kıssa Hz. İbrahim ve oğlu İsmail’in hikâyesidir. Hz. İbrahim bir söz verir Rabbine. Rabbi yaşlı denilecek bir yaşta ona yumuşak huylu, teslimiyet sahibi Hz. İsmail’i verir. Çocuk büyüyünce yüce Allah verdiği söz gereği onu kurban etmesini ister. Baba ve oğlun teslimiyetçi tavrı Rableri tarafından mükâfatlandırılır ve göklerden bir koç indirilir. Artık insan kurban etmenin yanlışlığı tescil edilmiş kurban İbrahim-i bir gelenek olarak küçük ve büyük baş hayvanlardan sunularak teslimiyetin sembolü olmuştur.

            “Ben dedem İbrahim’in duasıyla olmuşum” buyuran Hz Muhammed’in ümmeti için de artık Kurban ibadeti Allaha yakınlaşma ve hediye sunmaktan ibarettir. Kurbanın ne kadar et verdiği, ne kadarını dağıtması gerektiğinin kendi lehine hesabı, etin iyisini mi kötü mü kısmını vermesi gerektiği, başkalarından daha ucuza mal edip edemediğini düşünmez artık. Kurbandan Müslüman’a kalan şudur ;

إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.(Enam 162)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178