İnsan bir davası, inancı, ideolojisi olsun ister. Bunlara ait toplumu, ulusu, kabilesi, cemaatini kurmak ve aidiyetini pekiştirmek ister. Bu süreç kendi içinde belli bir çizgi oluşturur. Sahip olduğu ve vazgeçilmez olduğuna ait düşünceyle bir koruma ve muhafaza güdüsü geliştirir. Eğer sahip olduğu düşünce ve inançlar iktidar olmuşsa; bunlar etrafında kutsallık oluşturulmaya başlanır. Her iktidar alanı hâkimiyetini kalıcı kılmak için kendi anlam bütünlüğünü kurmaya çalışır. Muhalif bir konumda kalmışsa kendi çizgisini korumak için liderler ve ideoloji etrafında bir algı alanı oluşturup bunu sağlamlaştırmaya çalışır.

İnsanlık kendi ürettiği ve devr aldığı değerleri korumak ve kalıcı kılmak adına bazı temeller üzerine kutsallar üretir. Bu kutsallar her zaman ve zeminde değişmezler. Eleştiriyi kabul etmezler. İnsanlığın varlığının teminatı olduğuna inanılır. Bu kutsallar etrafında mitolojik öğeleri de içeren bir hikâye oluşturulur. Olumsuz ve gerçekliğe ilişkin hiçbir yönünün tartışılması istenmez. Kutsallaştırılan nesne için törenler, gösteriler, ayinler çıkarılır.

Kutsallaştırılanlar en çok istismar edilenlerdir. Kutsallaştırılanlar adına zulümler, haksızlıklar yapılır. İslam tarihi geleneğinde yöneticiler “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” sıfatı ile tanımlanır ve bunun aldığı kararların sonuçta Allah’ın da onayladığı düşünceler olduğu noktasında dayatma oluşurdu. Bu kararlara itaat etmeyenler Allah’a isyan etmiş gibi gösterilirlerdi. Modern dünyada ise kutsallık atfedilen nesne ve kavramlar çoğaldığı için herkes kurduğu kutsallara itaat emrediyor.

Zaman kutsallaştırılan kavram veya nesnenin etrafındaki örtüyü kaldıracağına iyice kapanır. Var olduğu halden geldiği nokta arasında binlerce farklılık çıkar. Kutsallaştırılanların çoğunlukla böyle bir talebi yoktur. Hz. Muhammed ısrarla öncelikle Allah’ın kulu – yani insan- olduğunu belirtirken inananlar O’nu zaman içerisinde çok farklı anlam algıları içinde tanınamaz hale getirdiler. Tarihsel etkileri olan birçok lider ve diğer insanlar onlar öldükten sonra hatıralarına sahip çıkma adına o zamanı dondurup tüm zamanlara yayma çabasına giriştiler. 

Kutsallaştırılanlar adına yetki alıp konuşanlar vardır. Kutsallaştırılanların vekili ve vasisi olduğunu iddia ederler. Onlar bu bağın temsilcisi olarak kendilerini görürler. Konularını onlarla sağlamlaştırırlar. İslam dini bu kutsallık alanını yok etmek için din adamları gibi bir sınıf çıkmasına karşı çıkmıştır. Modern zamanlarda ise bu temsiliyeti çeşitli kurum- kuruluş ve temsilciler yaptıklarını iddia etmektedirler. 

Kutsallar zaman ve mekân üstüdür. Zamanın ve mekânın yıkıcılığı, değişimciliği, üretkenliği onlar için geçerli değildir. Onlar her zaman ve mekânda yaşadıkları zamanın içine sığdırdıklarını taşırlar. Onların mesajları değişmez. Bizim yaşadığımız zamanın önemi ve anlamı yoktur. Önemli olan geçmişimizdeki anlam tasavvurlarıdır. Aslolan şimdi ve biz değiliz. Biz sahte ve olmayan bir zamandayız. 

Kutsallığın büyüsüne kapılanlar; Kutsalıma Dokunma! diye çağrıda bulunurlar. Derler ki, Kutsallaştırdığım şey ile mutluyum. Düşünce konforumu bozmayın. Kutsallarım hakkında konuşmayın. Onları eleştirmeyin. Onları sevmek zorundasınız. İnsana has olan ve insanlığını bahşeden düşünme- şüphe- merak- zaman- gerçeklik metaforlarını benim kutsallarım için geçerli değildir. Benim kutsallarım en iyisidir. Başkalarının kutsalları sahte ve yalancıdır. Kutsallarımı siz de kutsal sayın, mutlu olun.

Ama siz yine de kutsalların ve kutsallaştıranların büyüsüne kapılmadan; akl edin, okuyun, düşünün, eleştirin, tartışın, şüphe edin, meraklanın, tefekkür edin, zikr edin, dua edin. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.