Her şeyin iyisinin çıktığı kentin adıdır ‘Malatya’. Adına türküler yazılan, birçok devlet adamı, siyasetçi, iş adamı ve sanatçı çıkarmış bir memlekettir. Kayısının başkenti Malatya. Mutfağıyla, kültürüyle en önemlisi insanıyla adından söz ettiren Doğunun Parisi’dir Malatya. Kayısı diyarı Malatya, yerli yabancı turistlere de ev sahipliği yapmak için adım adım genişliyor.

Şehirlerinin önünde koşan birileri vardır hep. Memleket sevdasıyla, topraklarının değerlerine olan bağlılıkları, tutkuları ve sevdaları hiç bitmez. Yaşamları boyunca her alanda, yakaladıkları her fırsatta güzel Malatya’mızın yemekleri, tarihleri, doğal güzellikleri, insanları, havası ve suyunu anlatıp dururlar.

Memleket bağımlısı o kadar içimize işlemiş ki dünyanın neresine gidersek gidelim hep gurbet hasreti, memleket özlemi duyarız. Çünkü bizim için yaşadığımız toprakların eşi benzeri yoktur. Ben bu memleket aşığı kişileri, Malatya’mızın kahramanları, tanıtım yüzleri olarak görüyorum.

Malatya, yemekleriyle, gelenekleriyle, türküleriyle ve manileriyle yakından ilgilenen, ayaklı bir tarih ansiklopedisi gibidir. Malatya yemeklerini anlatan kitaplar yazılır, festivaller düzenlenir, basın mensuplarıyla her fırsatta bir araya gelinilir, yemek yazarları Malatya’da bir araya gelir. Bunlardan biri de bugün gerçekleşiyor. 8. Malatya Kitap Fuarı.

Öncesinde Büyükşehir Belediye Binası yanında açılan yöresel lezzetler fuarı ve şimdi de 8.si düzenlenen Kitap Fuarı. Malatya Valiliği ve Malatya Büyükşehir belediyesi iş birliğiyle Kültür A.Ş tarafından düzenlenen 8. Malatya Anadolu Kitap ve Kültür Fuarı bugün kapılarını ziyaretçilerine açtı. Birçok Malatyalı yazar ve misafir yazar bu fuarda bir araya gelecek.

Bu anlamda görünen o ki Malatya insanı kitaba ve yazara değer veriyor. En önemlisi kendi kültürlerini yansıtmanın fırsatını yakalıyor. Malatyalı memleketine her zaman sahip çıkar. Her alanda. Dayanışma ruhu yüksek ve memleketlerine gelenleri bağrına basan Malatyalılar, aynı zamanda 44 numaralı trafik plakalarının da bağımlısıdır.

Bizim için 44 demek, dört dörtlük insanların yaşadığı yer demektir. Telefonlarımızın son iki rakamını 44 olarak alan, işyerlerimize 44 yazılı tabela asan bir milletiz. E tabi birde kendimize özgü Malatya’ya mal olmuş kişileri var. Mesela ‘Mercedes Kadir’ gibi. Malatya’da çocukluğunu geçiren kişiler çok iyi anımsayacaktır.

Hemen her şehrin, kasabanın ya da köyün çok meşhur bir “delisi” vardır. İşte benim güzel memleketim Malatya’mda bu kişilere zavallı muamelesi yapılmaz, acınmaz ama onların etrafında sevgi dolu, hoşgörülü bir dünya yaratılır. Herkes tarafından yedirilip içirilen, üstü başı giydirilip, bakılan bu kişilerin aynı zamanda kulaktan kulağa yayılan esprili hikayeleri de vardır. Bizim ‘Mercedes Kadir’imizin de kendine ait bir sözüm ona arabası var. Malatya’nın yaşayan en meşhur delisi Mercedes Kadir, eline ahşaptan yapılmış direksiyonu alıp sabah 7’de trafiğe çıkar. Sanmayın ki ehliyetsiz. Malatya’da herkes o kadar benimsemiş ki Emniyet Müdürlüğü bile Kadir’e sahip çıkıyor. Ona temsili bir ehliyet vermiş. Sanırım bu bile biz Malatyalıların şakacı ve nüktedan yönünü anlatmaya yeter.

Tabi birde bizim herkes tarafından sevilen sadece bize özgü mutfağımız var. Bulgur ve sebze ağırlıklı Malatya mutfağının aklımıza ilk gelen yemeği kiraz yaprağıdır. Bu konuda Malatyalı kadınlarımız tam bir profesyonel. Kiraz, fındık, dut, ıhlamur, sığırdili, yeşil fasulye, menekşe ve sarmaşık yaprağına bile dolma sararlar. Öte yandan yaz aylarında kuruttuğumuz biber ve patlıcanın yanı sıra kurutulmuş salatalık dolmaları da özgün bir yemek olarak karşınıza çıkabilir.

İçli köfteye de destan yazmışızdır. Bir içki köfte destanı yazıp, müthiş bir çeşitlilik oluşturduk. Bu lezzetlerimizle klasik etli, cevizli, soğanlı içli köftenin yanı sıra; susamlı (küncülü), ıspanaklı, patatesli, haşhaşlı, mercimekli ve et kavurmalı çeşitleriyle Malatya’ya gelen ziyaretçileri hayrete düşürürüz. İçli köfteyi çoğunlukla haşlar, bazen de kızartırız. Kimi zaman da kemikli et ve nohutla sulu tirit hazırlayıp, içli köfteyi içine atarız. Birde bunun analı – kızlı tabir edilen köftemiz var. Onun lezzeti de anlatılmaz yaşanır.

Birde çiftçilerimizin geçimini sağladığı ünlü kayısımız var. Memleketimize ‘Kayısı Diyarı Malatya’ derler. Dünya kayısı üretiminin yüzde 90’ı Anadolu topraklarında yetişir. Bunun yüzde 85’ini ise Malatya karşılar. Çünkü beslenme uzmanlarının süper gıda olarak kabul ettiği kayısının anavatanının bu topraklar olduğunu sürekli vurguluyor.

Çiftçilerimiz kayısıyı yetiştirir ve zamanı gelince toplanıp kayısı çeşitliliğini artırır. Toplanan bir kısım kayısı güneşte kurutulup sonra çekirdekleri çıkartılan gün kurusu hiçbir kimyasal işlemden geçmez, kükürtlenmez. Bir kısmı da kasalara konup islim damına konur ve kükürt ile yakılır. Kayısı diyarı Malatya’mızda sadece kayısıda yetişmiyor elbette.

Yeşilyurt’umuzda dalbastı kirazlarımızda dillere destandır. Kayısının yanına kırmızı görüntüsüyle kartpostallık kareler oluşturuyor. Hele birde tadı ve şifası. Anlatılmaz yaşanır diyebilirim.

Biz Malatyalılar olarak mutfağımıza düşkünüzdür. Bu düşkünlüğümüzü belirtirken kömbeden bahsetmeden geçmek olmaz. Malatya’ya gelen herkes mutlaka tatmalı. İsterseniz sabah kahvaltınızı kömbeyle yapıp, ardından çayınızı yudumlayın. Biraz ağzınız sulanacak belki ama kesinlikle sizleri ziyarete gelen misafirlerimizi bu lezzetlerimizi tattırmadan göndermeyin. Tadı damağında kalsın ama. Kalsın ki bir daha gelsin. J J Şimdiden afiyet olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner187

banner186