Malatya’daki FETÖ/PDY Davasında 5’inci Gün

Malatya’da 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin 28’i tutuklu 76 sanıklı davada savunmalar alınmaya devam ediyor. 5’inci duruşmanın öğleden önceki celsesinde tutuklu sanıklar Hüseyin Çakıcı, Hacı Eyyip Özcan ile tutuksuz yargılanan Bülent Kuzucu savunma yaptı.

Malatya’daki FETÖ/PDY Davasında 5’inci Gün

Malatya’da 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin 28’i tutuklu 76 sanıklı davada savunmalar alınmaya devam ediyor. 5’inci duruşmanın öğleden önceki celsesinde tutuklu sanıklar Hüseyin Çakıcı, Hacı Eyyip Özcan ile tutuksuz yargılanan Bülent Kuzucu savunma yaptı.

13 Mart 2017 Pazartesi 16:08
Malatya’daki FETÖ/PDY Davasında 5’inci Gün

Malatya’da 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin 28’i tutuklu 76 sanıklı davada savunmalar alınmaya devam ediyor. 5’inci duruşmanın öğleden önceki celsesinde tutuklu sanıklar Hüseyin Çakıcı, Hacı Eyyip Özcan ile tutuksuz yargılanan Bülent Kuzucu savunma yaptı.

Yakınca Spor Salonu’nda kurulan Malatya 1.Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda bugün ilk olarak davada tutuksuz yargılanan 2’nci Ordu Komutanlığı Karargah Destek Grubu Karargah Bölük Komutanı Piyade Binbaşı Bülent Kuzucu savunma yaptı. İddianamedeki suçlamalar yüzüne okunduktan sonra savunmasına geçen Kuzucu, 15 Temmuz günü saat 20.00’de kışlayı terk edip, evine gittiğini ve saat 21.30’da Kantin Başkanlığında beraber çalıştığı arkadaşının kendisini aradığını belirterek “Kantin aracının kışladan içeri alınmadığı ve kışlalar bölgesine geri döndüğü söyledi. Neden döndüğünü sordum ‘kışlada bomba tehdidi’ olduğu söylendi. Daha sonra Yarbay Suat Özocak ile telefonda görüştüm. O da bana kışladan durumdan haber olduğunu ve kışlaya gideceğini beni de alabileceğini söyledi. Beni almasına gerek olmadığını söyledim. Kendi arabamla kışlaya gitmek için evimden ayrıldım. Sonrasında Suat Yarbay ile konuştum kışlaya kendisini almadıklarını ve kışlaya gitmeme gerek olmadığını söyledi. Bende bomba tehdidi varsa gidip bakmamın faydası olacağını söyledim. Arabamı karargah dışına park ettikten sonra 2 Nolu nizamiyeye uzaktan baktım ve Harun Yüzbaşıyı aradım. O da bana telefonda 1975-1976’daki olayların olduğunu söyledi. Ne olduğunu sordum, 1 nolu nizamiyeye gelmemi söyledi. Normal vatandaş gibi düz geçip gitmemi söyledi. Değişik şeyler olduğunu, darbe tarzı şeyler olduğunu söylediler, bana inandırıcı gelmedi. Böyle bir girişimin olmayacağını düşündüğüm için arkadaşlarımla buluştum. Haberleri izledik 21.05’te bir kısmına yetişebildiğim Başbakanın ‘küçük bir grubun kalkışmasıdır’ açıklamasını izledikten sonra olaylardan haberdar oldum” şeklinde konuştu.

Kendi aralarında kurdukları Whatsapp grubundan karargah destek grubunun emrindeki askerlerin yerinden çıkmayacağı emrini verdiğini de ileri süren Kuzucuk, ordu komutanı emir subayının odasının önünde Albay Bahadır Erdemli ile karşılaştıklarını ve 45 saniye sonrada komuta katını terk ettiğini söyledi. Karargahtaki silahlıkları saydıklarını ve sayım tutanağını da cep telefonu ile fotoğrafladığını ileri süren Kuzucu, buradaki nöbetçilere de silahlığın kapatılmasını ve kimseye silah verilmemesi emrini verdiğini savundu.

“Bizi kelepçelediler”

Karargahta Albay Bahadır Erdemli’nin Kurmay Başkanı Avni Angun’a silah çektiğini gördüğünü ve sonrasında koruma astsubayının araya girerek Angun’u komutanının odasına götürdüğünü söyleyen Kuzucu, “Vefat eden Binbaşı Fatih Kılıç elinde siyah bir poşetle geldi ve plastik kelepçe getirdi. Bahadır Erdemli ellerimizi ordu komutanının odasının yanındaki imza kürsüsünde kelepçeledi. Bahadır Erdemli telefonla konuştuğu sırada Komutanım Ankara’ya gitmeniz gerekiyor diye bir cümle sarf etti” diye konuştu.

“Uyguladığım emirler darbe girişiminin engellenmesine yönelik”

Bir ara Ordu Komutanının odasının önünde Albay Bahadır Erdemli ile koruma subayları arasında silah alma tartışması yaşandığını ileri süren Kuzucu, hakkında iddia edilen suçlamaları kabul etmeyerek, “Diğer şüphelilerle hareket ettiğim iddianamede yer almasına rağmen onlarla birlikte hareket etmedim. Karargahta Suat Özocak ve Kurmay Başkanı Avni Angun’dan aldığım emirleri yerine getirdim. Uyguladığım bu emirlerinde darbe girişiminin engellenmesine yönelik olduğunu düşünüyorum” iddiasında bulundu.

Tutuklu sanık İsmail Çakıcı’nın savunması

Tutuklu sanıklardan dönemin 2. Ordu Komutanlığı Karargah Destek Grubu Emniyet ve Muhafız Bölüğü Uçak Savar Takım Komutanı Piyade Üsteğmen Hüseyin Çakıcı savunmasında 15 Temmuz gecesi karargahta nöbetçi subay olduğunu belirterek, saat 21.00 sıralarında devriyeye çıktığını söyledi.
Nizamiyeye gittiğinde burada ilk kez gördüğü ve ismini sonradan öğrendiği Yüzbaşı Kemal Keskin olduğunu öğrendiği kişi ile karşılaştığını ileri süren Çakıcı, “Yüzbaşı Kemal Keskin beni yanına çağırarak ‘Sen kimsin’ dedi ben de ‘nöbetçi subayım’ deyince benden tabanca istedi. Bana kendisinin ordu komutanının emri ile nizamiyede görevli olduğunu söyledi” ifadelerine yer verdi.

Bu sırada Kemal Yüzbaşının tatbikat olduğunu söylediğini duyunca rahatladığını öne süren Çakıcı, “Cep telefonumun şarjı bitmek üzereydi. Bunun için haberleri görmedim. Kemal Yüzbaşı bana bir deste kelepçe verdi, bunları hiç kullanmadım ve daha sonra sabaha karşı çöpe attım” dedi.
Nizamiyede bulunduğu sırada Yüzbaşı Kemal Keskin’in “TSK olarak yönetimine el koyduk, kışlanın güvenliğini de ben üstlendim” dediğini duyduğunu söyleyen Çakıcı, “Saat 22.30’da bir arkadaşımla görüştüğümde 800 kilo bomba yüklü aracın Malatya’da olduğunu ve bu nedenle kışlaların alarma geçtiğini söyledi. Bu da bende olası bir tatbikat veya terör eylemi olabilir düşüncesine itmiştir” ifadelerine yer verdi.

"Kesinlikle ateş edilmemesi emrini verdim"

Darbe girişimi gecesinde Ani Müdahale Mangasında (AMM) 3 askerin bulunduğu ve sayının az olması nedeniyle 6 asker takviyesi daha yaptırdığını kaydeden Çakıcı, “İlerleyen dakikalarda siviller nizamiye bölgesine akmaya başladı. Nizamiyedeki başçavuş beni arayarak ‘Böyle giderse ateş etmek zorunda kalacağız’ dedi ben de bunun üzerine kesinlikle ateş edilmemesi emrini verdim. Vali Mustafa Toprak’ın yanında 15-20 sivil memurla nizamiye kapısına geldiğini ve içeri girerek ordu komutanının güvenliğini alacağını söylemesi üzerine Kemal Keskin Yüzbaşı anındaki askerlere de mevzi almasını söyledi. Bunun üzerine Vali geri çekildi. Kemal Keskin yüzbaşı bize ‘Komutanı almaya gelmişler, ne olursa olsun komutanı teslim etmeyeceğiz’ dedi. Ordu Komutanımız Adem Huduti kışlada askerler tarafından sevilen bir komutandı, bu nedeniyle o anki heyecan ile hareket ettik. Tamamen komutanı sevdiğimizden dolayı, olayın içeriğinden habersizdik” iddialarında bulundu.

Askeri kobra aracının nizamiyeden içeri girmek istemesi üzerin Kemal Yüzbaşının ateş açtığını ve yanındaki askerlere de ateş emri verdiğini ileri süren Çakıcı, “Gördüğüm kadarıyla jandarma havaya ateş etti. Bunun üzerine de Kemal Yüzbaşı aracın lastiğine doğru ateş açtı. Ben de hatırladığım kadarıyla havaya bir el ateş ettim. Bu da askerlerden kimsenin ateş etmemesi içindi" ifadelerini kullandı.

Olay gecesi koğuşlara gidip asker çağırdığı iddiasını da kabul etmeyen Çakıcı, “Benim adımın kullanılarak koğuşlara gidilip askerlerin çağrıldığı, oradaki erlerin de ifadelerinde mevcuttur” diye konuştu.

Kışlada gördüğü askerlerin AMM bölgesine toplanması yönünde emir verdiğini, bunun nedeninin de orasının en güvenli bölge olması olduğunu ifade eden Çakıcı, sonrasında ise birçok askeri nizamiye bölgesinden güvenli bir şekilde polise teslim ettiğini savundu.

"Tamamen şans eseri kışladaydım"

Kışlada o gece bulunmasının tek nedeninin nöbetçi olması olduğunu ifade eden Çakıcı, “Şüphelilerden hiç birini tanımam. Tamamen şans eseri kışladaydım. Birlikte hareket etmedim, bana yanlış bilgi vererek yönlendirilmiş tehdit ve baskı ortamı oluşturulmuştur. Ben sadece görevli olmam nedeniyle kışlanın güvenliği için alınması gereken önlemleri aldığımı düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Darbe girişimi esnasında plan ve icra kısmında yer almadığını savunan Çakıcı, “FETÖ ile hayatımın hiçbir alanında ne irtibatım oldu ne de ilişkim. Ne yurtlarında kaldım ne de dershanelerine gittim. Üniversitede tarih bölümünden mezun olduktan sonra işsizlikten dolayı sözleşmeli Subay oldum, ya polis olacaktım ya da subay” diye konuştu.

“Yıllarca birlikte çalıştığım Ömer Halis Demir’e Allah’tan rahmet diliyorum”

Öğleden önceki celsede son olarak dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti’nin koruma astsubayı olan Hacı Eyyip Özcan savunma yaptı. Savunmasına başlamadan önce 15 Temmuz darbe girişimi kınayan Özcan, “Yıllarca birlikte çalıştığım Ömer Halis Demir ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet geride kalanlara başsağlığı diliyorum” dedi.

“15 Temmuz ilk mesai günümdü”

15 Temmuz 2016 günü 2. Ordu Komutanlığındaki ilk mesaisinin olduğunu söyleyen Özcan, “Komutanımız Adem Huduti ve Emir Subayı Sedat Kaya’nın emirleri doğrultusunda hareket ettim. İsimlerini bile daha sonradan öğrendiğim şüpheli darbecilerin teslim olana kadar komutanımızın güvenliğini sağladım. Bütün gece boyunca silahlı bir çatışmayı engelleyerek ordu komutanımızı koruyarak sağ salim görevimi yerine getirmenin huzuru ile şuan karşınızdayım” diyerek konuştu.
FETÖ/PDY terör örgütü ile hayatı boyunca hiçbir bağlantısının olmadığını savunan Özcan, savunmasında karargahtaki kamera açılarının değiştirildiği yönündeki iddiaları ise ret ederek “Kameraların açısını değiştirmeye çalışmadım, tam aksine düzeltmeye çalıştım” dedi.

“Şüpheli darbecilere müdahale ettik”

Olay gecesi saat 22.00 sıralarında çarşıda gezerken Emir Subayı Sedat Kaya’nın araması ile olaylardan haberdar olduğunu öne süren Özcan, ‘Niçin darbeci şüphelilere müdahale edilmediği’ iddiasına ise “Burada kimin darbeci olduğunu bilmiyorum, yeni göreve başladığım için kimseyi tanımıyorum. Ordu komutanımız bize ‘kesinlikle silah kullanmayacaksınız’ dedi ben de bu emirler üzerine hareket ettim. Şüpheli darbecilere birkaç kez müdahale ettik. Müdahale etmem emir edilseydi yine gözümüzü kırpmadan müdahale ederdik” ifadelerine yer verdi.

Tutuklu sanık Özcan, darbe girişiminde etkin rol oynadığı iddialarını kabul etmeyerek mahkemeden tahliyesini talep etti.

İHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178