Malatyanın Eşsiz Güzelliklerini Biliyormuydunuz?

Malatyanın Eşsiz Güzelliklerini Biliyormuydunuz?

07 Kasım 2018 Çarşamba 12:52
Malatyanın Eşsiz Güzelliklerini  Biliyormuydunuz?

1) ARSLANTEPE HÖYÜĞÜ

Arslantepe Höyüğü, Battalgazi ilçesi Orduzu Mahallesindedir. Aslantepe Höyüğü’ nün Kültür Dolgusu 30 metre yüksekliğindedir. M.Ö. 5000 yıllarında M.S. 11 yüzyıla kadar yerleşim görmüştür. M.S. 5-6 yüzyıllar arasında Roma Köyü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans Nekropolü olarak yerleşimini tamamlamıştır.

Arslantepe’de ilk kazılara 1930’lu yıllarda Louis Delaporte başkanlığında bir Fransız ekip tarafından başlanmıştır. Özellikle kazı Geç Hitit tabakalarında yapılmıştır. Kazılarda taş üzerinde alçak kabartma ile dekore edilmiş avlu ve giriş kapısının yanında iki arslan heykeli ve karşısında devrilmiş bir kral heykeli ile Geç Hitti sarayı bulunmuştur. Bu eserler o tarihlerde Malatya’ da müze bulunmadığı için Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne götürülmüş ve halen orda sergilenmektedir.

II.Dünya Şavaşı’ndan sonra Fransız Arkeolog C.Schaeffer alanda birkaç derin sondaj açmışsa da sürekli kazılar 1961’de önce Salvatore M.Puglisi, sonra da Alba Palmieri başkanlığında Roma ‘La Sapienza Üniverstesi’ nde  bir ekip tarafından devam edilmiştir. Palmieri’nin 1990’da ölümünden bu yana kazı başkanlığını yine aynı üniversiteden Marcella Frangipane sürdürmektedir.

Arslantepe’de yukarıdan aşağıya kadar yapılan kazılarda altı yerleşme ve kültür tabakasına rastlanmıştır. Yüzeyde İslami döneme ait kalıntılar,( I. )tabakada Bizans-Roma Çağları, (II.) tabakada Demir Çağının 2.yarısı, (III.) tabakada Geç Hitit Dönemi, (IV.) tabakada Hitit İmparatorluk Dönemi, (V.) tabakada İlk-Orta ve Eski Tunç Çağı, (VI.) tabakada ise Son Kalkolitik Dönemi temsil eden yerleşmeler, kalıntılar ve buluntular açığa çıkartılmıştır.

Höyükte yapılan kazılar sonucunda; M.Ö3300 -3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, M.Ö. 3600 – 3500’lere ait tapınak, iki bini aşkın mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuştur. Elde edilen veriler göstermektedir ki o dönemde Arslantepe, aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı resmi, dini ve kültürel bir merkezdir.

M.Ö 5.bin yılın sonundan 4.bin yılın sonuna kadar olan zaman süresi içinde Malatya’nın bu bölgesi her ne kadar Yukarı Mezopotamya’nın bir parçasını oluşturmaktaysa da tam anlamıyla yerel özelliklerini yitirmemiştir. Özellikle 4.bin yılda Arslantepe Orta Fırat Bölgesindeki yerleşmeler içinde önemli bir yer tutmaktadır. Geç Kalkolitik Çağ’da yerel yüksek tabakalardan oluşan sınıfın, politik ve dinsel egemenliğinin yanı sıra ekonomiyi, ürün ve üretim idaresini ellerinde tutmaktaydı. Yöre su kaynakları bakımından zengin, dolayısıyla tarım için son derece uygun, ayrıca sık sık taşan Fırat Irmağı’nın taşkın alanı dışında kalması gibi ayrıcalıkları, Arslantepe’nin en azından M.Ö 5.bin yıldan Bizans Dönemi’ ne kadar kesintisiz olarak iskân edilmesinde önemli etkendir. Yörenin doğal yapısından kaynaklanan gücü, yüksek tarım potansiyeli ile birleşince Arslantepe, topraklarını denetim altında tutabilen ve bölgedeki hammaddeyi işleyen ya da en azından işlenmesini organize eden egemen bir merkez konumunu kazanmıştır.

Kerpiçten yapılmış anıtsal binaların bulunduğu geniş bir ortak kullanım alanı, 4.bin yılın sonlarında (MÖ 3300-3000) tepenin güney-batı yamacında en az 2600 m2’lik alan yayılmıştı. Bu alanda büyük olasılıkla çeşitli işlevlere sahip çeşitli yapılar yer almaktaydı. Ortaya çıkarıldığı kadarıyla bu kısım görkemli mimarisi ve işlevsel açılardan farklı bölümlerden oluşan büyük bir yapı topluluğudur. Çok amaçlı düzeninden dolayı bu anıtsal yapı topluluğu saray olarak nitelendirilebilir. Sarayın koridor duvarları baskı, motif ve duvar resimleri ile bezenmiştir. Binanın çeşitli bölümlerinde çok sayıda mühür baskısının bulunması, idari etkinliklerin yoğunluğunu ve bu işlerde, malları depolardan alma ve mühürleme yetkisi bulunun çok sayıda memurun çalıştığını ortaya koymaktadır. Duvarlardaki zengin bezeme ve kabartmalar da gücü simgelemektedir. Bu bütün etkinliklerin merkezileştirildiği, kayıt amacıyla etkin bir mühürleme sisteminin kullanıldığı,  giderek bürokrasinin geliştiği, güçlü siyasi ve dini kurumları olan bir devlet sisteminin doğuşuna kanıttır. Geçmişte daha çok dinsel amaçlar için yapılan büyük yapı ilk kez başka işlevler de kazanıp içinde kamu hizmetlerinin de görüldüğü, mimari açıdan gelişmiş, böylece Yakındoğu’da sarayın başlangıcını oluşturmuştur.

Saray kompleksinde arsenikli bakır alaşımlı, gümüş kakmalı kılıç, hançer gibi silahların yanı sıra yüksek ayaklı meyvelikler ve Mezopotamya tipli uzun vazolar da bulunmuştur. Ayrıca sarayın hemen yanında M.Ö.2900’e tarihlenen önemli bir kişinin mezarı da ortaya çıkmıştır. Mezardaki zengin ölü hediyeleri ve mezarı kapatan taş kapak üzerinde bulunan kurban edilmiş 4 genç insan cesedi, bu mezarın bir kral mezarı olduğunu düşündürmektedir.

Geç Uruk dönemine ait yapılar büyük yangınlarla ortadan kalktıktan sonra ortak kullanım alanı terk edilmiş, yerli geleneğe yabancı topluluklar yerleşmiştir. Bunu, gerek yerleşim düzeni ve konutlar, gerekse Doğu Anadolu-Transkafkasya kökenli çanak çömlekler kanıtlamaktadır. Yerleşmenin ekonomik ve kültürel özellikleri bu yeni gelenlerin temelde kırsal, büyük olasılıkla yarı göçebe küçük topluluklardan oluştuğunu gösterir.

Arslantepe’de Erken Tunç Çağı II (M.Ö 2700-2500)’nin başlangıcında Torosların kuzeyinde kalan bütün bölge Erken Tunç I’deki etkileri hala süren Suriye - Mezopotamya kültüründen kopmuş, Doğu Anadolu-Transkafkasya kökenli geleneklere dayanan özgün ve nicelikli bir kültür ortaya koymuştur. 3. bin yılın ikinci yarısında Erken Tunç III (M.Ö 2500-2000)’de bölgede yerel kültüre dayanan ve Anadolu’nun kentleşme geleneğine uygun bir yerleşme düzeninin yanı sıra surlarla çevrili kentlerin inşa edilmesine yol açan yeni bir süreç başlamıştır. Arslantepe ’deki bu yerleşme Erken Tunç II’nin teraslar üstündeki geniş odalı, büyük evlerini kullanmayı sürdürmüş ancak tepenin yamacından aşağıya doğru gelişmiştir.

M.Ö. 2000 yılında Arslantepe, Fırat Nehrine genişleyen Hitit İmparatorluğu’nun Melidia- Meliddu adlı şehri olur. Bu yerleşim tepenin kuzey-doğu yamacına açılan şehir kapısı ve avlusuyla Orta Anadolu Hitit kentlerine benzeyen, etrafı toprak surlarla çevrili bir Geç Hitit şehri olarak kullanılmıştır.

M.Ö. 5.binden- M.Ö.712 tarihindeki Asur istilasına kadar yerleşim yeri olarak varlığını sürdüren Arslantepe daha sonra bir süreliğine terk edilir. M.S. 5-6.yüz yıllar arasında ise Roma Döneminde köy olarak kullanılır ve daha sonra Bizans Nekropolü olarak yerleşimini tamamlar.

Arslantepe ’deki kazılara Prof. Dr. Marcella Frangipane başkanlığındaki İtalyan Kazı Heyeti tarafından devam edilmektedir. Buluntular Malatya Müzesi’nde sergilenmektedir. Ayrıca Geç Uruk Dönemi’ne ait kerpiç saray kompleksinin ‘Açık Hava Müzesi’ haline getirilmesi yönündeki projelendirme çalışmasının büyük bir bölümü 2011 yılında tamamlanarak geziye açılmıştır. Açık Hava Müzesine gelen cadde üzerindeki geleneksel sivil mimari örneği olan evlerin düzenlenmesi, Tunç Dönemi Evi’nin yapılmış olması, Geç Hitit Kapı Arslanları,   Kral Tarhunza Heykeli ve diğer ortostatların imitasyonlarının yaptırılarak girişe konulması burayı daha anlaşılabilir kılmaktadır. Malatya Arslantepe höyüğü, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası geçici listesine alınmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye’deki 13 kültürel miras alanı için UNESCO’ya başvuruda bulunarak, bu alanların UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmasını talep etti. UNESCO Dünya Mirası Merkezince yapılan değerlendirmeler sonucunda aralarında,  M.Ö 4000-5000’ne tarihlenen Malatya Arslantepe Höyüğü; Dünya Kültür Mirası geçici listesine alınmıştır.

2) MELİK SUNULLAH CAMİİ

Halk arasında Vaiz Ocağı, Vaiz Baba ve Koca Vaiz ve Türbesi gibi isimleriyle anılan Cami surların içerisinde Ulu Camiinin batı tarafına düşmektedir. Halen mescit ve türbesi mevcuttur. Ancak mescit orijinalliğini yitirmiştir. A. Gabriel, Malatya şehir planında bu yapıyı Adile Camisi olarak isimlendirmiştir.

Minaresi orijinal haliyle günümüze kadar ulaşmış; kaidesi kesme taştan, gövde tuğladan inşa edilmiştir. Minaresi form ve malzeme bakımından Ulu Camii minaresi ve Halfetih Minaresiyle benzerlik arz eder. Bundan dolayı her üç minarenin aynı döneme ait olduğu söylenebilir. 13.yy ‘ın ilk çeyreğinde yani 1247’den sonra yapıldığı kuvvetle muhtemeldir. Yapıda üç ayrı kitabe bulunmaktadır.

Minare kaidesinde bulunan Kitabe ise H:796 /M:1393 tarihini olup Memluklu Sultanı El-Melik Ez-Zahir Berkuk ismini taşımaktadır. Kitabenin alt satırında minarenin Cerkez b. Abdullah El-Hüseyin tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Fakat minare, taşıdığı özellikler dolayısıyla bu tarihte yapılmış olamaz. Bu kitabe başka bir minareye ait olup sonradan buraya konmuştur veya bu minarenin tamir kitabesi maksadıyla yerleştirilmiştir. Diğer kitabeler başka eserlere aittir.

Türbe içerisinde üç tane mezar bulunmaktadır. Bunların Tevabil Gazi, Koca Vaiz Baba ve Battalgazi’nin yakınlarından birinin ( kızı veya hanımı) mezarı olduğu rivayet edilmektedir. Günümüzde bu türbe İlçemizin önemli ziyaretgâhlardan birisidir.


3) LEVENT VADİSİ

Vadi, Akçadağ ilçesi Levent beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Malatya’ya yaklaşık 57 kilometre uzaklıktadır. Saklı kalmış doğa harikalarından biri olan vadi, kaya kabartmaları ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini beklemektedir. Jeolojik olaylar sonucu oluşan farklı büyüklükteki mağaralarda Geç Hitit Döneminden kaldığı düşünülen kaya kabartmaları bulunmaktadır. Bu vadi, doğa yürüyüşü, paraşüt, kaya tırmanışı, kampçılık ve izcilik gibi spor ve alternatif turizm faaliyetlerinin rotası olmaya adaydır. Malatya Valiliği’nin girişimleriyle vadiye bir jeopark kurulacaktır. Ayrıca iki yanı kayalıklardan oluşan vadiyi yerli ve yabancı ziyaretçilerin izlemesi için 240 metre yüksekliğinde seyir terası kurulmuştur. Kaynak: İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

4) YUSUF ZİYA PAŞA CAMİİ

Malatya'daki Yusuf Ziya Paşa Camii, Mücelli Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Cami, il merkezinde yer aldığı için kolay bir ulaşım yoluna sahiptir.

Yusuf Ziya Paşa Camii'nin kitabesindeki bilgiye göre 1793 yılında ismini aldığı Yusuf Ziya Paşa tarafından yaptırılmıştır. Caminin yapımında moloz taş ve kesme taş kullanılmıştır. Mimarisi dikdörtgen planlıdır. Caminin minaresi sonraki yıllarda eklenmiştir.

Malatya gezi listenize dahil edebileceğiniz Yusuf Ziya Paşa Camii'nin ardından Arapgir Kalesi, Malatya Kalesi ve Melik Sunullah Camii'ni de ziyaret yerlerinize dahil edebilirsiniz.

5) KARA KAYA BARAJ GÖLÜ

Atatürk Barajı'ndan sonra Türkiye'nin ikinci büyük barajı olan Karakaya Barajı, Malatya il sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Baraj yapımında meydana gelmiş olan Karakaya Baraj Gölü ise yakın bir zamanda Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak kabul edilmiştir. Karakaya Baraj Gölü'nün çevresinde turistik tesisler bulunmakla birlikte feribot işletmesi çalışmaları da yapılmıştır. Bu arada Türkiye'nin en uzun demiryolu köprüsü de baraj gölünün üzerinde bulunmaktadır.

Bu çalışmalar sayesinde önemli bir turizm noktası olma yönünde önemli adımlar atılmıştır. Malatya'ya bir seyahat planlıyorsanız Karakaya Baraj Gölü yakınında bulunan otellerin birinde konaklayarak, bölgede birkaç gün zaman geçirebilirsiniz. Malatya'daki Günpınar Şelalesi'ni de ziyaret ederek şehrin bilinmeyen yerlerini keşfetmeyi unutmayın.

6) GÜNPINAR ŞELALESİ

Malatya ilinin Darende ilçesinde bulunan şelale, hem yüksekten düşen suların, görkemi ile hemde çevresini sarmalayan ağaçların ve doğanın en benzersiz yüzleri arasındadır.

Günpınar çayından oluşan bu şelale yıl içinde oldukça fazla ziyaretçi akınına uğramaktadır. Su zerrelerinin kayaların üzerinden kaydığı sırada görüntüleri görülmeye değer, bir güzellik sunacak sizlere. Günpınar şelalesini ziyaret ettikten sonra, Sulu mağarayı da ziyaret edebilir ve doğanın en güzel yerlerinde yaşama fırsatını yakalayabilirsiniz.

7)YUSUF PAŞA BEDESTENİ

Malatya’da bulunan Yusuf Ziya Paşa Bedesteni, klasik Osmanlı kapalı çarşı mimarisine sahiptir. Zaviye mahallesinde ki mezarlığın içinde yer alan bedesten, dikdörtgen bir yapıya sahiptir. İnşaatı sırasında ise kesme taş ve moloz kullanılmıştır. İç duvarlarda kesme taşlar, örtü sisteminde ise molozlar kullanılmış. Bedesten, 1997 yılında temizlik çalışmaları, 2005 yılında ise restorasyon çalışmaları yapılmıştır.

Oldukça kolay bir ulaşıma sahip olan bedesten, Darende’ye yolu düşen herkesin mutaka görmesini istiyoruz.

8) SOMUNCU BABA TÜRBESİ VE KÜLLİYESİ

Osmanlı coğrafyasının manevi mimarlarından Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Hazretleri’nin 1331 yılında Kayseri’nin Akçakaya köyünde başlayan hayat yolculuğu 1412 yılında Malatya’nın Darende ilçesinde son bulmuştur. Darende’de bulunan Somuncu Baba Türbesi her yıl binlerce misafir tarafından ziyaret edilmekte hayatı, tesirleri ve eserleri ile günümüz insanına yol göstermeye devam etmektedir. Somuncu Baba Hazretleri, vefatının ardından 600 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen Anadolu insanı tarafından unutulmamış, türbesi; ülkemizde en fazla ziyaret edilen Allah dostlarından biri haline gelmiştir. Somuncu Baba hayatı boyunca nerede sırrı ortaya çıktı ise oradan uzaklaşmış, talebelerinin eğitimi ile meşgul olmuş halk içinde Hakk ile beraber olma gâyesinde yaşamıştır. Bu sebeple Somuncu Baba Türbesi nerede sorusunun asıl cevabı âşıkların gönülleridir. Somuncu Baba Kimdir? Başlıklı yazımızda Hazretin hayatı hakkında daha detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

Zaviye Mahallesi, Hulusi Efendi Caddesi, Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Camii, 44700 Darende/Malatya

9) TOHMA KANYONU

Somuncu Baba Türbesi gezilerinizde Tohma Kanyonun da harika bir yürüyüş yapabilir ve doğal güzellikler ile sus sesleri arasında güzel bir zaman geçirebilirsiniz.Kanyon boyunca yürüyüş parkurları bulunurken aynı zamanda yüzme alanlarıda mevcut.

10) BATTALGAZİ ULU CAMİİ

Battalgazi ulu cami, I. Alaaddin Keykubat döneminde yapılmıştır. 1220‘lü yıllarda yapılan caminin mimarı, Yakub Bin Ebubekir‘dir. Yapının hat işlerini ise Ahmed Bin Yakub yapmış olup, taş kısımları ile Üstad Hüsrev El- Benna ilgilenmiştir.Cami, yapıldığı ilk dönemlerden sonra yenileme ve ilaveler ile orjinalliğinin çok değiştiği bilinmekte.

11) BEŞKONAKLAR ETNOGRAFYA MÜZESİ

Yakın bir tarihte açılan müze, Malatya’nın şehir merkezinde bulunuyor. Sinema caddesi üzerinde olan Beşkonaklar müzesi, yöre halkının geçmiş zamanlarda kullandığı eşyalar, geleneksel kıyafetler, mankenler üzerinde sergileniyor. Yüzükler, tespihler, cep saatleri, ağırlık ölçü aletleri, kazanlar, çakmaklar, ve aydınlatma araçları sergilenen diğer parçalar arasındadır.Beşkonaklar müzesine girdiğiniz zaman ahşap bir merdiven sizi yukarı davet ediyor. Şehrin geleneksel eşyalarının sergilendiği bu müzeyi kesinlikle gezmenizi tavsiye ediyoruz.

12)MALATYA ATATÜRK EVİ

Eski halkevi binası olarak bilinen Atatürk evi, 1981 yılında düzenlenerek ziyaretlere açılmıştır. Atatürk Malatya’ya ilk geldiği zamanlarda bir gece konakladığı Eski Türk Ocağı ve halkevi binasının giriş kısmında bulunan iki oda, 1981 yılında Atatürk Evi olarak düzenlenmiştir. Bina girişinde sağ tarafta bulunan ilk odada Atatürk’ün halkevini ziyaret ettiği sırada kullanmış olduğu masa, işlemeli sehpa ve bir koltuk bulunuyor. Girişin solunda ise Atatürk kitapları sergilenmektedir.

13) SİLAHTAR MUSTAFA PAŞA KERVANSARAYI

Malatya gezilecek yerler listemizin sonraki durağı Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı.Tipik bir Osmanlı kervansarayı özelliğini taşıyan bu kervansaray, IV. Murat zamanında Bosnalı Silahtar Mustafa Paşa tarafınca inşa ettirildi. Adını ise yaptırdığı kişiden alan kervansaray, Malatya’nın Battalgazi ilçesinde bulunuyor.Evliya Çelebi ise Seyehatname isimli kitabında kervansaraydan bahsetmiştir. Uzmanların ise yaptıkları araştırmalarda kervansarayın dış mekanları dükkan olarak kullanıldığı ortaya çıkmıştır. 12 odası ise misafirlere ayrılmış ve bu şekilde tasarlanmıştır. Ayrıca kervansarayda bir adet havuz ve bir adet hancı odası da bulunuyor.

14) TURGUT ÖZAL TABİAT PARKI

Turgut Özal Tabiat Parkı; Battalgazi İlçesi Pınarbaşı mevkiinde bulunmakta olup, 403 dekar büyüklüğündedir. Şehir merkezine 3 km uzaklıkta bulunmaktadır. Tabiat Parkı 2009 yılında tescil edilmiştir. Korunan alanın kaynak değerleri; kaynak suyu, orman ve kayalık ekosistemidir.

http://www.vuslathaber.com/turgut-ozal-tabiat-parki-resimleri,94.html

15) MALATYA MÜZESİ

Oldukça köklü bir tarihe sahip olan Malatya’da yapılmış olan arkeolojik kazılar sonrası bir çok tarihi eser gün yüzüne çıkmıştır. Şehirde yapılan kazıların devam ettiğinden dolayı 1930 – 1937 yıllarında çıkan eserler için bir müze yapımı düşünüldü. İlk olarak 1970 yılında İnönü parkında bulunan bina müzeye dönüştürüldü. Müze, 1979 yıllarında ise Kernek meydanında yeni binasında hizmete açıldı. 15.000‘den fazla eserlerin sergilendiği müzede bir çok uygarlıklara ait eserler sergilenmektedir.

16) ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ CAMİİ

Modern camii mimarisi örneklerinden birisi olan Abdurrahman-ı Erzincani Camii Malatya ilinin Darende ilçesinde yer alıyor.Tamamı kesme taştan yapılmış olan cami Malatya’da gezilecek yerler arasında.

17) NEMRUT DAĞI

Şayet Malatya’ya yaz dönemlerinde gidecekseniz eğer, mutlaka görmeniz gereken bir yer daha var, oda Nemrut dağı. Malatya ve Nemrut arası yaklaşık olarak 95 kilometredir. Araç ile ulaşım oldukça kolaydır. Dünyaca ünlü olan Nemrut milli parkı şahit olacağını gün batımı ve gün doğumunu hayatınız boyunca unutamaya bilirsiniz

18) MALATYA KALESİ

Malatya kalesi, il merkeze 10 kilometrede olup, Battalgazi ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. Kale yapımına M.S 78 yılında başlanmıştır. Ancak uzun zaman bitirilememiştir. Titus Livius’un başlattığı kale, Bizans imparatoru, Justianus döneminde tamalanmıştır. Kale zamanla harap olmuş, Danişmentliler döneminde ise bir onarım geçirmiş. Günümüze ise çok az sayıda kalıntıları gelebilmiştir. Malatya kalesi il merkezine yakınlığı ile şehrin en kolay gezilecek yerleri arasındadır.

19)ARAPGİR KALESİ

Malatya’nın tarihini gözler önüne seren yapılardan biridir Arapgir kalesi. Aynı ismi taşıdığı Arapgir ilçesinde yer alıyor.Kale hakkında maalesef pek fazla bilgi bulunmamaktadır. XIV. yüzyılda yapılmış olduğu tahmin edilen kalenin günümüze sadece duvar kalıntıları gelmiştir. Yapımında ise molozlar kullanılmıştır. Ayrıca kalenin kendi döneminde stratejik bir önemi olduğu biliniyor.

20)CÂZİBE MERKEZİ KUDRET HAVUZU

Darende’nin en fazla ziyaretçi ağırlayan turistik mekanlarından biri olan Kudret Havuzu yaz aylarının sıcağından bunalan misafirlerine açık hava yüzme havuzu olarak hizmet veriyor. Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Külliyesi civârında Tohma Kanyonu içerisinde yer alan Havuz; temizliği, doğal görünümü ve şifalı termal suyu ile her kesimden misafirin takdirini kazanıyor.

Ulusal basında da sıklıkla gündeme gelen havuz, Malatya ve Darende’nin en önemli câzibe merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Her yıl yüz binlerce misafir ağırlayan Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Külliyesi civârında bulunan Havuz, aynı zamanda Külliye kültüründe yer alan Hamam geleneğini de modern bir anlayışla devam ettiriyor.


21)MALATYA HAYVANAT BAHÇESİ

Orduzu Mahallesi, 44170 Battalgazi/Malatya

http://www.vuslathaber.com/malatya-hayvanat-bahcesi-resimleri,95.html

VUSLAT HABER

Son Güncelleme: 09.11.2018 13:24
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.