Resulullah  (sas) ‘ınİslamı tebliğ ettiği bir seferde Ebu Cehil  “ben Müslüman olursam bu köle ve yoksullarla aynı safta mı namaz kılacağım?” diye sorar. Efendimizden “evet” cevabını alınca derki “O halde niye Müslüman olayım ki?”

Camilerin toplum için hayati önemi EbuCehil ’in bu sözünde gizlidir. İslam bu dünya insanının anlamakta zorlandığı bir insan tipini yetiştirmeyi hedefler. Medeni insan!

Medeni İnsan, gücünü maldan makamdan şöhretten değil Allaha kulluk, kullara merhametle yoğrulan güçlü bir karakterden alır.  Nefsine yenilmiş elindeki imkânları kendinden zanneden bir insan medeni olamaz.

Camiler Allah’ın adaletinin sembolüdür. Bir profesöre temizlik işçisinin arkasında namaz kıldıracak irfan kazandırır. “ Bizi diğer ümmetlerden ayıran bir özelliğimiz, saflarımız meleklerin safları gibidir”(Müslim, Mesacid,4) buyuran bir peygamberin çağrısıyla omuz omuza ibadet eden Müslümanlara iman bilincini yerleştirir. Onları yaratıcıya boyun eğme ve diğer insanlarla eşit olduğu hakikati ile yüzleştirirken bir topluluğa ait olmanın verdiği özgüvenle ruhunu kuvvetlendirir.

İnsan bozulmaya çok müsait varlıktır. Onun dünyaya bakışı, anlayışı ve ahlakı eğitilmezse medeni olması mümkün değildir. Tarih boyunca Dünyada Hakkın ve adaletin yayılmasına öncülük etmiş İslam medeniyetinin kökleri camilerdir.Hz. Peygamberden itibaren camilerin de içinde olduğu külliyelerde Müslümanlar bir yandan Rablerine tevazu ile secde ederken bir yandan ilim halkalarında ilahiyat ve fen bilimleri alanlarında ders alıyor; edebiyat sanat tıp alanında muhteşem eserler veriyorlardı. İdari, askeri ve siyasi işlerini buralarda görüyor; mahkemeler, hastaneler ve konaklama evleri gibi sosyal hayatın tüm kurumlarını bu merkezden yönetiyorlardı.

Her milletin hayali medeni bir toplum oluşturmak değil midir? Batının Hristiyan ve Yahudi toplumu bu gün maddi refahı ellerinde bulundurduklarından kendilerini medeniyetin unsuru gibi göstermekte pek mahirler. Oysa medeniyet insanın sadece maddi refahının yüksek olması değil o toplumu oluşturan bireylerin maneviyatının da güçlü olmasıdır.

 Biz de toplum olarak medenileşelim derken ruhları bozuk bireylerin her gün yeni cinayetlerine seyirci kalmaktayız. Kanunlar çıkarılarak ya da cezalar artırılarak toplum ıslah edilmeye çalışılırken tam tersi bir sonucun ortaya çıkması da ayrı bir handikap. Yüzyıllar boyu hüküm süren sadece Müslümanların değil Yahudi Hristiyan ve bir çok mezhebin mensuplarını adil bir idareyle bünyesinde barındıran atalarımızın başarısını öğrenmek yerine hâlâ yanlış denizlerde yüzüyoruz.

Geçmişte İslam medeniyetinin ulaştığı bu başarıyı Şah Veliyullah Dihlevi şöyle açıklıyor“ Medeniyetin unsuru ikidir ve peygamberler de geldikleri kavimlere bu iki şey için mücadele etmiştir: Birincisi kişinin nefsini terbiye etmesi, ikincisi toplumun yönetimidir.”

Her bir Müslümanın tek tek nefsinin terbiyesi için eğitime ihtiyacı vardır. İşte camiler bu iki eğitimin verildiği yerlerdir. Rabbimiz buyurur ki “Allah katında en değerli olanlarınız muttakiler (yani Allaha karşı saygısı en çok olan kimselerdir)” (Hucurat 49/13) Muttakiler birçok âlime göre “gerçek anlamda eğitilmiş belli bir düzeye ulaşmış ‘ medeni kişiler’ demektir. Bu da İslam’ın yetiştirdiği insan tipidir.

 Medeni insanın pasif yaşantısı fayda vermez. Toplumun ıslahı, idaresi için de çalışmalıdır. Her millet coğrafi şartları ve geçmişteki kültürlerinin birikimiyle farklı özelliklere sahip olsa da İslam’ın getirdiği temel ölçüler ve kurallar her yerde uygulanabilir niteliktedir. “O müminler ki eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek, namazı kılar zekâtı verirler.İyiliği emreder kötülükten nehyederler” ( Hac 22/41) ayeti bu ölçüyü açıklamıyor mu?

“Yesrib” den bir Medine (şehir) ortaya çıkaran efendimiz (sas)İn şehre adım attığında ilk yaptığı şey oraya bir mescit inşa etmek olmuştur.Bu İslam medeniyetinin olmazsa olmaz bir unsurudur diyebiliriz. Medeniyet camilerden yükselecektir. Elhamdülillah ülkemizde her köy, kasaba ve şehirde bulunduğu mekânlara kimlik kazandıran camilerimiz tüm ihtişamlarıyla tevhidin sembolü olarak yükselmektedir.

Geriye Müslümanlar olarak o mekânlara varıp eşiğine yüz sürmemiz kaldı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199