Modern toplumlarda medyanın giderek daha önemli bir yer edinmekte olduğu tartışılmaz kabul edilmektedir. Kitle iletişim araçları günümüzde toplumsal denetimin sağlanmasında olduğu gibi, toplumsal değişmenin de başlıca araçlarından olan bir güç iktidar kaynağı olarak görülmektedir.

Medya, yalnızca kültür ürünlerinin üretilmesi, ya da yeniden üretilmesi bakımından olduğu kadar, kültürün halka yayılması, öğretilmesi ve böylece yaşatılması açısından da oldukça önemli işlevlere sahiptir.

Medyanın önemi: Medya, özellikle de haberler ve haber programları aracılığıyla, hem bizi politikalardan haberdar eder, hem de bu politikaların belirlenmesinde katkıda bulunur. Medyada kullanılan dil, seçilen sözcükler bile bir konunun hangi terimlerle nasıl bir çerçevede tartışılacağına dair sınırlar oluşturarak politikaların belirlenme sürecinde etkili olur. Medya olan biteni anlamamıza yarayacak anlam-haritaları kurar. Gündelik hayatımızda doğrudan deneyimlemediğimiz konularda ise bunun önemi çok büyüktür. Eğer başka kaynaklardan ne olduğunu öğrenemiyorsak ve kendimiz de doğrudan deneyimlememişsek tek güveneceğimiz medyanın aktarımıdır. En çok merak ettiğimiz konulardan biri de yaşadığımız yakın çevrede, sırasıyla, mahallede,  köyde, ilçede, ilde ve ülkede neler olup bittiğidir.

Bunlardan daha önemli vurgulanması gereken ise medyanın kamusal olayların yer aldığı bir alan oluşturduğudur. Toplumsal yaşamda gerçekliğin ne olduğu konusunda tanımlar medya aracılığıyla oluşmakta ve aktarılmaktadır. Dolayısıyla medya topluma sürekli bir anlam sistemi sunmakta ve olağan ve doğal olan ile olağan dışı ve doğal olmayanın neler olduğunu göstermekte, kısacası normalin ne olduğunun başlıca belirleyicisi olmaktadır.

Egemen paradigmaya göre medya, hükümetlerin baskılarını kısıtlayan etkili bir veto aracı ve Batılı parlementer demokrasilerde hükümetler ve başkanlar elinde siyasi gücün yoğunlaşmasının güçlü katalizörlerlerinden biri olarak görülmektedir. (Helms,2008akt. Şen ve Avşar, 2012) Toplumsal denetimin ve değişmenin başlıca araçlarından olan ve bir güç/iktidar kaynağı olarak görülen medya, kamusal olayların yer aldığı bir alan oluşturmaktadır. Toplumsal yaşamda gerçekliğin ne olduğu konusunda tanımlar medya aracılığıyla oluşturulmakta ve aktarılmaktadır.

Medya, topluma sürekli bir anlamlar sistemi sunmaktadır. Medyaya bakışın kuramsal çerçevesini oluşturan önemli damarlardan biri, liberal-çoğulcu bir toplum idealini simgeleyen kuramsal öncüllere dayanan liberal-çoğulcu/ana akım yaklaşımdır. Ana akım yaklaşıma göre medya toplumun aynasıdır. Yani, medya toplumdaki olay ve olgulara yurttaşlara yansıtır, dış dünyadaki olaylarla ilgili bilgileri rasyonel davranabilen bireylere sunarak genel çıkarın oluşmasına çalışır. Her düşüncenin özgürce dile getirilmesi ve iletişimin özgürce gerçekleştirilmesi liberal öğretinin özü ve gereği olmaktadır.  Toplumsal yaşamın günlük akışı içinde bunu sağlamanın yolu iletişimin çoğulcu bir çerçeveye oturtulmasıdır. Liberal anlayışa uygun olarak düzenlenen bir iletişim sisteminin iki temel öğesi bulunmaktadır. Bunlar; serbest dolaşım ve özel girişimciliktir. Liberal yaklaşımda basın özgürlüğünün temeline yerleştirilen her türlü düşüncenin serbestçe ifade edilmesi ve girişim serbestliği ilkelerinin bir arada bulunması bir çelişki yaratmaktadır. Çünkü birincisi tekelleşmeyi reddetmekte, diğeri ise tekelleşmeye zemin hazırlamaktadır.

Günümüz siyasal, sosyal ve ekonomik düzeni sunucu kitle iletişim araçları yani medya hem ticari birer kurum hem de kamu görevi yapmakla yükümlü organlardan oluşmaktadır. Bu özelliğiyle medya, kamuoyu oluşturma ve açıklama sürecinde çok önemli sorumluluklar üstlenmektedir.

Toplumsal gelişim ve kalkınmada çok büyük etkileri olan medya kamuoyuna karşı sorumluklarını unutmakta kişi veya kurumların çıkarlarına hizmet etmektedir. Emperyalizmin modern şekli olan küreselleşme faaliyetlerinde aktif rol oynayan medya, gelişmiş dünya düzeninde ekonomik sistemin bir ürünü olan kitle iletişim araçları, medya patronlarının kar amaçlı yayın politikalarıyla asıl işlevlerinden sapmakta, doğru ve tarafsız bilgilendirme özelliklerinden taviz vermektir.

Elisabeth Noelle Neumanna'a göre, insanlar kendi deneyim alanları dışında kalan konularda tümüyle medyaya bağımlı hale geliyorlar. İnsanlar dahası, sürekli olarak toplumdan dışlanma korkusu tartışıyorlar. Bu korku onların sürekli olarak fikir iklimini gözetim altında tutmalarına, hangi fikirlerin daha popüler olduğunu öğrenmeye çabalamalarına yol açıyor. Sonuçta medyaya sıklıkla dile getirilen fikirler, toplumun yaygın şekilde paylaştığı fikirlermiş gibi algılanıyor. Shanto Iyengar ise, ''Siyasette Erişim yanlılığı; Televizyon Haberleri ve kamuoyu'' isimli makalesinde medyanın sadece gündemi belirlemekle kalmadığını, özellikle siyasal liderlerin değerlendirilmesinde kullanılabilecek ölçütler arasında da önceleme etkisi yaptığını görgül verilerden yola çıkarak ortaya koyuyor. Iyenger'a göre, medya haberlerinde tekrarlanan konular ve sorunlar izleyicilerin de öncelikleri haline geliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155