Bu haftaki yazımızda ruh ve akılsağlığındankısaca bahsetmeye çalışacağız.

Elle tutulmayan gözle direkt müşahede edilmeyen bir varlığı tanımlayan ruhu anlamak için sözlüğe baktığımızda “Dinlerin ve ruhçu felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz, tin, can kuşu” olarak tanımlandığını görüyoruz. Felsefi olarak “bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin yaşama gücü, yaşama soluğu” olarak ifade edilen ruh, bedenden ayrı, fakat beden üzerinde etkili, ölümsüz bir yaşamı olanvarlık olarak kabul edilmektedir.

Rabbimiz Kuran-ı Kerimde mealen “Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu husustasize pek az bilgi verilmiştir.” buyurmaktadır.Buradan hareketle ruh hakkındaki bilgimizin sınırlı olduğunu anlıyoruz. “Allah insana kendi ruhundan üflemiştir”ayetinin devamında ise Allah’ın insana işitme, görme ve idrak etme özellikleri verdiğinden bahsedilir. Buradan da, insanın iç ve dış âlemiyle farkında bir varlık olmasını sağlayan gözlerin, kulakların ve kalbin en güzel şekliyle işlev görmesinin kendisine verilen ruh ile ilişkili olduğu anlaşılabilir.İnsan ruhunu diğer canlıların ruhundan ayıran özelliğin ayrıca insana verilen akıl, irade ve vicdanda yattığı düşünülebilir.

Tıp açısından baktığımızda, kalbin üzerinde belli bir otomatisiteye sahip doku adacıklarının olduğu görülmektedir. Bu noktalardan çıkan elektriksel aktivite kalp kaslarına iletilerek kasılmaları sağlanıyor ve çarpan kalp vücutta kanın dolaşmasını sağlayarak canlılığın temelini oluşturuyor. Bunun dışında beynin belli bir kısmının şuurlu hareket ve ifadeleri yürüttüğü, belli bölgelerinin haz ve duyguları yönettiği, dengeyi ve ayakta durmayı(postürü) sağladığı görülmektedir. Santral sinir sistemi dışında, otonom dediğimiz, kendi kendini kontrol ettiği ifade edilen, fakat ruh ile bağlantılı kabul edilebilecek bir sinir sisteminden de bahsediyoruz. Hormonların salgılanması, sempatik ve parasempatik uyarılarla çalışan salgı bezlerinin, istemli ve otonom etki altındaki kasların birlikte uyum içinde çalıştığı bedenimiz,ruh olmadan kısa sürede bozulacak bir cesettir.

Bilinçli eylemlerimizin sağlanması, bilinç dışında çalışan uyarı ve salgılarla birlikte sağlanıyor. Bizler de iradi olarak yapmak istediğimiz şeyleri gerçekleştirmek için akıl/beyin fonksiyonlarından istifade ediyoruz. Burada beyin sağlığı her ne kadar fiziki olarak mevcut hücrelerin işleyişinin normal olarak devam etmesi ise de; hem bu işleyişin düzenli olması hem de ortay çıkan söz ve fiillerin normal olmasıyla akıl sağlığından bahsetmek mümkündür.

Akıl ve ruh sağlığı iç içe kullanılan, fakat birbirinden farklı şeyleri ifade eden kavramlardır. Akıl sağlığını, fizyolojik olarak beynin tüm alt bölümlerinin tam olması ve işleyişinin normal olmasıyla birlikte duyular yoluyla kendisine gelen bilgileri yorumlayarak normal söz ve davranışların başlatılması için vücuda hükmetmesi olarak değerlendirmek mümkündür. Buradaki normallik, kişinin çevresi ve kendi ile dengeli bir ilişki içinde olmasıdır.

İnsan beyninde veya hormonal sisteminde, doğuştan veya yaşarken meydana gelen eksik/aksaklılar organik temelli hastalıkların nedenidir ve bunlar tespit edilerek eksikliğin giderilmesi ile tedavi edilmeleri mümkündür.

Yaşam boyunca çoğumuz sıkıntı ve sorunlarla karşılaşırız. Bu sıkıntıların üstesinden gelmek için herkesin kendisine özgü çözüm yolları bulunur. Sorunun çözümü için mücadele etmek, başka birinden veya profesyonel olarak destek almak ve sabretmek başa çıkma yolları olarak kullanılan yöntemlerdir.  Bazen problemin büyüklüğü veya onun karşısında düştüğümüz acziyet bizleri umutsuzluğa itebilmektedir. Bu da tüm vücut kimyasına etki ederek bedensel hastalıklara kadar varan sonuçlara yol açabilmektedir. 

Müslüman birey için; eşya/makam, diğer insanlar, hayat ve Yaratıcısı ile ilişkisini vahiy ekseninde belirlemek; elinden gelen tüm önlemleri aldıktan ve tüm çarelere başvurduktan sonra tevekkül etmek, bu tür hastalıklar karşısındaki en büyük dayanıklılık/bağışıklık mekanizmasıdır, diyebiliriz. Yani kişinin, elinde olanın ve olmayanın ne olduğunu bilmesi ve yapabileceklerini yaptıktan sonra gerisini Allah’a bırakmasıdır.

Daha az hasarla bu süreçlerden geçmek, insanın kalan hayatında varlık nedenine uygun daha güzel bir yaşam sürmesi açısından önemlidir. Psikolojik destekle ve/veya bu tür hastalıkların vücut kimyasında sebep olduğu tespit edilmiş metabolik değişikliklere müdahale eden ilaçlarla, daha kolay atlatılabilmesi modern tıbbın sunmuş olduğu bir çaredir. Başta düşünce ve inanç sistemini en iyi seviyeye getirerek, iyi bir psikologdan veya deneyimli bir psikiyatri uzmanından destek alınması ile hem düşünsel, hem de bedensel olarak daha sağlıklı olmak mümkündür.

Sağlıcakla kalın.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155