Son zamanlarda sürekli bir şeylerle meşgul olmak, çevremize, ailemize hatta kendimize zaman ayıramamak moda haline geldi. Hiç boş vaktimizin olmaması bizim kaliteli bir yaşam sürdüğümüzün delili sanki.Kendimizce başarılı olduğumuz bir konuda ciddi çabalar göstererek varlığımızı onun üzerinden ispatlamaya çalışıyor böylece dünyaya çok önemli katkılar sunduğumuzu düşünüp bununla hayattan zevk almaya çalışıyoruz. Oysa Müslümanlar olarak bizim için yaptığımız işte öncelediğimiz ilk konu Rabbimizin rızası olmalıdır. Bu kadar meşguliyet acaba faydalımı yoksa insanın enâniyetini besleyen bir durum mu bunu çok iyi tahlil etmek gerekir.  Kur’an-ı Kerim çalışmalarımızın sonucunda ahirette bizi bekleyecek tehlikeye dikkat çekerek bir kısım insanlar için  “çalışmış ama boşuna yorulmuş”(Ğaşiye 3) ifadelerini kullanır.
Psikologlara göre günümüz insanları çalışma koşullarıyla devamlı meşgul olmanın etkisiyle gerekli gereksiz birçok işle uğraşıyor aslında faydalı olmayan şeylere daha çok zaman harcayarak “meşgul yaşam sendromu” na tutuluyorlar. Oysa meşgul olmak önemli ve saygı duyulması gereken bir özellik değildir.Tim Kreider isimli bir yazar gerekli gereksiz sürekli meşgul olmak istemenin anlamsız bir alışkanlık olduğunu, sürekli oyalanacak bir şeyler aramanın üretkenlik ve çalışkanlığa hiçbir katkı sunmayacağını söyleyerek insanların para yerine zamana yatırım yapmalarını tavsiye eder. Ona göre meşguliyet hayatımızı yeterince iyi yönetemediğimizin bir göstergesi ve özgüven eksikliğimizle bağlantılı bir durumdur.
Bir yanda tembelliğinden yakındığımız birçok insan varken çalışkanlık olarak gördüğümüz bu durumun nesi kötü olabilir ki diye sorulabilir. Buna verilecek ilk cevap; İnsanın kendi yaptığı işle devamlı mutlu olması, onu önemsemesi yalnızca kendi hayatını düşünmesi ve çıkarlarını ön planda tutması diğer canlı cansız varlıkların farkında olmaması gibi bir tehlikeye götürür ki bu da enaniyet  yani bencilliktir. Kerim kitabımız “nefisler bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır” (Nisa 4/128) buyururken insanı, kendisini dünyadaki en önemli varlık olduğunu diğer insanlardan üstün olduğunu hissettirecek her davranış ve tutuma karşı uyarmıştır. Bencillik hem bireyi hem de toplumu yaralayan tehlikeli bir hastalıktır. Kişiyi yalnızlığa iterek başta bunalım olmak üzere birçok manevi soruna yol açar. Bu tip insanların toplumda çoğalması ise yardımlaşma ve dayanışmaya engel olur rekabet ve düşmanlık duygularını körükler. Böylece huzur ve birliği günden güne bozulan bir toplum da bölünmeye hazır ve dış saldırılara açık hale gelir.
Bu bencil tutumlarının yarattığı mutsuzluktan yaşam koçlarıyla (!) kurtulmaya çalışan günümüz insanına inşirah suresinin 7. Ayeti hiç farkında olmadığımız bir çözümü sunar. “ Bir işi bitirdiğinde başka işe yönel”.Yani yaptığın işin hayatındaki anlamı, önemi, diğer insanlardan seni farklı kılan özelliğiyle artık meşgul olma başka bir işte aynı başarıyı göstermeye çalış. Böyle yaparsan bencilliğini beslememiş olursun. Geçmişteki alimlerimiz bu ayeti kerimeyi “boş kalınca daha çok ibadetle meşgul ol” anlamında ele almışlar.Bu yorum onların ne kadar ibadetle meşgul olduklarını göstermesi açısından çok önemlidir. Dervişin fikri neyse zikri de o olurmuş. Evet Müslümanın birinci görevi Rabbinin rızasını alacak ibadetlerle meşgul olmasıdır. Bunun önüne geçen her meşguliyet boştur anlamsızdır. İbadet İnsanı gerçek huzura ve mutluluğa ulaştırır.
İnsanın Allah’ın hakkı yanında diğer insanlara olan sorumluluğunu düşündüğümüzde ayetin daha derin manaları da içerdiğini görürüz. “Bir işi bitirdiğinde başkasına yönelmek” dünyada sorumlu olduğumuz pek çok işin varlığına delildir. Kendimizce çok önemli gördüğümüz ve abarttığımız bir takım işlerin hakikatte bir anlamı olmayabilir.  Mesela işinde çok başarılı bir çok insan vardır ki hayatlarını bununla doldururlar. Zamanların çoğunu buna harcamakta kalmayıp aileleriyle geçirdikleri vakitlerde dahi işleriyle ilgilenir ve bunun çok önemli olduğuna etrafındakileri inandırmak için uğraşırlar. Oysa o insanların rablerine karşı iyi bir kul olmalarının yanında iyi bir eş iyi bir ebeveyn, iyi bir akrabav.s. olmaları gerekirdi. Bu konularda da en az işteki kadar başarılı olmalı ve zaman harcamalıdırlar. Çok başarılı olduğu inancının sadece zandan ibaret olduğunu anlamak için ahirete gitmesini beklememeli birilerinin bunu kendisine hatırlatması gerekir. Çünkü dinimiz bize iyiliği emretmek ve kötülükten engellemek gibi bir görev yükler. Bizleri meşgul edip hakikatten uzaklaştıran bu konulara pek çok örnek verebiliriz. Tek tek açıklamak yerine şöyle bir formülle meşguliyetlerimizin Allah katında ve kulları yanında faydalı olabilmesin analizini yapalım; Dünyada ki hiçbir iş, başarılı olduğumuz hiçbir konu, diğer insanlardan bizi farklı kılan hiçbir özelliğimiz, dünya hayatındaki mutluluk için elde ettiğimiz menfaatlerin hiç biri kendi başarımız değil Rabbimizin bize bir lütfudur. Bunu kendimizden bilip fazlaca anlam yüklemek ve bununla övünmek bizim için büyük bir tehlikedir. O halde bize düşen işimizi elimizden gelenin en iyisiyle yapmak, o işin bizi esir almasına fırsat vermeden başka işe yönelmek ve buna devam etmektir. Rabbim tüm Müslüman kardeşlerimizi hayırlı işlerde koşturan ve birbirleriyle yarışanlardan eylesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.