Malum, 8 Mart yaklaşıyor. Her yerde kadınlarla ilgili güzellemelerle karşılaşacağız. Batıdan tevarüs ettiğimiz,  esasen ne olduğu hakkında çok da kafa yormadığımız bu günü;  muhtemelen koca koca adamların kadın-erkek cinsini çarpıştıracak kısır tartışmalarını seyrederek geçirip kendi dünyamızın gerçekliğine döneceğiz.

Cüssemize bakmadan biz de bu mevzuya dalalım dedik. Lakin mevzu çok derin azizim, tarihin başlangıcından beri süregelen bu kadın- erkek tartışmasına bir çözüm getirmek bize düşmez. Bizimkisi, Yüce rabbimizin  “ Biz bu kitabı her şeyi açıklamak için indirdik”  (Nahl,16/89) buyurduğu kelamında bir çıkış yolu bulabilme gayreti. Rabbim rızası doğrultusunda yolumuzu aydınlatsın

Kur’an-ı Kerim’de çoğumuzun varlığından haberdar olduğu bir ayet-i kerime de şöyle buyurulur: “Erkekler kadınların kavvamıdır” (Nisa,4/34).Niyetimiz bu ayetin ışığında konuyu anlamaya çalışmak.

Kavvam,arapça bir kelime olduğundan anlaşılmıyor tabi ki. Özellikle kelimenin orijinalini kullandık çünkü muhtelif manalara gelen ulvi bir yapısı var, biraz sonra bunları anlatmaya çalışacağız.Garip olan şu ki, islamkültürü  kadın-erkek ilişkilerini bu ayet  üzerinden okumasına rağmen    yanlış anlamanın yarattığı  sıkıntılarla  tartışmaların iyice derinleşmesine  yol açmıştır. Kim ne derse desin bu gün islam toplumlarında her türlü sorunun kaynağında dinin yeterince anlaşılmaması ve  geleneklere kurban edilmesi vardır.

“Kadınlara karşı otorite kurma  ” diye tercüme edilen bu kelimeyi, Kur’an-ı Kerim’in kavramlarını kökleriyle ayrıntılı inceleyen Ragıp el İsfehani’nin El- Müfredat adlı eserinden faydalanarak anlamaya çalışalım.

Öncelikle şunu ifade edelim ki “kavvam” kelimesi“kayyum” kelimesiyle aynı kökten geliyor. “Kayyum atanması” son zamanlarda ülkemizin idaresinde çok kullanılır oldu.Devlet, iyi yönetilmediğini düşündüğü bazı özel ve kamu kurumlarına uygun gördüğü kişileri atayarak düzenleme yaptı. Terörle mücadelede oldukça faydalı olan bu atamaların benzerini yıkılma tehlikesi gösteren aile yapımıza da uygulanmamız gerekiyor.Evet, toplumun en önemlikurumu olan aile kurumumuz iyi yönetilemiyor. Aile içi cinayetlerin gitgide arttığı bu topluma acilen kavvamlığın  ne olduğunun öğretilmesi kısacası kayyum atanması şart.

Özellikle son on yılda “toplumsal cinsiyet eşitliği”başlığı altında devlet eliyle yapılan eğitimlerin sonucunun bizi bu seviyeye getirdiği iyice gün yüzüne çıktı.İyi niyetlerle başlanmış olduğunu düşündüğümüz bu eğitimin sonucu tamamen fiyasko olmuş, kadını korumayı hedefleyen çalışmaların çoğu hatta çıkarılan kanunlar tam tersi bir durum ortaya koymuştur. Çünkü bu eğitimlerle insanlara;  toplumdaki kadın ve erkek rolleri tamamen yer değiştirilerek, bu iki cinsin yaratılışından kaynaklanan özellikler yok sayılıp aslında bunun tamamen toplumun algısından kaynaklandığı düşüncesi yerleştirildi. Cesaret, yönetim, kararlılık gibi erkeğin; naiflik, yumuşaklık,idare, sabır gibi kadının fıtratına uygun duygularının sadece toplumsal kabullenme olduğunu, kadınların erkeklere, erkeklerin kadınlara uygun bu davranışları sergilemesinin eşitlik olduğu safsatası yayıldı. Toplumu temelinden sarsan bu değişimle roller değişince fıtrat bunu kaldıramadı.

            Çok su kaldıran bu hamuru daha fazla yoğurmadan kavvam kelimesinin anlamlarına dönelim.

            Kavvam; sanıldığının aksine otorite kuran kişi değildir. Bu belki birçok erkeğin hoşuna gitmeyecek ama yıllardır Kuranda yazıyor diye “biz kadınlara karşı otorite sahibiyiz” diye düşündüklerinden kadınların haklarını ihlal ettiler, onlara zulmettiler.Kurana karşı dürüstçe davranmadılar.Oysa Allah aynı kökten gelen kayyum kelimesini kendisi için seçmişti. AyetelKürsi de her gün okuduğumuz  “ Allahu La ilahe illa huvelhayyul kayyum” cümlesinde bu vardır. Kavvamı bu şekilde (Arapçada kullanılmayan bir anlamla) anlamak en çok da kendisi için kullanan Yüce yaratıcıya yanlış yapmak olacaktır.

Kavvam’ın kökü “kaame” den gelir.O da ayakta durmak demektir.Yani oturmanın zıddı olan ayakta durmaktır.Kıyamda durmak, namazı ikame etmek de aynı manadadır.Bu damecâzîolarak aktif olmak demektir. Oturmak ise pasifliktir. Buradan anlaşılan odur ki erkekler kadınların hayatlarında devamlı aktif bir pozisyonda olmalıdırlar. Onların her işleriyle ilgilenmeli, vurdumduymaz davranış içerisinde olmamalıdır. Şimdi bunu erkekler için bir avantaj olduğunu düşünenler varsa gerçekten büyük bir yanılgı içerisindedir.O halde kavvamlık, yorgun argın işten gelen bir erkeğe yan gelip yatarak tv seyrettirmez, hanımının günlük yaptığı şeyleri “sordurur, onu sevindiren ve üzen şeylerle, eviyle ilgili her türlü işle aktif olarak ilgilendirir. Sadece hanımı değil, kızı, kocası ölmüş annesi yada kız kardeşi varsaaynı hassasiyeti göstermesi gerekir. Çünkü ayet, erkeklerin sadece hanımlarına değil sorumlu olduğu diğer kadınlara da kavvam olduğunu işaret eder.

            Kavvamınikinci manası bağlılık demektir. Yani erkekler kadınlara bağlı olmalı, onlardan bağımsız işler yapmamalıdır.Üçüncü manası;  yakın olmak,sürekli birlikte olmak ve onu koruyup muhafaza etmektir.Dördüncü manası yerinde kalmak sürekli destek olmak demektir.Demekki kadınlar hayatlarında sürekli bir desteğe ihtiyaç duyarlar. Arkalarında koca bir sütunun varlığını (desteğini)  hissetmek onlara çok iyi gelecektir. Beşinci anlamı istikaame yani adaletli olmak.

Şimdi bütün bu manalar ışığında ayetin bize işaret ettiği ve erkeklere yüklediği sorumluluğu düşünürsek  bunun anlaşılanın tam tersine kadınlar için bir avantaj olduğu çok açıktır.O halde erkeklere yaratıcı tarafından  verilen bu misyonla onları yetiştirmek taşları yerinden oynatmamak gerekir

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199