Konunun başlığından da anlaşılacağı gibi yakın zamanda kaybettiğimiz minik eylüllerimiz ve leylalarımız. Henüz büyümediler ama dünyanın karanlık yüzünü görmüş oldular. Onlara kıyanlar, ne tür istismarda karşı karşıya kaldıklarıyla alakalı durumu ancak olayın aydınlatılmasıyla söz konusu olacağını düşünmekteyim. Yaşanılan istismar vakalarında toplumu derinden yaralayarak sosyo-kültürel deformasyona sebebiyet vermektedir. Geçenlerde okuduğum bir cümle bu durumu net ifade etti. Çocukları gördüğümüz zaman sevmek, şirinlik yapmak gibi sevimliliklerimiz vardı bu olaylarla bunları da elimizden aldınız diye. Masum kalabilmek ne zor bu dünyada desek yanılmış olmayız herhalde.

Söz konusu istismarın tanımını yapacak olursak bedenine ve o bedenine sahip ruha yapılan bir saldırı olarak nitelendirebiliriz.

Çocuk istismarlarını biz üç grupta toplayabiliriz:

1-Cinsel İstismar: Cinsel istismar sık rastlanan istismarlardan biridir ve genelde yıllarca etkisi altında kalabilmekte ve gizli tutulmaktadır. Yapılan istatistikî veriler kesin olmamakla beraber %10-%15 civarındadır.

Cinsel istismara uğramış bireylerde cinsel ilişkiye anormal şekilde ilgi gösterme veya tam tersi olarak ilgisiz olma, uyku problemleri(kabus görme, sıçrayarak uyanma),depresyon veya depresif semptomlar gösterme, aile bireylerinden, akrabalarından veya yakın arkadaşlarından uzaklaşma, okula girmek istememe, öfke kontrolünün denetimsiz olması(saldırgan, aşırı öfkeli vs.),yazdığı cümlelerde veya çizdiği resimlerde cinselliği barındıran şekillerin olması gibi belirtiler gözlemlenmektedir.

2-Fiziksel İstismar: Yaşı itibariyle 18’e kadar olan çocuklarda anne, baba, akraba veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerce elle, nesnelerle vurarak veya iterek, çekiştirerek vs gibi çocuğun gelişmesini engelleyen davranışlara fiziksel istismar denmektedir.

Yapılan araştırmalara göre fiziksel şiddete maruz kalmış çocuklarda birçok psikiyatrik hastalara rastlamak mümkündür. Kişiler arası ilişkilerde problemler, maddeyi kötü kullanma gibi hastalıklarda eşlik edebilir.

Fiziksel istismara maruz kalmış çocuklarda işlevsellikte bozulmalar görülmektedir. Sosyal ilişkilerinde bozulmalar, ilişki kurmakta zorluk çekme ve çatışmalar yaşamakta ve duygusal yoğunluğunun az öfke ve istismar içeren davranışlar sergileyebilmektedir. Ayrıca bilişsel yeteneklerinde azalma ve okul başarısının azaldığı da gözlemlenmektedir. Çocuk okula gitmek istememesi, notlarındaki düşüş, arkadaşlarıyla vakit geçirememe gibi sorunlar da eşlik etmektedir. İstismara uğramış bir çocuk intihar düşüncesi veya eğiliminin yüksek oranda olduğu bilgisine de rastlanmaktadır.

3-Duygusal İstismar: Duygusal istismara uğramış bireylerin istismara uğradığının anlaşılması ve yasal olarak kanıtlanması oldukça güçtür. Çevresindeki bireylerce kişilik bütünlüğünü zedeleyici duygusal girişimler çocuğun istismara uğradığı yönünde düşüncelerimizi güçlendirmektedir.

Duygusal istismara maruz kalmış çocuklar genellikle altı-sekiz yaş arası çocuklarda görülmekte ve ergenliğe kadar devam etmektedir. Çocuk özgüven eksikliği, kendisini ifade etmede güçlük gibi davranışsal belirtiler gözlemlenmektedir.

Geleceğimiz olan çocuklarımız sahip çıkmak ve onun ruh sağlığını gözetmek hem toplumi hem de vicdani sorumluluğumuzdandır. Bireyler olarak hassasiyetle yaklaşılmalı, adli mercilere bildirilmeli ve ruh sağlığı uzmanlarından destek alınmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.