Meleklerin, "kan dökücü insan" kehanetiyle tanımladığı insanoğlu, görevinin başında olup, dünyayı deli yurduna çevirme gayretinde. Aslında cevabı bilinmeyen, sonu anlaşılmayan bir durum yok. Batıl'ın, batıl'la savaşı bile hakkı ortadan kaldırmak için olacak. Öyle çokta girift, karmakarışık bir durum yok ortada. Herşey kitabın ruhuna uygun bir şekilde kendi kıyametine doğru gidiyor.

Ve dünya, kaynayan kazan misali kapağını fırlattı, fırlatacak. İnsanlık dönülmez bir girdaba girmiş gibi tırsak tırsak menziline doğru yürüyor. Haberiniz var mı bilmiyorum ama bir dünya savaşına adım adım ilerlediğimiz kesin. Bırakın kesinliği, artık bu bir ihtiyaç oldu. İçin için kaynayan volkanlar, patlayıp içindekini boşaltmadan rahata ermez, dengesine ulaşmaz. Dünya ise yeniden topyekün bir savaşa girmeden, bir müddet rahata ermeyecek gibi duruyor.

İstilalardan meydan savaşlarına, oradan da cephe savaşlarına, sonra soğuk savaşlara, derken şimdilerde miladını neredeyse dolduracak şekilde doyuma ulaşan, son dönem savaş taktiklerinden "vekalet savaşları"nın son demlerini yaşıyoruz. Artık ağaların marabaları tarladan sürüp "iş başa düştü" misali bir döneme girdik.

Amerika'nın, Kürdistan bağımsızlık referandumuna karşı olduğu koca bir yalan. Zaten yalan üzerine kurulmuş politikaları kendine rehber edinen bir düzenin öyle net duruş sergileyen bir tavır içinde olması mümkün değildir. Amerika'nın tanrısı "menfaat"tir. Bu Tanrı, kendisine neyi gösterir, neyi hedeflerse oraya yönelirler. Bunun için dışarda "biz karşıyız", içerde ise "aman ha arkanızdayız, referandum olacak" diyorlar. Zaten Amerika'nın müsaade etmediği bir referandum hiç reel politiğe uyar mı?

Şahsen Türkiye dostu bir Kürdistan'ın desteklenmesi, sahip çıkılması fikri bende hep cazip olmuştur. Ve yine şahsen Erdoğan'ın düşüncesinin de bundan çok farklı olmadığını düşünüyorum. Amerikan uşağı, İran çağalası bir Irak'ın yerine, dost ve müttefik bir Barzani daha cazip değil mi?

Lakin durum hiçte göründüğü gibi değil. Pkk/Pyd/Ypg ortadayken ve babaları Amerika, binlerce tır silah verip sırtını ovazlarken, Türkiye ile dost ve müttefik bir Barzani'nin ortada kalacağını mı zannediyorsunuz. Bilakis kurulu hazır tezgah bir Kürdistan'ı, çok geçmeden imha edip Pkk'ya teslim etmek, bunlar için daha cazip gelecektir. Ve bunu birkaç yıl içinde de çekinmeden yapacaklar.

İran'ın, Arap Birliği'nin ve Türkiye'nin referanduma karşı olduğunu deklare etmesi aynı politik gayeden dolayı değil, bilakis farklı politik hesaplardan kaynaklanıyor. İran, zaten atını rahatlıkla koşturduğu, şiilerin iktidarda olduğu bir Irak'ta nereye evrileceği belli olmayan bir Kürdistan'ı hiç ister mi? Arap devletleri, güya İsrail destekliyor diye karşı duruyor gibi görünse de, aslında ağababaların bölgeyi topyekün savaşa sürüklemek isteyen politikaları gereği referanduma karşı durdukları kesin. Türkiye'nin ise, Pkk/Pyd varlığına armağan edilecek bir Kürdistan'ın, kendi başına nasıl bir bela olacağını hesap ederek referanduma karşı çıktığını zannediyorum. Anlayacağınız birileri ümmetin dışlanmış, yok sayılmış üvey evlat muamelesi gören Kürt'lerin kanları üzerinden hesaplar yapıp, bölgeyi topyekün ateşe vermek istiyor.

Erdoğan'ın kritik 2019 seçimlerinde, milliyetçi oyları tutma düşüncesinden Bahçeli'nin fantezilerine mahkum olduğu, bundan dolayı da referanduma karşı durduğunu iddia etmek çok komik bir tez. Zira adını zaten Türkiye tarihine yazdıran bir Erdoğan'ın, buna ihtiyaç duyacak kadar acziyete düşeceğini hiç mi hiç zannetmiyorum. Dediğim gibi ortada Pkk/Pyd/Ypg varken ve babaları Sam amcanın peşinden giderlerken, masumca bir referandumdan bahsetmek bana hiç güven vermiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178