İnsanlık tarihin hiçbir döneminde bu kadar kendini yalnız ve çaresiz hissetmemişti. Bu kadar nefes almakta güçlük çekmemişti. Bu kadar boğulmamıştı insanoğlu. Hiçbir zaman bu kadar kendinden kaçmak istememişti. Hiçbir zaman da bu kadar yok olmak istememişti. Başka bir kimliğe bürünmek istememişti, başkası olmak istememişti ve “W” harfinin üçü de insanlık için hiçbir zaman bu kadar müthiş görünmemişti.

İnternet görmeden bakmak, seslenmeden konuşmak, dokunmadan hissetmek, koklamadan sevebilmektir. İnternet daldan dala atlamaktır. İnternet varken yok olabilmektir. İnternet seçmektir. İnternet hayattan kaçmaktır. Başka bir boyut, başka bir âlemdir. Bir hayatın klavyeye sığmış halidir.
İnternet gelişimdir, bilimdir, özgürlüktür. Oyundur, iştir, gezidir, kitaptır, bankadır, gazetedir, defterdir, aşktır.


İnternet bazen hastalıktır.

Neden facebook hayatımız oluyor? Neden oyunların başından kalkamıyoruz? Neden e-postalarımıza bakmadan duramıyoruz? Neden internette sohbet ederken küfrediyor, başka kimliklerle diğerlerini ve kendimizi aldatıyoruz? İnternet sadece hayatımızı değil, psikolojimizi de etkiledi.

İnsanlık tarihinde belli kriz dönemlerinde belli bağımlılıklar türemiştir. 19 yüzyılda emperyalizmin dayatmasıyla afyon bağımlılığı tüm dünyayı sarsmıştı. İkinci dünya savaşını takip eden yıllarda ise LSD kullanımı başı çekti. Daha sonra LSD kullanımını da eroin kullanımı takip etti. Soğuk savaşın hâkim olduğu 1970’li yıllarda eroin insanlığın acısını dindiren bir uyuşturucuydu. İlerleyen yıllarda eroin kullanımını ekstazi takip etti. 1990’lı yıllarda kentleşme ile onun getirdiği yabancılaşma ve acımasız rekabet ortamı egemendi. Bu dönemin acısını dindirende ekstazi oldu. Ekstazi ve kokain yakınlaşmayı artırması ve insanı hızlandırarak rekabette taraf olmayı sağlaması gibi etkilerinden dolayı bu dönemde hâkim bir uyuşturucuydu.

Şehirleşmenin gittikçe arttığı, boş arsaların hızla yok olduğu, sosyalleşmenin gittikçe azaldığı 2000’li yıllardan sonra ise insanlığa damgasını vuran internetti. Kolaylık adına ortaya çıkan ama toplumun hayatını tümüyle kavrayan sanal ortam bu döneme ismini yazdırdı. Yaşamı kolaylaştıran sanal ortamın yaşamın bizzat kendisi olması gecikmedi.

Yaşadığımız bu çağda her şeyde sanallığın damgası var. Yaşantılarımızı sanal ortamlar belirliyor. Yaşamımız sanal ortamlarda geçiyor. İlişkilerimiz, iletişimimiz, sanatımız, eğitimimiz hep sanal hale geldi. Dilimiz sanal ortamın ürettiği kelimeler ile dolu.

Sanal kimlik, kendini ifade etme biçimi olarak seçilen bir yöntemdir. Bir yalan veya aldatma değil, kendini ifade etme biçimidir. Olmak istediğimiz ile olduğumuz arasındaki fark. Olmak istediğimiz her zaman doğru mudur veya mükemmel midir? Kesinlikle değildir. Aslında içimizdekidir. Peki içimizdekiler sahte midir? Gerçek değil midir? Bunu gerçek olarak kabul etmemek, romantizme de ihanettir. Hangi aşk gerçektir ki? Aşk gerçek olsa o kadar büyülü olabilir miydi? Gerçek olan sevgidir ve verebildiği haz da ortadadır.

Ergenlik çağına has problemler ve kuşak çatışması gibi nedenlerle aileyle paylaşılacak fazla bir şeyin kalmaması, arkadaşlık kurmada güçlük çekme ve içe kapanıklılık gibi sebeplerle kendini yalnız hisseden ve bu yalnızlığını sosyal hayat içerisinde gidermekte güçlük çeken gençler rahat bir şekilde internete bağımlı hale gelebilmekteler.
Okul, bir öğrenme ortamından ziyade yarış pistine benzemektedir. Okuldan arta kalan zamanlarını dershanelerde geçiren gençler için internet kolay ulaşılabilir bir eğlence halindedir. Yeterince ufuk ve ideali olmayan, geleceğe dair beklentilerinin karşılanmayacağı endişesi taşıyan, belirli bir gayesi, ideali ve zamanını dolduracak anlamlı bir işi olmayan gençler için internet büyülü gözükebilmekte ve internettede oyun-eğlence türünden etkinlikler ağırlık kazanmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.