Birkaç hafta sizlerle paylaşmak istediğim konu; mutasavvıfların da Kur'ân ve sünnetten ihtisas alanı olarak seçtikleri ve titizlikle üzerinde durdukları Müslüman şahsiyetin bünyesinde barındırması gerektiği bazı ahlaki erdemleri, tedaviye çalıştıkları bazı kötü huyları Muhammed Ali el-Haşimi'nin "Kur'ân ve sünnete göre Müslümanın şahsiyeti" isimli kitabının tercümesini özetleyerek zikretmek istiyorum :

1- Sadık (doğru) olmak:

Müslüman adam herkese karşı dürüsttür, çünkü onun inandığı İslam, doğruluğun, tüm erdemlerin başı, güzel ahlakın temeli, dolayısıyla cennete girmenin vesilesidir. Yalan ise fasıklığa götüren, nihayet cehenneme girmesine vesile olan kötü bir karakterdir. Hadis şerifte "şu bir gerçek ki doğruluk, insanı iyiliğe götürür, iyilikse cennete götürür. Adam doğru davranır nihayet Allah'ın yanında sıddik olarak adı yazılır."  Yalan ise insanı fasıklığa iletir, fasıklık ise ateşe girmeye sebep olur. Adam yalan söyler öyle ki Allah'ın yanında ismi "kezzab" (yalancı) olarak yazılır.

2) Hile Etmez, Aldatmaz, İhanet Etmez

Müslim’in başka bir rivayetinde Rasulullah (s.a.) bir yiyecek küfesinin önünden geçti. Elini küfeye sokunca parmaklarına bir yaşlık geldi. Buyurdu ki:

“Bu ne, ey yiyecek sahibi?” dedi. Adam:

Yağmur yağdı, ya Rasulullah, dedi. Buyurdu ki:

“İnsanlar görmesi için (yaşlığı) yiyeceğin üstüne getiremez miydin? Bizi aldatan bizden değildir.”

Rasulullah (s.a.) hile ve sahtekarlığı şiddetle kınamış, dünyada Müslüman toplumundan atmakla yetinmemiş ve bilakis sahtekarların kıyamet günü ellerinde sahtekarlık bayrağıyla haşrolunacaklarını, o günde müminlerin onları göstererek bağıracaklarını ve dikkatleri onların üzerine çekeceklerini haber vermiştir.

“Her sahtekarın kıyamet günü bir sancağı vardır. Bu filanın sahtekarlığı denir.” (Buhari, Müslim)

Başka bir hadisinde;

“Üç kişinin kıyamet günü hasımları benim: Bana söz verip sözünde durmayan, hür bir insanı satıp parasını yiyen ve bir işçi kiralayıp çalıştırdıktan sonra ücretini vermeyen.” (Buhari)

3) Hased Etmez

Müslümana yakışmayan bu sıfatlardan biri de haseddir. Bunun için Rasulullah hasetten Müslümanları son derece sakındırmış ve şöy­le buyurmuştur:

"Hasedden sakının! Çünkü haset, ateşin odunu yemesi gibi iyilikle­ri yer bitirir." (Ebu Davud).

Nefsin hile, hased, ihanet ve düşmanlıklardan temiz olması Müslümanın sıfatlarındandır. Bu temizlik Müslümanı cennete götürecek­tir. Bu sıfatlan taşıyanlar geceyi ibadet, gündüzü oruçla geçirmeseler de bu özellikleri sayesinde cennete gireceklerdir. İmam Ahmed ve Neseî, Enes b. Malik’den (r.a.) rivayet ettiler. Enes dedi ki: “Rasûlullah’la (s.a.) oturuyorduk. Buyurdu ki:

"Şimdi size cennet ehlinden biri gelecektir.

Ensardan biri çıkageldi. Sakalından abdest suyu damlıyordu. Ayak­kabılarını sol eline almıştı. Ertesi gün Nebi (s.a.), aynı şeyi söyledi ve o adam aynı hâlde çıktı. Üçüncü gün yine Nebi (s.a.), önceki sözünü söyledi. O adam yine aynı hâlde çıktı. Nebi (s.a.) kalkınca Abdullah b. Amr b. As (r.a.) onu takip etti ve dedi ki:

-Babamla tartıştım ve üç gün eve girmeyeceğime yemin ettim. Eğer beni bu müddet geçinceye kadar evine alırsan seninle geleyim. O, ‘Peki! dedi."

Abdullah daha sonra, onunla üç gece kaldığını bu müddet boyunca , adamın geceyi ibadetle geçirmek için kalkmadığını sadece uyanınca, sabah namazı için kalkıncaya kadar, Allah'ın (C.C.) ismini zik­redip tekbir getirdiğinden bahsetti ve şöyle dedi: ‘Şu kadar var ki, ağ­zından sadece hayır söz çıkardı. Üç gece geçtikten sonra neredeyse onun durumunu hakir görecektim.’ Ona dedim ki:

-Ya Abdullah! Babam ile aramda bir dargınlık olmadı. Fakat Rasûlullah’ı (s.a.) üç defa, 'Şimdi size cennet ehlinden biri gelecek de­diğinde üçünde de senin çıkıp geldiğini gördüm. Ve senin yanında ka­lıp yaptığını görmek ve senin yaptığını yapmak istedim. Senin büyük bir amel işlediğini görmedim. Seni Rasûlullah’ın (s.a.) söylediği mer­tebeye ulaştıran nedir?

-‘Gördüğünden başka bir şey yok’ dedi. Fakat ondan ayrılmak üze­reyken bana dua etti ve şöyle söyledi:

-Gördüğünden başka bir şey yok. Ancak ben Müslümanların hiçbi­rini aldatmayı düşünmem. Allah'ın verdiği bir iyilik için hiç kimseye haset etmem, dedi. Abdullah dedi ki: Seni o dereceye ulaştıran işte bunlar. Bizim yapamadığımız şeyler.”

Bu hadis-i şerif, nefsin kin ve hasetten arındığı, kalbin düşmanlık ve ihanetten kurtulduğunda kulun Allah nezdinde ameli az da olsa ma­kamının yükseleceğine işaret eder. Cennete az amel ettiği, fakat insan­lar kendinden zarar görmediği için kalbinin temizliğiyle giren bu adam ile gece namaz kıldığı ve gündüz oruç tuttuğu hâlde, komşularını ra­hatsız ettiği için Peygamber’in (s.a.), "O ateştedir." dediği kadını kar­şılaştırınca bunun manası daha açık olarak ortaya çıkar.

İslâm terazisinde kefesi daima ağır basan insan; sadık, saf ve nefsi hile, ihanet, hased ve düşmanlıktan temizlenmiş bir insandır. Bu insanın ibadeti az da olsa kefesi ağır basar. Göğsü kin ve hased ile do­lu ve diğer insanları rahatsız eden bir kişi ise ibadeti çok da olsa kefesi hafif kalacaktır. Çünkü o duvardaki hafif ve içi boş bir tuğlaya benzer. Ve onun gibileri bu duvarın yıkılmasına sebep olur…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatime geçici 2019-03-12 10:33:27

Allah razı olsun hocam.İhtiyacımız olan hakikatler bunlar

banner187

banner186