Müslümanın şahsiyetlerinden; 1- Sadıktır (doğrudur), 2- Hile Etmez, Aldatmaz ve İhanet Etmez, 3- Hased Etmez, 4) Müslüman Nasihat Eder, 5) Müslüman Sözünü Yerine Getirir, 6) Müslüman Güzel Ahlâk Sahibidir başlıklarını geçtiğimiz haftalarda işlemiştik. Bu hafta kaldığımız yerden devam edelim inşallah :

 7) Müslüman İnsanlara Karşı Yumuşaktır :

Gerçek Müslüman letafeti gerektiren yerde latif, yumuşaklığı istenildiği yerde yumuşak ve temkinin gerekli olduğu yer de temkinlidir. Çünkü letafet, yumuşaklık ve temkin Allah’ın kulları üzerinde göstermeyi sevdiği iyi hasletlerdendir. Bunlar ahlakın güzelleşmesini sağlar. İnsanı diğer insanlara yaklaştırır ve onlara sevdirir:

“İyilik ve fenalık bir edep değildir. Ey inanan kişi! Sen fenalığı en güzel şekilde sav, o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin yakın bir dost gibi olduğunu görürsün. Bu ancak sabredenlere vergidir, bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir.” (Fussilet, 34-35).

“Allah yumuşaklık sıfatına haiz kimselere başkalarına vermediği sevapları vererek mükafatlandırarak, başka güzel hasletlere vermediği mükafatı verir." (Müslim).

Peygamber (s.a.v.) yumuşaklığı överek onu her şeyin ziyneti kılmış ve bulunduğu her şeyi süsleyeceğini beyan ederek onu insan nefsine sevdirmiştir.

Rasulullah (s.a.v.), Müslümanları daima muamelelerinde yumuşaklığa teşvik eder. Şartlar ne kadar sinirleri bozucu ve ne kadar tahrikkar olursa olsun, Müslümanlar nezaketi elden bırakmamalıdırlar.

Ebu Hüreyre’nin (r.a.) şöyle dediği rivayet olunur.

Bir bedevi mescidde küçük abdestini bozdu. Oradakiler onu engellemek için kalktılar. Nebi (s.a.v.) buyurdu ki:

“Bırakın onu, bevlinin üzerine bir kova su dökün. Sizler ancak kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz. Zorlaştırıcı olarak değil.” (Buhari)

Şiddet, kaba kuvvet, ayıplamak ve bağırmak azarlamakla değil, yumuşaklık, kolaylık ve hoşgörü ile kalpler fethedilir ve insanlar Hakk’a davet edilir.. Bu konuda şu hadis her şeye ışık tutmaktadır.

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” (Buhari, Müslim)

Çünkü insanlar tabiatları gereği kabalıktan ve sertlikten nefret ederler. Yumuşaklık ve inceliğe ısınırlar. Bu yüzden Cenab-ı Hak peygamberine şöyle buyuruyor: “Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi.” (Al-i İmran, 159)

8) Müslüman Merhametlidir :

Dininin emirlerini anlamış Müslüman, kalbi merhamet taşan bir in­sandır. Çünkü yerdeki merhametin gökteki merhamete sebep olacağını ve gökten rahmet damlalarının üzerine akacağını bilir.

"Sen yerdekilere merhamet et ki, gökteki de sana rahmet etsin." (Taberani).

Çünkü dininin hükümlerinden olan:

"İnsanlara açmayana Allah da acımaz." (Taberani)

"Merhamet bedbahtlardan (cehennemliklerden) başkasından alın­maz." (Buhari, Edebü'l-Müfred) gibi emirleri bilir Müslüman.

Bilinçli Müslüman merhamet sahibidir. Sadece ailesine ve yakın­larına merhametle yetinmez, merhameti bütün insanlığa ulaşır. Çünkü peygamber yolu, merhameti bütün insanlığı içine alacak şekilde genelleştirmiştir. Ebu Musa el-Eşarî (r.a.) Peygamber’den (s.a.) rivayet ediyor:

"Birbirinize acımadıkça (tam) iman etmiş olmazsınız."

Sahabe:

Ya Rasûlallah! Hepimiz merhametliyiz, dediler. Buyurdu ki:

"Asıl merhamet, birinizin arkadaşına olan merhameti değildir. Asıl merhamet, bütün insanlara, herkese acımaktır." (Taberani).

Bir bedevi Nebi’ye (s.a.v.) geldi ve:

Siz çocuklarınızı öper misiniz? Biz onları öpmeyiz, dedi.

Nebi (s.a.):

"Allah senin kalbinden acıma duygusunu çıkarmışsa ben ne yapa­yım?" buyurmuştur (Buhari, Müslim).

Akra’ b. Temimi (r.a.) onun yanında otururken, Rasûlullah (s.a.) Haşan b. Ali'yi (r.a.) öptü, Akra’ dedi ki:

Benim on tane çocuğum var, hiçbirini öpmedim. Rasûlullah (s.a.v.) ona baktı ve sonra buyurdu ki: "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. (Acımayana acınmaz.)" (Buhari, Müslim).

Rasûlullah (s.a.v.) merhamet dairesini genişleterek bütün insanlara şamil kılmakla yetinmemiş, hayvanları da kapsamıştır. Buhari ve Müs­lim'in Ebu Hüreyre'den (r.a.) rivayet ettikleri hadiste Rasûlullah (s.a.) şöyle buyuruyor:

"Bir adam yolda yürürken son derece susadı ve yolda bir kuyu bu­lup oraya inerek içti. Sonra da çıktı. Çıktığında susuzluktan toprak yi­yen bir köpek gördü. Ve, bu köpek susuzluktan benim düştüğüm duru­ma düşmüş, dedi ve kuyuya inip mestine su doldurdu onu ağzıyla kuyu­dan çıkararak köpeği suladı. Allah onun bu amelini kabul etti ve onu bağışladı." Sahabe dedi ki:

Ya Rasûlallah! Hayvanlara yaptığımız iyiliklerden de bize ecir var mı? Buyurdu ki:

"Her canlı için ecir vardır." (Buhari, Müslim)

Aynı şekilde Buhari ve Müslim, İbni Ömer’den (r.a.) Rasûlullah’ın (s.a.) şöyle buyurduğunu naklettiler:

"Bir kadın, açlıktan ölünceye kadar hapsettiği bir kedi yüzünden azap gördü ve ateşe girdi. Ona -Allah daha iyi bilir- şöyle denir: Onu hapsettiğinde ne doyurdun ne su verdin, ne de yeryüzündeki haşerattan, küçük canlı hayvanlardan yesin diye bıraktın." …

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.