Her hafta birkaç madde altında işlediğimiz Müslüman’ın Şahsiyeti başlıklı yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz:

15) Haksız Yere Kimseye Fasık veya Kâfir Demez

Dilini küfür ve kötü sözlerden koruyan Müslüman, başkalarının hak­sız yere dinden çıkarmaktan da çekinir. Rasûlullah’ (s.a.), biri insan­lara fasık veya kâfir dediğinde, söylediklerini kendilerine döneceğini bildirerek Müslümanları sakındırmıştır:

"Bir Müslüman bir Müslümana kâfir veya fasık diye iftirada bulunmaz ki, iftira attığı öyle değilse, (iftirası) kendisine geri dönmesin." (Buhari).

16) Kusurları Örtücüdür

Gerçek Müslümanın sıfatlarından biri de utangaç olması ve İslâm toplumunda kötülüğü örtmesidir. Müslüman, Kitap ve Sünnet’in insan­ların namusları hususunda konuşanlar hakkındaki uyarılarını da hesaba katarak amel eder:

"Müminler arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte

onlara dünya ve ahirette can yakıcı azap vardır. "(Nur, 19).

Toplumda hayâsızlığı diliyle yayan, o işi yapmış gibi günahkârdır. Ali b. Ebi Talib (r.a.) der ki: "Kötü söz söyleyen ve o sözü yayan gü­nah bakımından eşittir." (Buhari, Edebü’l-Müfred).

İslâm toplumundaki fert hayâ sahibidir. Başkalarının ayıplarını ör­ter. Aşağılık şeylere tenezzül etmez. Müslüman, İslâm'ın kendisine verdiği başkalarının namusları hakkında konuşmaktan men eden bir ahlâkî yapısı vardır. İster duymuş olsun ister görmüş olsun, dilini günahı açıklamaktan korur. Zira Rasûlullah’ın (s.a.) şu hadisini bilir:

(Masiyetleri) Açığa vuranların dışında ümmetimin hepsi affedilmiş­tir. Biri gece bir iş işler. Sonra da Allah onun yaptığını örtmüş olarak, sabahlar. (Başkası ona): Ya filan! Sen dün akşam şöyle şöyle yaptın, der. Rabbi onu örterek geceler, sabahlayınca Allah'ın sırrını açıklar, işte bu (masiyeti) açığa vuranların işlerindendir." (Buhari, Müslim).

"Bir kul diğer bir kulun dünyada (ayıbını) örtmez ki, Allah da onun (ayıbını) kıyamet günü örtmesin. "(Müslim).

Ukbe b. Amir'e (r.a.) bir kavim gelerek:

Bizim, içimizde (masiyet) işleyen komşularımız var. Onları îmam'a şikâyet edelim mi? dediler. Ukbe şöyle cevap verdi:

Hayır, Rasûlüllah’ı (s.a.) şöyle buyururken işittim:

"Müslümanın, bir ayıbı görüp onu örtmesi, canlı olarak gömülmüş birini kabrinden diriltmesi gibidir. " (Buharî, Edebü'l-Müfred).

17) Kendisini İlgilendirmeyen Şeye Karışmaz

Şuurlu ve İslâm'a bağlı ve Rabbinin rızasını gözeten bir Müslüman, kendini ilgilendirmeyen şeye müdahale etmez. Burnunu insanların özel işlerine sokmaz. Onlar hakkında söylenen ve yayılan şeylere al­dırmaz. Çünkü İslâm ahlâkına tutunmak için onlardan kaçınır. O, kendisini bu boş, faydasız ve ucuz gevezeliklerden koruyan İslâm ahlâkının kaynaklarına iman eder:

"Kişinin Müslümanlığının güzelliği, kendini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesidir..." (Malik, Ahmed, Taberâni).

18) Gıybetten ve Laf Taşımaktan Uzak Durur

Müslüman gıybet ve laf taşımaktan uzaktır. Çünkü o, yetiştirilme adabı ve İslâm ahlâkına bağlılığı ile bu gibi basitliklerden yüz çevir­miş, hayattaki büyük işlere talip olmuştur. Müslüman, daima Kitap ve Sünnet’in yoluna kulak veren, emrettiğini uygulayan yasakladığını terk eden bir insandır ve o şu ayetleri okur:

"Kimse kimseyi çekiştirmesin, hangi biriniz ölü kardeşinin etini ye­mekten hoşlanır. Ondan tiksinirsiniz. Allah'tan korkun, şüphesiz Al­lah tövbeleri daima kabul edendir." (Hucurat, 12).

Gıybetten nefret eder. Çünkü gıybet edenin ve insanı çekiştirenin gıybet ettiği kimsenin ölü etini yediğini bilir ve hemen tövbeye yönelir.

Müslümanların hangisi daha üstündür? sorusuna Rasûlullah’ın (s.a.) verdiği cevaba kulak verin:

"İnsanların, dilinden ve elinden kurtulduğu kimse." (Buhari, Müslim).

Bu yüce öğüt karşısında Müslüman gıybete yanaşmaz ve insanları ra­hatsız etmez ve hatta gıybeti bulduğu yerde kovar ve Müslüman kardeşini arkasından korur, ona bazı diller uzandıkça ondan engeller. Müslüman kardeşini müdafaa eder. Çünkü Rasûlullah (s.a.) buyuruyor ki:

"Müslüman kardeşinin namusunu arkasından koruyan kimseyi, ateşten azad etmek Allah üzerine hak olur." (Ahmed, Taberâni).

19) Yalan Söylemekten Çekinir

Şuurlu gerçek Müslüman’ın sıfatlarından biri de yalan söz söyleme­mesidir. Çünkü yalan haramdır:

Rasûlullah (s.a.), iki büyük günah olan Allah'a şirk koşmak, anneye ve babaya asi olmanın peşinden bunu zikrederek öfke içindeki Müslümanları uyararak şöyle buyurur:

"Büyük günahların en büyüğünü size haber vereyim mi?"

Evet, ya Rasûlallah, dedik. Buyurdu ki:

"Allah'a şirk koşmak, anne babaya asi olmak." (Nebi (s.a.) yaslanı­yordu, doğrulup oturarak): "Dikkat edin! Ve yalan söz..." o kadar çok tekrar etti ki biz: "Keşke söylemeseydi.' dedik. (Buharî, Müslim).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199