Müslüman’ın Şahsiyeti başlıklı yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz:

20) Kötü Zandan Çekinir

Gerçek Müslümanın sıfatlarından biri de insanlara kötü zanda bulunmamasıdır. Çünkü o, şu ayetle amel eder:

Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı gü­nahtır. "

(Hucurat, 12).

Kötü zan etme ve insanlar hakkında gerçekten uzak şeyleri arkala­rından söylemek hususunda Peygamber (s.a.) şiddetle, sakındırmıştır:

"Zandan sakının. Çünkü zan sözlerin en yalan olanıdır." (Buharî - Müslim).

Nebi (s.a.) zannı, sözlerin en yalanı olarak kabul etmiştir. Sadık Müslüman’ın dilinden yalan kokusu olan sözler çıkmaz.

Bu sebeple şuurlu ve takva ehli Müslüman konuştuğu her kelimede ve verdiği her hükümde şu ayeti aklından çıkarmaz:

Bilmediğin şeyin ardına düşme. Doğrusu kulak, göz ve kalb, bun­ların hepsi o şeyden sorumlu olur." (İsra, 36).

21) Sır Saklar

Gerçek Müslüman sır saklamayı bilir ve birinin kendine emanet et­tiği sırrı, ifşa etmez. Sır saklamak kişinin mertliğini, şahsiyetinin kuvvetlendirir. "Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı gü­nahtır. " (Hucurat, 12).

Kötü zan etme ve insanlar hakkında gerçekten uzak şeyleri arkala­rından söylemek hususunda Peygamber (s.a.) şiddetle sakındırmıştır:

"Zandan sakının. Çünkü zan sözlerin en yalan olanıdır." (Buharî - Müslim).

Nebi (s.a.) zannı, sözlerin en yalanı olarak kabul etmiştir. Sadık Müslüman’ın dilinden yalan kokusu olan sözler çıkmaz.

Sır saklamak, selefin sadece erkeklerine mahsus değildi. İslâm nu­runu almış, kalb ve kafaları bu nur ile aydınlanmış kadın ve çocuklar dahi bu güzel ahlâkın gözle görülür örnekleridir.

İmam Müslim'in Enes’den (r.a.) rivayet ettiği şu hadiste bu durumu gayet açık bir şekilde görürüz:

"Kıyamet günü Allah katında insanların en şerlisi, kendisine sır ve­ren eşinin sırlarını yayan adamdır."(Müslim).

"Allah için tevazu gösteren bir kimse yoktur ki, Allah onun merte­besini yüceltmesin. " (Müslim).

Rasulüllah’ın (s.a.) yaşantısı, her yönüyle örnek olduğu gibi tevazuda da eşsiz bir örnek idi. Şefkat, yumuşak huyluluk ve hoşgörüde emsalsiz bir numunedir. Hatta oynayan çocukların yanından geçerken dahi, peygamberlik gibi yüksek bir derece onu çocuklara selâm ver­mekten alıkoymaz; onlara selâm verir, yumuşak davranır ve gönülleri­ni hoş ederdi. Enes (r.a.), çocukların yanından geçerken onlara selâm verir ve, "Rasûlullah (s.a.) böyle yapardı" dedi. (Buhari, Müslim).

22) Büyüklere Saygı Gösterir

İslâm, insanları hakir görmeyi değil; onlara hürmet etmeyi emret­miştir. Özellikle de takdir ve saygıya lâyık iseler. İslâm büyüğe, âli­me ve fazilet sahiplerine saygıyı İslâm toplumunda Müslüman şahsi­yetini kazandıran temel ahlâkî kurallardan saymıştır. Bu özelliğini kaybeden toplum, kendisini ayakta tutan en önemli değerlerinden biri­ni yitirmiş ve asliyetinden sıyrılmış demektir. Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyuruyor:

"Büyüğümüze saygı göstermeyen, küçüğümüze merhamet etmeyen ve âlimimizin hakkını bilmeyen benim ümmetimden değildir." (Ahmed, Taberâni).

Bir toplumda büyüğe saygı gösterilmesi, o toplum fertlerinin İnsanî ahlâk kaidelerini anladıklarının bir işaretidir. Nefislerinin yüceliği ve terbiyelerinin bir alâmetidir. Bunun için Rasûlullah (s.a.), bu manayı Müslümanların nefislerine yerleştirmeye çalışmıştır. Bunu yaparken de o İslâm toplumunun temelini yükseltmiş ve ahlâk direklerini de yerine oturtmuştur.

Büyüklere saygıda, Rasûlullah (s.a.), daha da ilerilere giderek onla­ra gösterilecek saygının Allah'a gösterilecek saygı olduğunu ifade bu­yurmuştur.

"İhtiyar Müslümana, Kur'ân ayetini terketmeyip, onunla amel eden hafıza ve adaletli devlet reisine ikram; Allah'a saygı göstermekten sayılır." (Ebu Davud).

23) İyi İnsanlarla Yaşarlar

Takva sahibi Müslüman’ın diğer bir ahlâkî davranışı da salih insan­larla ilişki kurup onlara yaklaşması ve onlardan dua istemesidir. Bu­lunduğu sosyal durum ve gururu ne kadar büyük olursa olsun, bunu yapmalıdır.

“Salih arkadaş ile kötü arkadaşın misali misk taşıyan ile körük üf­leyenin misali gibidir. Misk taşıyan ya sana hediye eder veya sen ondan satın alırsın. Ve yahut da onda güzel bir koku bulursun. Kö­rük üfleyen ise, ya elbiseni yakar veya onda pis bir koku bulursun (üzerinde)." (Buhari, Müslim).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner195

banner194