Kadim bir sorudur: “Ne olacak bu gençliğin hali?” Yönetenler, din adamları, sermaye sahipleri, anne- babalar, örgütler ve diğer tüm kesimler bu soruyu her daim yöneltmiş ve cevabını bulmaya çalışmışlardır.

Gençlik; büyük tercihlerin, sorgulamaların, teslimiyetlerin ve asi tutumların toplamıdır. Haliyle gençliğin içinde bulunduğu konum ve tutumlar bugünümüzü ve en önemlisi geleceğimizi etkileyecektir.

Türkiye ve dünya realitesinde gençliğin yönelimleri, arzuları, istekleri, tavırları her kesim tarafından dikkatle izlemiştir. Gençlik tasavvurları üzerinden ideoloji, moda, kültür, ahlak, eğitim ve çalışma koşulları başta olmak üzere tüm alanlar şekillendirilmektedir.

Küresel kapitalizm tasavvur ettiği gençlik kimliği üzerinden büyük bir tasarım gerçekleştirmektedir. Küresel kapitalizm; varoluşsal değerlerini yok eden, hazlarını doyurmayı temel ilke edinen, küresel sermayenin pazarı ve nesnesi haline gelen, yaşamında ahlaki bir çizgi ve sınır barındırmayan, toplumsal ilişkiler başta olmak üzere tüm sosyal ilişkilerinde “fayda”yı esas alan, dayatılan moda, müzik ve diğer kültür unsurlarını sorgulamadan alıp yaşayan bir gençlik hedeflemektedir.

Gençliğin dini- ideolojik tutumu tercihlerinde belirli olacaktır. Sürekli önüne konulan tercihleri kabul etmeye zorlayan oligarşik küresel sistemin oyuncağı haline gelmiş bir gençlikten bahsediyoruz. Bu tercihlerde gençliğin tercihini belirleyen; eğitim, sermaye sınıfı, küresel politikalar olmaktadır. Bu döngü öylesine hızlı hareket etmektedir ki kontrol etmek ve yönlendirmek için güçlü bir düşünce yapısına ve pratik alanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Gençlik, bir yandan kendisinden önce gelip geçen geleneğe yaslanmakta diğer yandan içinde barındırdığı değişimci iradeyle yeni ufuklara yol almaktadır. Gençliğin gelenek ve gelecek arasındaki bağlantı noktalarını sağlam temelleri dayandırması gerekiyor. Aksi halde bir yandan gelenekten kopmakta, kendi değerlerine yabancılaşmakta ve gelecek için ümitvar bir tutum içine girmemektedir.

Türkiye ve dünyada Müslümanlar gençlerin karşı karşıya bulundukları sorumluluk sahaları ve imtihan alanlarına ilişkin duruşlarını gözden geçirmek zorundadırlar. Müslümanların gençleri dini olarak temelsiz ideolojik gruplara yönlendirilip harcanmakta ya da küresel kapitalizmin gönüllü üyesi haline gelmektedir.

Müslüman bir gençliğin yetişmesi “sera” imkânları ve çerçevesi içinde mümkün olmayacaktır. Ne yazık ki sivil toplum örgütleri, tarikatlar, vakıflar, dernekler ve cemaatler; gençliği “seracılık” mantığı içinde yetiştirmeyi bir yöntem olarak benimsemiş bulunmaktayız. Gençliğin önünde bulduğu imtihanlar, açmazlar, zorluklar, günahlar, krizler ile Müslümanların gençliğin önüne koydukları arasında uçurumlar bulunmaktadır. Her şeyden önce yalıtılmış, yabancılaşmış bir tavırla iman eden, direnen, arayan, arınan bir gençliğin inşa edilemeyeceğini bilmemiz gerekiyor.

Evlenme yaşı gittikçe gecikmeye devam ediyor. Artık 20’li yaşlarda evlenmek hayal oldu. Okul bitsin, iş bulalım, birikim toplayalım derken yaş 30’u geçiyor. Ne yazık ki bu durum gençliğin psikolojik olarak dayanıksız, sorunlu olmasına yol açıyor. Eş arayışı psikolojik olarak 18’li yaşlarla birlikte başlıyor. Eşini yani diğer yanını bulma süreci ne kadar gecikirse bir genç için tamamlanma süreci de o kadar gecikiyor. Şu anda Türkiye’de bu süreç ne yazık ki ailenin oluşumunun engellenmesi ve mevcut ailelerin dağılmasına yol açmaktadır. Devlet ve ailelerin bu noktada bir an önce meselenin vahametinin farkına varmaları gerekmektedir. Gençler de cesaretlerini artırmalıdırlar.

Gençlik ilişki kurduğu düzlemlerde gençlerle alternatifler, tezler sunmaktan uzağız. İman ve ahlak bütünlüğünde Müslüman bir genci kimlik arayışlarını karşılayacak bilgi, hikmet, ilim, teori, felsefe, değer, anlayış ve tecrübenin oluşması zorunluluğu vardır.

Boşluk kabul etmeyen varlık âleminde müzik, mekân, eğitim, moda, eğlence, sinema, tiyatro, edebiyat, resim, fotoğraf gibi alanlarda gençliğin taleplerini karşılayamıyoruz. Karşılayamayınca gençlik bunu kendisine sunulan farklı alternatiflerden karşılamaktadır.

Türkiye gerçekliğinde “dindar gençlik” hedefinin realitede ne kadar karşılık bulduğu noktasında yapılan araştırmalarda olumlu göstergelere rastlayamıyoruz. Ancak insanın bütüncül olduğunu unutmadan ama dönemsel farklılıkları dikkate alarak yapılan değerlendirmeler medeniyet yürüyüşümüzün değerini ölçmeye fırsat vermektedir. Gençlik meselemiz bir dava hükmünde olup, bu davaya sahip çıkacak pratikler üretmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner187

banner186