Ülke olarak eskiye nazaran yaşam standartlarımız çok daha iyi..
Eskiden araçların yokluğundan şikayet ederdik şimdi ise çokluğundan şikayetçiyiz..
Çok katlı siteler rezidanslar, 5+ 1 ler yetmiyor 6+ 1 evler inşa edilemeye başladı..
Alıcısı var mı diyeceksiniz daha temelden 750 bin TL'den alıcı buluyor...
Eşyaya ulaşılabirlik noktasında hiç bir sıkıntımız yok..
Akıllı evler,akıllı arabalar,akıllı telefonlar,akıllı fırınlar,akıllı tahtalar vs..
Aklı eşyaya yükleme telaşına düştük, bütün çabalar  ülkenin en ücra köşesindeki insanı moderniteyle, teknolojiyle buluşturma gayreti yönünde olunca, bu arada akledemeyen ,düşünemeyen, manevi değerlerden bi haber, tüketici bir  nesil ortaya çıktı..


Çarpık yapılaşmanın ortadan kalkması için Kentsel dönüşüm kapsamında mahalleleri yok ettik..Mahalleyle birlikte komşulukları da  bitirdik. Biten komşuluklarla insanlar yalnızlaşmaya başladı.Yalnızlaşan insan psikolojik sorunlarını yenemedi..Yardımlaşma sahiplenme ortadan kalktı..İki çocuğu eşi tarafından öldürülen annenin feryadı hala kulaklarımızda çınlıyor..Kimse yardım etmedi,kimse sahiplenmedi, kimseye derdimizi anlatamadık..Hepiniz suçlusunuz diyordu..
Kentsel dönüşümde kasıt görüntü kirliliğini ortadan kaldırmak, çarpık yapılaşmayı önlemekti. Çarpık yapılaşmayı  ortadan kaldırırken şunu hesap edemedik galiba..Bu defa çarpık düşünceli sadist ruhlu, egoist,kendinden başkasını düşünmeyen,bencil, bana değmeyen yılan bin yaşasın demeye başladı insanımız..
Önce şehirler ruhsuzlaştı, kimliksizleştirildi..


Kimliksizleştirilen bir şehirde  kimlikli nesil yetiştirmek  daha da  zorlaştı..
İnsana manevi değerleri hatırlatan yapıtlar bir bir yok edildi..
İnsana ölümü hatırlatan mezarlıklar dahi alabildiğine  şehrin dışına itildi..
Camiler yükselen binalar arasında heybetini kaybetti..
Turgut Cansever'in şu sözü tam yerinde olsa gerek..
''Şehri İmar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, imar ettiğiniz şehir ihmal ettiğiniz nesil tarafından tahrip edilir''
Geldiğimiz nokta..
Kadın cinayetleri..
Çocuk cinayetleri..
Cinnet..
Öğretmen cinayetleri..
Sağlık çalışanına şiddet..
Sokak hayvanlarına işkence..
Babasını öldüren evlat, evladını öldüren anne..
İsteyen istediği yerde silah bulabiliyor, uyuşturucu maddeler peynir ekmek gibi satılıyor..
Hırsızlık olağan hale gelmiş durumda..
Aile yapısını çökertmek için birbiriyle yarışan TV Kanalları revaçta..
Bugün hangi gazeteye baksak, hangi TV kanalına geçsek, sürekli cinayet haberleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Düşmanını öldüren insanların haberleri değil bunlar. Kendi yakınını, kendi aile bireylerini gözünü kırpmadan öldüren insanların haberlerini izliyoruz.


Giderek artan sayıda cinayet işleniyor. Giderek artan sayıda insan kendi kanından, kendi ailesinden birilerini, bazen tüm ailesini yok ediyor, can alıyor, kan döküyor.
Yaşadığımız olaylar ve geldiğimiz nokta maalesef birbirimize olan saygı ve sevgi yerine maddi değerleri olan ve satın alınabilen tüketim araçlarının geçtiği ve birbirimizle olan insani ilişkilerin neredeyse yok olmaya yüz tuttuğu günler oldu. Her şeyin karşılığını ölçer, her şeyi satın alınır olarak görmeye başladık. Sevgi toplumundan uzaklaşıp tüketim toplumuna dönüştük. Acımasız, hatta zaman zaman vahşi bireylere dönüştük. İnsanlara, doğaya ve hayvanlara eziyet etmeyi, öldürmeyi, yok etmeyi doğal karşılamaya başladık. Kanıksadık.
Üstelik sadece tüketmeye yönelen, üretmekten, okumaktan, araştırmaktan, sorgulamaktan ve sormaktan uzaklaşan toplumların başına ne gelirse bizim de başımıza o geliyor. Değerlerimizi kaybediyoruz. Değersizleşiyoruz. Dolayısıyla kendimizi de değersiz hissediyoruz. İçine düştüğümüz kocaman boşlukları dolduramıyor son model cep telefonları, bilgisayarlar, teknolojik aletler.Açık açık söylemek gerekirse  yok ettikçe yok oluyoruz..
Ürettiğimizden daha çok tüketerek yok oluyoruz. Ektiğimizden daha çok biçtiğimiz için yok oluyoruz. Diktiğimizden daha çok kestiğimiz için, aynılıklara değil ayrılıklara odaklandığımız için yok oluyoruz. Topluca, toplumca cinnet getiriyoruz.
Geldiğimiz noktayı fark etmek belki bir adım atmamız için yardımcı olabilir. Belki olayları sadece bir bireyin cinneti olarak görmeyiz. Biraz daha birbirimize sarılmaya, tutunmaya ve hoş görülü olmaya ihtiyaç duyduğumuzu anlarız

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155