Geçen haftaki yazımızda belirttiğimiz gibi, herkesin kendine sorması ve doğru bir şekilde cevaplaması gereken 3 sorudan ikincisi: “Bu dünyaya neden geldik? ” sorusu idi. Bu soru da bir evvel ki: "Nereden geldik?" sorusu kadar önemlidir. Çünkü bu sorular ve doğru yanıtları birbirini tamamlıyor, dünya ve ahretin yaratılış sırrı, bunların doğru yanıtının yaşanmasında yatıyor...
Bazı insanlar: Allah benim cennete veya cehenneme gideceğimi biliyor ve bunu da alnıma yazmış. O halde beni bu dünyaya neden gönderdi ki!? diye soruyor. Böylesi bir sual selim akıldan beri mantıksız bir sualdir. Zira bizim dünyaya gelişimizin gayesi ve gönderilişimizin hikmeti ile Allah’ın sonumuzu bilmesi arasında bir bağ, bir münasebet yoktur. Soruyu sormak yetmiyor, sorgulamak ve derinlemesine irdelemek lazım. Sorgulamayan insan köleleşmeye mahkumdur. Her insan “Ben bu dünyaya neden geldim? Bu dünyadaki geçici misafirliğimin hikmeti nedir sorularını sorup sorgulamalıdır kendi kendine... Sorgulanmayan ve cevabı verilmeyen bir hayat hakikatten uzaktır. Böyle bir hayat, karşılığı olmayan çek gibidir, köleleşen bir beden iflasın doruğundadır...
Evet bu kısa sorunun yani "Neden Geldik?"in cevabı net ve kısadır:”Allah’ı tanımak için geldik”. Yeri, göğü, denizleri, yıldızları, ayı, güneşi, ağaçları, bitkileri, suyu, havayı daha sayamayacağımız her türlü nimetleri hizmetine sunduğu insanın, bütün bunların sahibi olan Allah(C.C.)’ı tanıması, onun birinci görevi ve yaratılışının temel sebebidir. O’nu tanımak için ilim okumaya, diyar bucak gezmeye, medrese veya üniversite mezunu olmaya gerek yoktur. Aklı başında olan herkes eğer aklını şeytana ipotek etmemiş ise kendine ve kainata ilk bakışıyla Allah’ını tanıyacaktır. Bedevi ümmi bir Arap şöyle diyor: "Deve dışkısı deveye, ayak izi yolcuya delalet eder de gökler burçlarıyla, yerler dağ ve denizleriyle yüce Allah’a delalet etmez mi?”. 
Şair de dizelerinde şöyle ifade etmiş:
Kudretin bilme ne hacet kürrei alem ile
Yeter ispatına halk ettiğin bir zerre bile 
Çünkü O’nun mührü vücudumuzda ve yaratılan her şeyde açık bir şekilde görülmektedir. Bazı rivayetlerde: "Kendini bilen Rabbini bilir" denilmektedir. Bırakın bir koca kainat üzerinde düşünmek, bir insan kendi yaratılışını düşünüp her azasının ne hikmet ve görevle yaratıldığını ibret nazarıyla baksa yaratıcısını daha iyi anlayacaktır ve görecektir ki bütün akıllılar, ileri zekalılar bir araya gelse, bir ömür boyu yaratıklardan birinin bir organını mevcut şekilden daha güzel ve faydalı bir şekle sokmak için çabalasalar bunu başaramayacaktır. Mesela ön dişler yiyecekleri kesmek için keskin, diğer dişler ise değirmen gibi yemeği öğütmek için yassı yaratılmıştır. Dil bunlar arasında bir değirmen teknesi görevini üstlenerek yemeği öğütme vazifesini gören dişlere aktarmaktadır. Dilin altına yerleştirilen salgı yapan güç,  yemeğin yumuşayıp boğazdan geçmesi için lüzumu kadar yemeği ıslatmakta hamura hazırlık vazifesini üstlenmiştir. Hangi ilim, hangi bilim, hangi alim ya da bilim adamı böylesi bir şaheseri meydana getirmeye muktedir olabilir ki?!

Hz. Ali efendimizin insana hitaben: “ Ey İnsan kendini küçük sanma! Sende büyük alemler gizlidir.” dediği gibi yüce Allah’ı tanımak için kainat sanatına bakmaya gerek yok. Kainat kadar esrarengiz olan insan yaratılışı üzerinde tefekkür ve tedebbür eden, bu şaheser sanatın sanatkarını görmemesi mümkün mü?!... 
Yüce Allah (C.C.) ‘’ Neden Geldik?” sorusunu şu ayetle cevaplıyor: “ Ben cinleri ve insanları başka değil ancak bana ibadet etmeleri için yarattım.” (Zariyat Suresi, Ayet 56)
Ayette geçen “ibadet”ten maksat bedeni ibadetlerden önce kalp ve akılla yapılan ibadettir. O da tüm bir evrenin zerrelerinden kürelerine kadar her şeyin Allah tarafından yaratıldığını, O’nun hiçbir ortağı ve benzerinin bulunmadığını, kulluğun ve mevcudatın bütün tezahüratlarının ancak O’na mahsus olduğunu bilip iman etmektir. Yani Allah’ı Yahudilerin, Hıristiyanların ve diğer batıl din mensuplarının tanıdıkları gibi değil, Kuran’ın ve İslam’ın Allah’ı tanıttırdığı gibi tanımak ve o doğrultuda bedeni ve mali ibadetleri yerine getirmeye çalışmaktır.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155