Türkiye`de 1980`den sonra uygulanan neoliberal politikalar sonucunda medya sektöründe sahiplik yapısı  büyük ölçüde değişmiştir. 1990`larda radyo ve televizyon yayıncılığında devlet tekelinin sona ermesinin ardından, büyük  holdingler  dikey ve yatay birleşmeler aracılığıyla sektörün tüm alanlarına egemen olmaya başlamıştır. Medya sektöründe çapraz birleşmeleri  engelleyen, basın özgürlüğünü ve medyada çoğulculuğu güvence altına alan ve medya sahiplerinin kamu ihalelerine girmelerini engelleyen yasal düzenlemelerin eksikliği nedeniyle büyük sermaye grupları ve iktidar arasında organik ilişkiler ağı olmuştur. Neo  - liberalizmin kamu sektörüne radikal bir biçimde dönüştürmesiyle birlikte özellikle yayıncılık alanı olmak üzere pek çok alanda kamu hizmeti ve kamu yararı anlayışı da terk edilmiştir. Medya sermayesi, tekelleşme ve uluslar arasılaşma yönünde bir eğilim göstermiş ve bunun sonucunda alternatif medya olanakları zayıflamıştır. Büyük sermayenin oyun  alanının genişlemesi sürecinde medyadaki çalışma ilişkilerinin yapısı da değişmiş ve sendikasızlaştırma  politikaları egemen olmuştur. Bu süreçte, medya yöneticilerinden oluşan yeni bir sınıf yaratılmış ve bu sembolik seçkinler, medyanın ideolojik işlevlerine yeni bir boyut getirmiştir.  Bütün bunlar, toplumsal eşitlik ve özgürlük gibi temel değerler üzerinde aşındırıcı bir etki yapmıştır. (Şen ve Avşar, 2012). 

Medya kurumları, ekonomik  varlıklar ve toplumu mobilize eden yapılar olarak ideolojik, ekonomik ve politik olmak üzere birçok amaç için kullanılmaktadır. Bu da tabii ki medyayı elinde bulunduran ve kontrol eden, bir başka deyişiyle, bilgininüretim ve dağıtımını elinde bulunduran güçlerle yakından ilgilidir. Mc chesney  ekonomi-politiğin iki ana boyutundan bahsetmektedir. Ekonomi politiğin birinci boyutu, medya  sistemlerini sosyal yapı içerisinde inceler. Bu,  ekonomi-politiğin, medyayı  toplumsal bütünle birlikte değerlendiren yapısını  ön plana çıkarır. Ekonomi-politiğin ikinci boyutu  ise sahiplik, devlet ve reklam veren ilişkisiyle medya ilişkisi üzerine odaklanır. Çünkü ekonomi-politikçiler, medya sahipleri, devlet ve reklam verenler gibi toplumdaki bazı güç odaklarının medya üretimini kendi çıkarları doğrultusunda etkilediği görüşündedirler. Bununla ilintili olarak kültürel üretim ve kuşkusuz bu çeşitli ve karmaşık güç ilişkilerine bağlı olarak şekillenir. (Çatal,2006 :3). 
Ekonomi politik yaklaşım, medyanın ekonomik ve ideolojik ilişkilerinin eserin söylemi  üzerindeki etkisine vurgu yapan, Marksist temelli  bir yaklaşımdır. Kapitalist güçlerin ellerindeki  fabrikalar ve  üretim araçlarının devamlılığını sağlamak amacıyla girişmedikleri yol ve yöntemler kalmamaktadır. Ekonomi politik yaklaşım bu durumu görmektedir ve kapitalistler medyanın ilişkisini irdelemeye çalışmaktadır. ''Gazetecilik bağlamında ekonomi politikçi yaklaşım, haberin, devletle ve medya kurumlarının sermaye yapılarıyla arasındaki ilişkiyi irdeler. İlgili basın kuruluşunun, ekonomik yapılanmasının medya pratikleri üzerindeki belirleyici rolü üzerinde yoğunlaşan ekonomi politikçi yaklaşım, izleyiciyi değil, iletinin hazırlanma sürecini ve bu sürece etki eden faktörleri merkeze alır. ''  (Arık, 2006 :43)

KAYNAK:
Muhammed Bilal  Arık (2006); Pınar Altuğ Olayı Bağlamında Çapraz Tekelleşmenin Habere Etkisi.
Zakir Avşar ve Fulya Şen (2012); İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi
Özen Çatal (2006); KKTC Radyo ve Televizyon Kanallarının Yayın Politikaları Sahiplik Yapısı ve Haber Üretim Süreçleri Küresel İletişim Dergisi                                        

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155